Son Haberler

Yine Bir Şehir Potborisi

Bir zamanlar spor âleminde sıkça söylenen bir slogan vardı.

‘Ali Şen Başkan Fenerbahçe şampiyon’

Spor camiasında böyle ilgisiz korelasyonlar kendine her zaman taraftar bulmuştur.

Bursaspor için de böyle şeyleri duymuşluğum vardır.  Filan, fişman kişi başkan olursa Bursaspor şampiyon olur diyenlerin dertleri her zaman şampiyonluk mudur, yoksa bir şekilde, ‘bizim başkan büyük başkan’ olma ihtimali kontenjanlarından ‘bal tutan parmağını yalar’ hesabı mı, yoksa ‘postçakallığın’ en mümtaz raconlarından apartılmış  ‘her türlü yiyiciliğe hazırız’ türünde veciz bir slogan mıdır bilemiyorum?

Ama bildiğim bir şey var bu tür açgözlü basiretsiz ‘tamahkar timsahlar’, aynı zamanda timsah gözyaşlarının da failleridirler.

Peki, hem bu tür sloganların yaygın kullanımı hem de bu tür anlayışların kültürel kabul görmüş meşruluğu sadece endüstriyel bir hal almış ve dahi siyaset sarmalında renk değiştirmiş spor sektörüne ait bir durum mudur?

Birazcık etrafında olup bitenlere ‘selfie’siz bakıp, görmeye çalışanlar sanırım ‘bizim başkan’cılığın mucizevi beklentilerinin, sadece spor sektörü figüranlarına ait olmadığını görebilir.

Siyasetten, spora, vakıf/dernek işlerinden, oda/borsa işlerine kadar her yere sirayet etmiş bir sıradanlık sosyolojisidir bu.

Bizden olsun da çamurdan olsun.

Bu tür anlayışlar, nasıl olsa ‘başkan’ bizden olursa, bize de düşecek/bulaşacak bir takım güzellikler olacaktır düşüncesinin piyasaya düşen izdüşümüdür.

***

Bizim başkan/ büyük başkan, filan başkan olacak, memleket uçacak, fişman gelecek Urfa’ya deniz gelecek, cek, cak, ecek, acak.

Eller havaya eller havaya/cambaza bak cambaza bak

Hayaller Mimar Sinan, gerçekler Toki Timsah Arena

Al sana her taraf lale.

Bir büyük başkan yapar: Hep beraber alkış:

Bir başka büyük başkan yapılanı yıkar: Aynı meclis yine hep beraber alkış.

Öyle işte. Var biraz da sen oyalan şehircilikleri.

***

Teleferik fiyatları kaç para, otopark ücretleri ‘İskender’le yarışır mı sorularını boş vermeli miyiz?

Meclis gündemlerinde imar değişikliklerinin hep başköşe de yer tutmasına ‘ah ne güzel memleketim insanı imar/mamur işleriyle, hayır hasenatla pek meşguller’ deyip, plaketçi kervanlarında bir yer mi tutmalıyım?

Kentsel dönüşüm adı altında verilen kat imtiyazları, davetli/davetsiz ihale hileleri; elden ele, dilden dile dolaşarak, allem olup, kallem olup, bir de bakmışsın vatan millet sevdası işi olarak lanse edilmiyor mu?

Bu durumlarda ben, ‘daha fazla daha fazla katlar, imtiyazlar, ihaleler verilsin, memleket sevdalısı abilerimizin, ablalarımızın GSMH payları tavan yapsın’ demeyip de ‘Van Minut arkadaşlar, din kardeşiyiz’ demeye çalıştığım için kendimi kötü mü hissetmeliyim?

Tüm cadde, altı dükkân üstü şimendifer usulü aralıksız olarak beton binalara gömülürken, üstüne üstlük Yeşil Bursa eski haline dönüyor gibisinden verilen reklamlar ve dahi harcamalarını ‘oh ne ala, mualla’ diyerek ‘patlamış mısır mı gevelemeliyim’?

Ya hu kardeşim, hiç mi bişey demeyeceğiz, söylemeyeceğiz, sormayacağız?

Kurumsal hemşericilik gettolarında, partizancılık kümeleri içinde, dindarlık tekelcilikleri ve bilumum dağıtım konsirsuyumlarında vardiyalı bir defineci gibi, ‘bir sana bir bana’ lokmalarına tav olup, ‘verdikçe veriyor yarabbi şükür’ şakşakçılığında olmak zorunda mıyız?

Gördüğümüzü söylüyor, düşündüğümüzü paylaşıyorsak, şehir için daha iyi ne, nasıl olabilir diye kafa yoruyorsak, elleri kamusal kamusal kaşınanlara, akılları büyüdükçe büyüyoruz hormonluklarına çalışanlarına ortak olmak gibi bir derdimiz yok çok şükür.

***

Şehirleri tarumar hale getiren asıl sebeplerin en başında, toplumun hakkını kendi cukkasına, hanına, hamamına, ahalisine, ahbabına EFT yapmaktan başka bir projeye, faaliyete kafası çalışmayan asalaklar güruhunun büyük payı vardır.

Herkes ne yapıldığını biliyor.

Kendini bilenler de biliyor kendine yontanlar da.

Bir zamanlar bir gaspçı gruba söylemiştim, yazı vesilesiyle tekrar edeyim.

‘Biz hala ahiret gününe inanıyoruz. O çetin din gününe. Varın siz oyalanın oyalandığınız kadar.’

Deist olmak insanı bu günden kurtarır mı, o gün hep beraber göreceğiz?

***

Geçtiğimiz günlerde artık ehliyet ve pasaportların nüfus müdürlüğünden alınacağı haberlerini basından duymuşsunuzdur.

Benim bu haberden esinlenerek naçizane bir teklifim olacak.

Aile nüfus örneklerini de Belediyelerden mi alsak acaba?

Hani, birçoğumuz oraları nasıl olsa ailecek mesken tutmuş vaziyetteyiz de!

En azından bir istatistik veri elde etmiş oluruz.

Fena olmaz mı sizce de?

Hem bir bakarız, kayıtlara girmemiş dışarda kalan şanssız ailelerimiz hala var mıdır diye?

 

 

 

 

İlginizi Çekebilir

Çocuklar doğada çiçek açmalı

Binasız okul ve doğada ders kavramları üzerine yaygın teoriler olsa da, pratiğe dökülüp istikrarla devam ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir