Anasayfa / Yazarlar / Yazıcıoğlu’na suikast davası

Yazıcıoğlu’na suikast davası

Muhsin Yazıcıoğlu ve beraberindeki beş kişinin göz göre göre dağ başlarında dondurularak katledilmesinin üzerinden dokuz yıl geçti. Bu katliamın sorumlularından bir kişi bile bulunamadı. Helikopter düştüğünde İHA muhabiri olan İsmail Güneş cep telefonu ile arayıp ölenlerimiz var yaralılarımız var diyerek yardım istemesine rağmen bulunmadılar. Bunun apaçık ve taammüden bir katliam olduğuna herkes kani oldu. Binlerce insanın katıldığı arama kurtarma çalışmaları ise helikopterin düşmediği dağlarda yapılarak kasten zaman kaybedildi. Nihayet işin sonunda köylülerin ısrarı ile cesetlerin bulunduğu yere iş işten geçtikten sonra gidildi.

Aslında helikopterin düşmesinin de kaza olması ihtimali neredeyse yoktur. Önce helikopteri düşürdüler sonra bulunmasını engellediler. Daha kaza haberi duyulur duyulmaz dönemin Kayseri Emniyet Müdürü Orhan Özdemir, Yazıcıoğlu’nun ayağı kırık vaziyette hastaneye kaldırıldığını açıklamıştı. Arama kurtarma çalışmalarını sonuçsuz bırakmak için yapılan bir açıklamaydı. Sonra elbette terfi etti, İkbal gördü ama taammüden katıldığı bu katliam için ne kendisi ne de diğer suç ortakları ceza görmedi.

Yazıcıoğlu ve arkadaşlarını oldukları değil olmadıkları dağlarda aratan dönemin Adana Jandarma Bölge Komutanı Tuğgeneral Ali Lapanta ise şimdi İyi Parti’de siyaset yapıyor. Arama kurtarma çalışmalarını düzenlemesi için dönemin hükümeti bir bakanı olay yerinde görevlendirmişti. Arananların öldüklerine kesin kanaat getirildikten sonra aramalar bir sonuca ulaştı. Aramalar başka yerde devam ederken helikopterin enkazında inceleme yapan, Yarbay Davut Uçum başkanlığındaki kaza kırım ekibi, enkazın bulunduğu yeri haber bile vermeden olay yerinden ayrılmıştı. Sonra bu Bay Davut Uçum 15 Temmuz 2016’da darbe gecesinde Cumhurbaşkanı Erdoğan’a suikast için Muğla’da ortaya çıkmıştı.

Yazıcıoğlu’na suikast için açılan soruşturmayı takipsizlikle kapatan dönemin özel yetkili Malatya’daki Cumhuriyet başsavcıları unvanlı Özden Doğan ve Şeref Gürkan ise FETÖ’den tutuklanmışlardı. Şimdi onların kapattığı dosya yeniden açıldığı için Yazıcıoğlu suikastı da yeniden gündemdeki yerini aldı. Yeni soruşturmadan bir sonuç çıkar mı? Aradan dokuz yıl geçtikten katillerin aleyhine olacak deliller büyük ölçüde belki tümüyle ortadan kaldırıldıktan sonra bu soruşturmadan olumlu ve adalete uygun bir sonuç beklemek aşırı iyimserlik olur. Ancak yine de hiç yoktan iyidir. Çünkü orta yerde bir katliam var ve bu katliamın suçluları aşağı yukarı bilindiği halde hiç ceza almamışlardır.

İşin can alıcı tarafı ise FETÖ’nni niçin Yazıcıoğlu’na suikast yaptırdığıdır? Yazıcıoğlunu sevenlerin sevmeyenlerin kendilerine göre haklı haksız gerekçeleri olabilir. Ama ahlaklı dürüst tutarlı birisi olduğu kuşku götürmez. Üstelik Yazıcıoğlu her hangi bir yerde yöneticilik yapmamış, ihale kararları vermemiş, hükümetlerin devrilmesinde veya seçim sonuçlarına rağmen yeni hükümetlerin kurulmasında figüranlık yapmamış birisiydi. Özetle böyle bir suikasta neden olabilecek bir idari görevi olmamıştı.

Uzun süre FETÖ’nün yanında kalan adeta oradan tekaüt olmayı hak eden Hüseyin Gülerce’ye göre: “Fetö elebaşısı F. Gülen, Muhsin Yazıcıoğlu’nu tek bir sebepten, kontrolüne girmeyen ve ileride kendisinin önünü kesecek lider şahsiyetlerden birisi olduğu için öldürtmüştür. Artık ortaya çıktı ki F. Gülen mehdiliğinin önünde engel gördüğü herkesi hedef almış.” (Star Gazetesi, 13 Nisan 2018)

Yazıcıoğlu suikastını bu haliyle FETÖ’den başkası zaten yapamazdı. Olayın meydana geliş tarzı bile FETÖ’yü tartışmasız sanık yapmaya yeterlidir. Yazıcıoğlu’nun geçmişte hükümetlerde yer alarak FETÖ aleyhine kararlar alan bir yönetici olmayışı, FETÖ aleyhine bir mücadelenin içinde bulunmayışı ister istemez Gülerce’nin söylediği gerekçeyi zayıflatmaktadır. Yazıcıoğlu geçmişte iktidarın bir unsuru olmadığı gibi aldığı oy yüzdesi ile de FETÖ için tehlike çanları çaldıracak bir durumda değildi

Gülerce’nin gerekçesinin zayıflığı ile FETÖ’nün bu işteki sorumluluğu ortadan kalkar mı? Asla kalkmaz. Yazıcıoğlu’nun katlinden sonra F. Gülen’in kazadan beş gün sonra “Bir ilahi tokatla dışarı atıldı, bir Perşembe günü vefat etti Cuma günü cenazesine ulaşıldı” diye uzayıp giden konuşmasında, Gülen’in bu katliamdan duyduğu memnuniyeti göstermesinin yanında Yazıcıoğlu’na karşı duyduğu kini de ortaya koymaktadır. Gülen’in merhum Yazıcıoğlu’na karşı duyduğu bu kin ve düşmanlığın hikayesi ise henüz açıklığa kavuşmuş değildir.

Hükümetler istese de her cinayeti engelleyemez. Dünyanın hiçbir yerinde her cinayeti engellemeye muktedir bir hükümet idaresi yoktur. Ancak hükümetlerin iktidar, adaletini, meşruiyetini,  cinayetlerin karanlıkta kalmamasını temin etmekle ölçülür. Geçmiş dönemlerde FETÖ’nün devlet içindeki görünmez iktidarı nedeniyle pek çok katliamı yaptığı sonra bunları ustalıkla örttüğü artık herkesin malumudur. FETÖ’nün devlet içindeki bu iktidarını kaybettiği de artık kesinleşmiştir. Bundan dolayı Yazıcıoğlu suikastının açıklığa kavuşturulmasını, katillerinin yargılanıp cezalandırılmasını engelleyecek hiçbir mazeret yoktur. Hükümet üzerindeki bu sorumluluğu yerine getirerek hem geciken bir görevini ifa etmiş hem de adaleti tecelli ettirmiş olacaktır. Helikopter kazası ile yaralanmış insanların beyaz karların içinde öldürülmelerinin vahşeti de karşılıksız kalmayacaktır.

Allah Yazıcıoğlu ve arkadaşlarına rahmet etsin. Mekanları cennet olsun.

İlginizi Çekebilir

Sevinelim ama…

Bu hafta sonrasında nihayet 3 puana tekrar merhaba diyebildik. Deplasmanlarda kazanamama serisini sona erdirdik hatta ...

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir