Anasayfa / Yazarlar / Yerimden kalkmıyorum ve Yahudi malı almıyorum

Yerimden kalkmıyorum ve Yahudi malı almıyorum

Ülkemizde anne ve babaların çocukları üzerinde oluşturduğu baskıları az çok analiz etme fırsatımız oluyor. Birçok aileye baktığımız zaman aman oğlum sigortan olsun, aman kızım servisin olsun düşüncelerinde hareket ediyoruz. Peki, bu durumda nasıl Yahudi malı almama durumumuz olabilir. Hayatımızda sebepler vardır. Sebeplere teşebbüs etmek fiilî duadır. Bu yazımda sizlerle iki çeşit dua inceleyeceğiz.

Bugün bir markete gittiğimizde etrafımızı yabancı ülkelerin markaları ile kuşatılmış durumda buluyoruz. Bu yabancı markalar aslında o kadar içimize girmiş ve bizlerde yer edinmiş ki artık bazı markaları Türk markası olarak algılar olduk. Elimize hazırı verdikleri için hiç birimiz kalkıp bir şeyler üretmeye çalışmadık. Bugün sıradan bir aile ile konuştuğumuz zaman memurluk, sigorta, yemek ve servis seçeneklerinin olduğu maaşlarının her ay düzenli ödendiği yerlerde çocuklarının çalışmalarını isterler. Olay böyle olunca her şey çok güzel gidiyor. Tabi ki sonrasında Müslümanların başlarına bombalar yağarken çıkıyoruz ve diyoruz ki Yahudi malı almıyoruz. Almayalım doğru söylüyorsunuz. Çocuklarımıza güven verelim arkalarında duralım. Ufak düşüncelerden kurtulmamız gerekiyor. Biz çocuklarımızı ufak şeylere, garanti hayatlara sürüklemeye devam edersek ilerleyen zamanlarda daha çok dışa bağımlı hale geliriz. Avrupa’ ya baktığımız zaman çocukların 18 yaşından sonra hayatta kendileri ile mücadele vermeye başlıyor. Burada anlatmak istediğim çocuklarını tamamen kendi haline bırakmak değil. Arkasında durun destek çıkın ve ona güvendiğinizi hissettirin. Bugün çevremize baktığımızda Türkiye’ye gelen göçmenlerin ilk etapta ticarete atıldığını açıkça görüyoruz. Büyümek ve dışa bağımlılığımızı azaltmak istiyorsak taşın altına elimizi koymamız gerekir. Yumurtanın kapıya dayanmasını beklemek bize ilerleyen zamanlarda büyük sorunlar çıkarabilir. Bu sorunlar büyümeden yerimizden kalkmalıyız ve etrafımızda ki sebepleri kullanmalıyız.

Sizlerle iki çeşit duayı incelemek istiyorum. Bunlar Fiili dua ve kavli dua olacak.

Fiili dua nedir?

Mumsema İslam arşivinden derlediğim bilgilere göre, sebeplere teşebbüs etmek fiilî duâdır. İslam arşivinde fiili dua şu sözler ile anlatılmıştır.” Allah, kâinatta meydana gelecek tüm olayları belli sebeplere bağlamıştır. Hem dünyada hem de içinde yaşanılan evrendeki her şey Allah’ın koyduğu sebep-sonuç (kanun ve kural) ilişkilerine göre şekillenir. Arzu ettiği bir şeyin olmasını isteyen kişi, onun sebeplerini de yerine getirmek zorundadır. Çocuk sahibi olmak isteyen kişinin evlenmesi, sınavda başarılı olmak isteyen öğrencinin derslerine çalışması fiili dua sayılır. Kişi, Allah’tan istediği şeyin gerçekleşmesi için Allah’ın kendisine öğrettiği sebepleri ve kanunları elinden geldiği kadar yerine getirip tamamlar, sonucunu da Allah’tan bekler. “İnsan için ancak çalışmasının karşılığı vardır. Kavli Dua ise Risale Haber tarafından şöyle açıklanmıştır. ”Kavlî duâ: Dil ve kalble yapılan duâ. İnsanın eli yetişmediği bir kısım ihtiyaçlarını istemesidir. Bunun en mühim tarafı, en güzel meyvesi şudur: “Duâ eden adam anlar ki, Birisi var, kalbinden geçenleri işitir, her şeye eli yetişir, her bir arzusunu yerine getirebilir, âcizliğine merhamet eder, fakirliğine medet eder.”  Sizlere bu dua çeşitlerini anlatmamın sebebi isteklerimizi sadece kavli dua olarak yapmamalıyız. Fiili dualarımızı devreye sokmamız gerek. Yabancı ülkelerinin ürünlerini kullanmayarak değil bunu sebep gösterip kendi markamızı fiili dua ile Allah’tan istememizdir. Sebepleri kullanmalıyız. Bir yola girmeliyiz ki Allah bizlere sonucu versin. Yerimizden kalkmadan bazı şeyleri protesto etmek, gücümüz varken uğraş vermeden sadece ellerimizi açıp beklemek bizi ileriye götürmeyecektir.

İlginizi Çekebilir

Evlatlarımız için dayanışma!

Bursa Şehir Gazetesi, birkaç hafta önce çok önemli bir konuyu gündeme taşıdı. Malum ilk ve ...

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir