Ziraat’ten tartışılan proje: Futbol

Borç batağındaki 4 büyükleri kurtarmak amacıyla yapıldığı çok ortada olan ancak Türk futboluna katkı ambalajı ile sunulan Ziraat Bankası ile Türkiye Futbol Federasyonu arasındaki borç yapılandırma anlaşmasına toplumun her kesiminden büyük tepki var. Tarıma ve bu ülkede tarımsal yatırıma ön ayak olması, tarım için projeler geliştirmesi beklenen Ziraat Bankası’nın futbol kulüplerini kurtarma girişimi vatandaşlar büyük tepkisini çekiyor.

 

Yıllarca fütursuzca borçlanan, zevki sefa ile yaşayan Türk futbol endüstrisi ve bu endüstrinin lokomotifi olan 4 büyük kulüp, bu savurganlığın sonunda batma noktasına geldi. Yüzde 80’i büyüklere ait olan borcun toplamının 10 milyar lira olduğu açıklandı. Har vurup harman savuran beyzadeler baktılar ki bu iş böyle gitmiyor kimse kredi borç vermiyor devletin kapısını çaldılar yine. Defalarca vergi ve sigorta borçları affedilen bir avuç mutlu azınlık, bu kez çiftçinin, köylünün, tarımın emrinde olması gereken Ziraat Bankası’nın öncülüğünde batırdıkları paraların ödenmesi için yine milyon dolarlar harcayıp üç beş topçu ile popüler olup tatlı hayatlarını sürdürmenin yolunu buldular.

Ziraat Bankası zaten işi olmadığı halde Türkiye Kupası’na yıllardır sponsor olarak kaynak aktarıyor. Oysa Ziraat Bankası elindeki kaynakları millete aktarmak, millet için proje üretmekle görevli bir kamu kuruluşu. Yaptığı işlerde kamu yararı olması olmazsa olmazı. Sanki iş öyle değil aynı zamanda Bankalar Birliği Başkanı da olan Genel Müdür Hüseyin Aydın, spor kulüplerini kurtarmayı kendine misyon edinmiş durumda.

Bugün geriye dönük 4 yıl zarar eden bir şirkete hiçbir banka yapılandırma da yapmaz kredi de açmaz. Oysa bahse konu olan kulüpler yıllardır zarar ediyor ve bu zararları nedeniyle batıyor. Köylü, çiftçi hacizlerle uğraşıp adeta kıvranırken, onlara derman olacak projelerin peşinde olması gereken Ziraat Bankası’nın kulüplerin peşine düşmesinin bir mantığı olmalı ama yok. Bugün iyi yönetilen şirket kulüpleri borçsuz olarak zirveye yürüyor. Başakşehir Kasımpaşa gibi kulüpler borçsuz alacak verecek dengelerini iyi yöneterek başarı hikayesi yazıyor.

Bir kamu kurumu olan Ziraat Bankası’nın buraya müdahil olması rekabet açısından da doğru olmasa gerek. 4 büyükler gerekirse küme düşmeli amatöre kadar gitmelidir. Kendi kendilerine yeniden yapılanmalılar. Devlet desteği ile tatlı hayat sürmelerine kimse imkan tanımamalıdır. Ziraat Bankası köylünün çiftçinin parasıyla bu kabadayılığı hiç yapmamalıdır. 4 büyüklerin borcu son 9 yılda 985 kat artmış. Böyle bir şirket olsa Ziraat Bankası’nın önünden geçemez. Genel Müdür Aydın, bu şirketle görüşmeye bile tenezzül etmez. O halde kulüplerin şirketlerden farkı nedir?

Önceki akşam Aspor kanalına çıkarak cilalı laflarla kulüpleri kurtarmak için Ziraat Bankası’nın attığı adımı anlatan Aydın’ın açıklamalarının tatmin edici olduğunu kimse söyleyemez. Beşiktaş’ı ağır bir borç yükü ile yüz üstü bırakıp bugün TFF’de de akıl dışı uygulamalarıyla tepki çeken Yıldırım Demirören’in açıklamaları da keza öyle. Demirören, Doğan Medya’yı satın alırken Vakıfbank’tan aldığı kredi oldukça iyi gelmiş olacak ki kamu bankalarına iyiden iyiye musallat olmuş durumda. İktidara yakınlık milletin kaynağını hak etmeyen bir sektöre aktarmak için yeterli olmamalıdır.

Hükümet Bankalar Birliği ve Ziraat Bankası ile TFF arasındaki bu utanç verici ve tepeden tırnağa milleti hiçe sayan anlaşmaya el koymalı, kulüplerin kendi başlarının çaresine bakmaları sağlanmalı, hatta daha ileri aşamaya gidilerek kulüpleri bu duruma düşüren yöneticilerin servetlerinden bu paraları ödemeleri sağlanmalı.

Bugün mevcut borçlarını ödeyemeyen ve transfer yapamayan kulüplere UEFA beklenmeden transfer yasağı getirilmeli, borçlarını ödeyene kadar da kendi yetiştirdikleri topçular dışında transfere harcama yapmalarının önüne geçilmeli. Devlet millet inim inim inlerken lüks yaşamlar, lüks arabalar, akıl almaz şımarıklıklar üretmekten başka bir işe yaramayan bu futbol sisteminin kendi kendine çökmesini ve buradan doğru bir sistemin yeşermesine izin vermeli, bu tür kurtarma operasyonları ile milletin sinir uçlarıyla oynamamalı.

Kamu bankaları bu işlere hiç bulaşmamalı ve özel bankalar muhatap oluyorlarsa kulüpler onlarla muhatap olmalı. Her kurum kendi sınırlarında kalarak milletin hizmetinde olmalı.  Son olarak Süper Lig ve altındaki 1. Lig Türk sporu diye pazarlanamaz. Milletin evlatlarına hizmet etmeyen spor organizasyonları sadece ticari uygulamalardır ve ticaret ticaret hukukuna göre işlemelidir.

UEFA kıskacında Avrupa’ya gitme imkanı kalmayan 4 büyüklerin bu arkadan dolanmayla yaptıkları sözüm ona manevrayı UEFA’nın yiyip yemeyeceğini göreceğiz. Ama millet yemiyor bilesiniz.

Ve son sözümüz sahi Ziraat Bankası petrol kuyusu buldu ya da darphane mi kurdu da sarar edecekleri çok ortada olan spor kulüplerinin borçlarına kefil olmaya onları ödemeye kalkıyor?

İlginizi Çekebilir

Çanakkale’de en çok şehit veren Bursa’nın dağ yöresinde dağcılar dedeleri için yürüdü

Çanakkale’de en çok şehit veren Bursa’nın dağ yöresindeki dağcılar, şehit dedeleri için 1620 rakımlı Dümen ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir