27 Mayıs ve Erbakan

“27 Mayıs Bakanlar Kurulu Toplantı Tutanakları” (İstanbul 2010) adlı kitaba göre 4 Mart 1961’de Başbakan Yardımcısı Orgeneral Fahri Özdilek başkanlığındaki Bakanlar Kurulu toplantısına, İTÜ, Makine Fakültesinden Doç. Dr. Necmettin Erbakan’da katılıp bir sunum yapar.
Erbakan sunumunda, “Türkiye’de motorlu vasıta üretimi ve bu kapsamda otomobil üretiminin, ülke sanayasinin gelişmesi ve otomobil üretimini anlatmış, otomobil üretilmesiyle birçok sanayi kollarına iş imkânı açılacağını, halk nezdinde sanayi gücü itibarını artırıp milli güvene sebep olacağını, uluslararası alanda da Türkiye’nin itibarının artacağını, üretilecek otomobilin de yakın doğu ülkelerine ihraç edileceğini belirtmiştir.”
Bakanlar Kurulunda, otomobil yapalım teklifini destekleyenler olduğu gibi, Türkiye’nin bu alanda yeterli tecrübe, bilgi birikimi, sermayesi, alt yapısı ve nihayet yeterli pazarı olmadığı için karşı çıkanlar da olur. Darbe lideri Cemal Gürsel’in teklife destek vermesi üzerine, otomobil yapılması kararı alınır. 3 Haziran 1961’de Ankara’da yeni bir toplantıda,
 Eskişehir Demiryolu Fabrikasının bu amaçla kullanılması, 29 Ekim 1961 Cumhuriyet Bayramı törenlerine yetiştirilmesi ve otomobil adının da “Devrim” olması kararlaştırılır. Devirmeyi marifet sayanlar, planlanan otomobil içinde devrim adını seçmiştir. Projenin, Devlet Demiryolları Genel Müdür Yardımcısı Emin Bozoğlu ve Doç. Dr. Necmettin Erbakan idaresinde yürütülmesi ve ihtiyaç duyulan 900 Bin TL’de ödenek ayrılır.
130 günlük süre içinde, 1000 kg ağırlığında, Warswa motoru örnek alınarak 50-60 beygir gücündeki motoru ile dört adet Devrim Otomobili üretilir. Birisi trene yüklenerek Ankara’daki 29 Ekim törenleri için getirilir. İddiaya göre protokol ve güvenlik nedeniyle otomobile yeterli benzin konulmaz.
Darbe lideri Cemal Gürsel, silah zoru ile kapısına kilit vurduğu TBMM’nin önünden devrim ile Anıtkabir’e gitmek, “devrimini” göstermek ister. Ancak kısa bir süre sonra, benzin bitince devrim yolda kalır. Sinirlenen Gürsel Devrime benzin konulmasını kabul etmez, ünlü vecizesini  “Garp kafası ile otomobil yaptık ama Şark kafası ile benzin koymayı unuttuk” orada söyler.
Devrimin üretilmesini istemez. Yüzlerce insanın üç aylık geceli-gündüzlü çalışması, bu arada 900 bin TL’lik ödeneğin boşa gitmesini hiç önemsemez. O istemedi diye devrim projesi ortadan kalkar, öyle tarihte bir anı olarak kalır.
Bir defa bir askeri darbenin “devrim” diye adlandırılması onu meşru etmez. Çünkü darbe halk egemenliğine karşı işlenmiş toplu bir suçtur. Sonradan bu suçun yargı konusu yapılarak hüküm haline getirilmemiş olması suçun niteliğini ortadan kaldırmaz. Bu darbe suçunun sonradan mahkeme konusu yapılmaması ayrı bir suçtur ve sonradan gelenlerin ayıbıdır.
Erbakan’ın bu konudaki tutumuda dikkat çekicidir. Hayatının hiçbir evresinde CHP’li ve darbe taraftarı olmamış 1960’da bir üniversite öğretim üyesidir. Siyasetin dışındadır. Ancak CHP’li ve darbeci olmadığından DP’ye taraftarlığı gerektiren bir fikri yapıya mensuptur.
DP’li tutukluların Yassıada’da işkence gördüğü, bazılarının işkence ile hayatını kaybettiği bir esnada Erbakan, darbecilerle iyi ilişki kurmakta bir sakınca görmemiştir. Erbakan’ın siyasi kariyeri için bu durum olumsuz ve oldukça vahim bir safha olmuştur. Halkın seçtiği bir iktidarın bir grup zorba tarafından bir gece baskını ile alaşağı edilmiş olmasını Erbakan belli ki sorun saymamış, o zorbalar ile işbirliğini tercih ederek yerli otomobil üretme hevesine kapılmıştır.
Ne zaman yerli otomobil yapımından söz edilse devrim olayı gündeme gelir. Yerli otomobil üretimine karşı olan bir lobinin kötü niyetinden, Gürsel’i etkilemiş olmalarından söz edilir. Erbakan’ın işte bu lobiyi etkisiz hale getirip 60 yıl önce Türkiye’de yerli otomobili yapmış olması anlatılır.
Ancak aynı Erbakan’ın on binlerce insanın büyük mağduriyet ve zulüm yaşamasına neden ve Türkiye’nin son elli senesine damga vurup, askeri darbeler dönemini başlatan 27 Mayıs zorbaları ile yerli otomobil yapma hayali ile nasıl işbirliği yapmayı içine sindirdiği üzerinde hiç durulmamıştır. Dönemin şartları içinde Erbakan’ın o zulümlere, mağduriyetlere engel olacak bir imkanı yoktur. Ancak hiç olmazsa o zalimlerle işbirliği yapmayabilirdi. Yerli otomobil yapma isteğini meşru bir iktidara bırakabilirdi.
Erbakan hoca, 27 Mayıs zorbalarının emrinde bir teknisyen gibi çalışmaya razı olmuştur. Millete karşı işlenmiş olan darbe suçuna ad yapılan devrim kelimesine bile bir itirazı olmamıştır. O dönemde bu adlandırma kendisine küçük bir ayrıntı olarak görünmüş olabilir. Birikimini 27 Mayıs zorbalarının emrine hatta hizmetine sunmuştur. Ateşe atılan Hz. İbrahim’in ateşini söndürmek için su taşıyan karıncayı, kendine misal almamıştır.
Yerli otomobil yapma isteğinin, siyasi tartışmalarından ayrı olarak ele alınması savunulabilir. Ancak teklif darbecilerden Erbakan’a gelmem, aksine teklifi Erbakan darbecilere yapmıştır. Otomobil yapmanın darbecilere nasıl bir siyasi saygınlık ya da propaganda imkanı sağlayacağını belli ki hiç önemsememiştir.
“Atatürk ilkelerinden/CHP’nin altı okundan sapıldığı ve irticanın azdırıldığı” gibi gerekçesi olan darbe yönetiminde yerli otomobil için bu kadar istekli davranan Erbakan’ın, darbe gerekçesini dikkate almayışının makul bir açıklaması olmamıştır. Tarihin garip bir tecellisi olarak Erbakan’da aynı gerekçeyle yapılan darbelere muhatap olmuştur. Kendi partisi dışında hiçbir siyasi çevrede Erbakan’a karşı yapılan askeri darbelerde, Erbakan’ın yanında yer almamıştır.
 

YORUM EKLE

banner19

banner24