Bilim kurgu senaryosu değil, kök hücre tedavisi

Unesco ve Loreal Türkiye tarafından seçilen “Yılın 6 bilim Kadınından biri Bursa’da; Yüksek İhtisas Eğitim ve Araştırma Hastanesinden göz hastalıkları ve cerrahisi uzmanı Gamze Dereli Can… Dr. Can’ın ‘hasarlı korneanın kök hücre ile yenilenmesi’ şeklinde tanımlanacak projesi Johnny Depp’in başrolünü oynadığı Evrim filmini hatırlatıyor bana; geliştirilmiş hücre yapısıyla vücut hasarları kendi kendini onarıyordu. Evli ve 2 çocuk annesi Dr. Can’ın çalışması uygulanabilir olduğunda bir takım göz ameliyatları tarihe karışacak görünüyor.

 

Söyleşi: Canan GÜLEÇ

 

Sizi, Loreal Türkiye ve Unesco’nun Türkiye’nin 2019 yılı en iyi 6 bilim kadınından biri olarak açıklamasıyla tanıdık. Bu ödüllendirme öncesine dönersek, Gamze Dereli Can kimdir?

Haziran 1986, Elazığ doğumluyum. Annem hemşire babam astsubay, emekli oldular. Bir kız kardeşim var, biyomedikal mühendisi. Memleketim Konya. 2010 yılında Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesinden mezun oldum. 2017 yılında Ankara Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde göz hastalıkları ihtisasımı, 2018 yılında Hacettepe Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü’nde Biyomühendislik Doktoramı tamamladım. Hali hazırda Bursa Yüksek İhtisas EAH göz hastalıkları biriminde göz hastalıkları uzmanı olarak çalışıyorum. İlgi alanlarım, kornea nakli, keratokonus, kornea kollajen çapraz bağlama tedavileri, kök hücre ile kornea yüzey onarımı. Evli ve iki çocuk annesiyim.

 

Araştırma fikrinin gelişim hikayesini anlatır mısınız?

Bir klinisyen olmama rağmen asistanlığımın ilk yılından itibaren içerisinde preklinik laboratuvar deneylerinin yer aldığı çalışmalar hep ilgimi çekmiştir. Sadece göz şikayeti olan hastaları muayene edeceğimi, tanı koyacağımı ve medikal ve/veya cerrahi tedavi uygulayacağımı düşünerek girdiğim göz hastalıkları ihtisası ve ihtisas süresinde gördüğüm ve klinisyenlerin elini kolunu bağlayan bir takım olumsuzluklar aslında bilimin asıl üretildiği laboratuvarların kapılarını açmama yardımcı oldu. 2014 yılında TÜBİTAK bursu ile “short term fellowship” programı kapsamında “Ocular Surface Research and Education Foundation (OSREF)” e Scheffer C.G. Tseng, M.D., Ph.D. direktörlüğü altında kabul edildim. Bu merkez göz doktoru ve çeşitli hücre bilimcilerin ortak olarak kurduğu, temel olarak göz yüzeyi hastalıklarını konu alan ve her türlü medikal ve cerrahi tedavinin yapılabildiği, hatta bir takım göz yüzeyi hastalıkları için Amerika’da referans klinik olarak seçilmiş bir bilim merkeziydi. Hücre bilimci doktor arkadaşlarımın yanında, ameliyatlara birlikte girdiğimiz göz hekimi arkadaşlarımın biyomühendislik, biyomedikal mühendisliği gibi mühendislik alanlarında doktora dereceleri mevcuttu. Bu ikinci doktora derecesinin aslında onların klinikte karşılaşılan problemleri laboratuvar ortamına kolaylıkla entegre edip, tedavi ve çözüm odaklı çalışmalarına olanak sağladığını fark ettim. Ve Türkiye’ye döner dönmez doku mühedisliği ve hücre kültürü alanında araştırmalar yapmaya başladım. Hacettepe Üniversitesi, Kırıkkale Üniversitesi, Yıldırım Beyazıt Üniversitelerinde birçok araştırmada yer aldım. Bir klinisyen olarak gündüz hastalıklara tanı koymak, tedavilerin kısıtlı kaldığı noktalarda sorunun aslında nereden kaynaklandığını tespit etmek ve bunu nasıl bir çözüm ile ortadan kaldırabiliriz sorusunu akşam saatlerinde mühendis arkadaşlarımla laboratuvarda tartışmak bir yaşam stilim haline dönüştü. 2017 yılında Bursa’ya geldikten sonra Bursa Teknik Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Arif Karademir ile tanıştım ve Biyomühendislik bölümü öğretim görevlileri sayın Dr. Gökçe Taner ve Dr. İsrafil Küçük ile bir araştırma ekibi kurduk. Daha önce var olan kök hücre çalışmalarım araştırma ekibinin de ilgisini çekti ve bu alanda bundan sonra yapmak istediğim çalışmalarla ilgili üniversite imkanları dahilinde destek verebileceklerini ilettiler. Sonrasında projemi yazdım ve her iki kurumdan da olurunu aldık, başvurumuzu yaptık. Unesco-Loreal de destekleme kararı aldı.

ZORLUKLAR, YENİ YÖNTEMLERİ DOĞURUR

Size ödül getiren çalışmanızda karşılaştığınız zorluklar oluyor mu?

Göz yüzeyi hastalıklarının tedavisinde kök hücre üretimi ve hastaya nakli ile ilgili araştırmalar 1997 yılından beri devam etmektedir. Laboratuvar ortamında kök hücrelerin üretilmesi ile ilgili ciddi zorluklar araştırmacıları sürekli yeni yöntemler aramaya teşvik ediyor. Bu zorluklara örnek verecek olursak; insan vücudundan kök hücre eldesinin zor olması, hücre kültürü sırasında kullanılan çeşitli kimyasallar, büyüme faktörleri ve hayvansal kaynaklı faktörlerin üretilen malzemenin insan vücuduna nakli söz konusu olduğunda risk teşkil etmesi, kök hücrelerin oldukça nazlı ve büyüme potansiyellerin yavaş olmasından ötürü laboratuvarda kök hücrelerin doğal ortamının taklit edilmesinin güç olması, optimum kültür şartları sağlansa dahi, üretilen sonuç hücre kültürü ürününün üretildiği yüzeyden sağlıklı ve bir bütün şeklinde kaldırılmasının ve hastaya nakil ortamına steril olarak naklinin güç olması, her basamakta karşılaşılan problemlere ikincil olarak deneylerin tekrar sayısının fazla olması ve tüm bu çalışmaların yüksek maliyet ile gerçekleştirilebiliyor olması diyerek anlatabiliriz.

 

Bu çalışmaları gerçekleştirdiğiniz kliniğin imkanlarını anlatır mısınız?

 

Kliniğimiz Bursa ve Güney Marmara Bölgesinde birçok göz hastalığı için referans merkez olarak görülmektedir. Kornea, katarakt ve refraktif cerrahi, retina, glokom ve okuloplastik cerrahi alanlarında çok çeşitli ve deneyim gerektiren cerrahilerin yapıldığı bir merkezdir. Erken doğan bebeklerin göz arkası muayeneleri, komplike katarakt ve göz içi mercek ameliyatları, kornea nakli, şant gerektiren glokom cerrahileri, retina cerrahisi, göz kapağı şekil bozuklukları ve tümörleri gibi çeşitli müdahalelerde bulunabilen bir hekim kadrosu bulunmaktadır. Ben gözün ön segmentinde yer alan kornea, katarakt ve refraktif cerrahi alanları ile ilgileniyorum. Nitekim laboratuvar çalışmalarım da genellikle kornea ve hastalıkları ile ilgilidir. Kliniğimizde kornea nakli, komplike katarakt cerrahileri, yer değiştirmiş veya kaymış göz içi merceklerinin düzeltilmesi, korneal kollajen çapraz bağlama tedavisi ve keratokonus takibi, excimer lazer ile refraktif cerrahi uygulamalarında bulunuyorum.

Çalışmanız uygulandığında ortaya nasıl bir ürün çıkmış olacak?

Göz yüzeyi kök hücre üretiminde dünyanın geldiği nokta hala oldukça tartışmalı ve optimum yöntemin ne olduğu araştırılıyor. Bizim araştırmamız ile Japonya’nın önderlik ettiği hücre tabaka teknolojisi ilk defa bir kontakt lens üzerinde denenecek ve kliniğe oldukça güvenli bir şekilde nakli yapılabilir bir materyal üretilmiş olacak. Bu noktada üretilen materyal sadece kök hücre rezervi olarak değil, ilaç rezervi olarak da kullanılabilir ve uzun süreli kontrollü ilaç salan bir hibrid malzeme olarak değerlendirilebilecektir. Laboratuvar çalışmalarında elde ettiğimiz, üzerinde ve içerisinde tedavi edici canlı hücreleri barındıran, doku mikro-mimarisini birebir taklit eden oldukça fonksiyonel bu doku mühendisliği ürünü, göz yüzeyi problemi yaşayan birçok hastada ameliyat gereksinimini ortadan kaldıracak ve girişimsel olmayan bir teknikle tedaviye imkan sağlayacak.

KÖK HÜCRE DOKUSU 15 GÜNDE HAZIR OLABİLECEK

Tedavi aşamasında hastaya nasıl bir uygulama yapılacak?

İlerleyen dönemde, göz yüzeyinde problem yaşayan hastalar kliniğe başvurduklarında yaklaşık 15 gün gibi kısa bir sürede kişinin kendinden alınmış kök hücre ve kan örneği ile arzulanan tedavi edici ürün üretilmiş ve kişiye nakledilmeye hazır bir hal alabilecek. Çok az miktarda alınan kök hücre topluluğu laboratuvar ortamında mikro-akışkan sistemler desteği ile yüzey modifikasyonu uygulanmış bir kontakt lens üzerinde tamamen insan kaynaklı faktörlerin desteği ile kimyasal faktörler ve hayvansal kaynaklı ürünlerden arınmış olarak üretilecek ve hücre tabaka teknolojisi ilk defa bir kontakt lens üzerinde gerçekleştirilmiş olacaktır. Bu şekilde üretim gerçekleştirildikten sonra kontakt lens kolaylıkla klinik ortama aktarılabilecek ve ameliyat gereksinimi olmadan kök hücre tabakasını üzerinde barındıran kontakt lens göz yüzeyine yerleştirilebilecektir. Hücre tabaka teknolojisi kontakt lens üzerinde uygulandığından üretilmiş kök hücre tabakası müdahaleye gereksinim olmadan kolaylıkla kontakt lens üzerinden bir tabaka halinde kalkarak göz yüzeyine yapışacaktır. Bu sayede doku mikro-çevresini ve metabolizmasını taklit eden fonksiyonel doku parçaları güvenli ve maliyet düşük olarak üretilmiş olacak ve şu an dünyada tartışmaların devam ettiği hücre kültür tekniklerine farklı bir bakış açısı yaratmamızı sağlayacaktır.

TIP LİTERATÜRÜNDE YANKI UYANDIRACAK

Uygulanabilir olduğunda tercih önceliği olacak mı sizce?

Malzeme üretimi, biyouyumluluk çalışmaları ve kök hücre kültürü bu proje kapsamında gerçekleşecek, akabinde hayvan deneyleri yapılacak. Sağlık Bakanlığı onayları alındıktan sonra da uygulamaya geçebilir. Düşük maliyeti, cerrahi gereksinimi ve kornea nakline ihtiyaç duyan hasta sayısını azaltacağından ötürü tercih edileceğine inanıyorum. Türkiye Sağlık uygulamaları, hasta memnuniyeti, hekim güveni ve dünya literatüründe yaratacağı etki bakımından kazanımların yüksek olacağını düşünüyorum.

Bu tedaviyi bekleyen kaç hasta vardır?

Kaç hasta bulunacağı ile ilgili bir rakamsal veri veremem. Ancak kornea ve yüzey hastalıkları bulunan hastaların göz kliniğine başvuruların yaklaşık üçte biri olduğunu düşünürsek, bunların içinden kök hücre tedavisine gereksinim duyacak hastalar hiç de azımsanacak bir oranda değil. Ayrıca dünyanın sağlık alanında kök hücre tedavilerine doğru hızlıca koştuğunu biliyoruz. Ödülle birlikte çeşitli araştırma gruplarından görüş ve çalışmalar için teklifler aldım. Ancak bu noktada sanayicilerin desteği çok önemli. Umarım çalışma ortamı ve giderler açısından daha fazla destek bulabiliriz.

“HERKESİN FİKRİ KELEBEK ETKİSİ YARATABİLİR”

Daha çok bilim kadınının buluşunu duyurması için sizce ne gibi desteklere ihtiyaçları var?

Öncelikli olarak bu toplumda herkesin birbirini dinlemeye ihtiyacı var. Etiketleme yapmadan saf haliyle insanların fikirlerine saygı duymalıyız. Küçük büyük, kadın erkek ayırım yapmadan herkesin kelebek etkisi yaratacak fikirleri, önerilerinin olabileceğini aklımızdan çıkarmamamız gerekiyor. Kurumsal veya toplumsal örgütler ile küçük veya büyük çaplı bilimsel toplantıların yapılması, bilim insanlarının sanayiciler ile daha sık buluşturulması, dünyanın öbür ucunda da olsa iki bilim insanının kuracağı ağlar ile fikir jimnastiği yapması, kadınlar olarak bizlerin de daha sosyal ve girişken olmamız sesimizi duyurmamız için gerekli.

“BİLİMİ KADIN OLARAK ÜRETMEK AVANTAJ VE AYRICALIKTIR”

Anne ve bilim kadını olarak zaman planlaması yaparken gerekiyorsa öz bakımından fedakarlık ettiğini söyleyen Dr. Gamze Dereli Can, laboratuvar çalışmalarını da çocuklarının uyuduğu saatlerde gerçekleştirdiğini ifade ediyor.

Ödül kazandığınız organizasyonun bir sloganı var; “Dünyanın bilime, bilimin kadınlara ihtiyacı var” diyorlar. Bilimin kadına neden ihtiyacı var? Kadın dokunuşu, bakışı bilime neler kazandırır?

Bizler araştırmacılar olarak veri ve imkanları en ekonomik şekilde kullanarak ve sorunu direkt hedef alan, basit mekanizmalar üzerinden karmaşık problemlere çözüm üreten insanlar olmalıyız. Ülkemiz kadınının yıllardır her dönemde, savaşta barışta, hastalıkta, sağlıkta en akılcı ve pratik çözümleri ürettiğine şahit olduk. Bilimi üreten ve geliştiren kadınların da pratik çözüm önerileri üretmesi hiç de şaşırılacak bir durum değildir. Bilimi kadın olarak üretmek bir avantaj ve ayrıcalıktır.

Kadının kendini bilime adaması noktasında karşılaştığı tutum nedir?

Kadının çalışma ortamı, laboratuvar ortamı ve ev ortamı arasındaki dengeyi güzel kurması çok önemli. Cerrahi deneyim kazanırken laboratuvar tecrübemi arttırmak, bu arada 2 çocuk sahibi olarak yavrularımın benimle geçireceği vakitten hiç taviz vermeden sorumluluklarımı yerine getirmek ciddi bir disiplin gerektiriyor. İşte bu disiplin içindeki temel formülü özetlemem gerekirse özveri ve aile desteği diyebilirim. Çevre tutumu olumsuz dahi olsa kadınların yılmadan usanmadan çalışmaya devam etmesi başarı ve mutluluğu getirecektir.

“ÇOCUKLARIMIN BENİMLE GEÇİRMESİ GEREKEN ZAMANA SAYGI DUYUYORUM”

Araştırmalarınız ve anneliğiniz arasında kaldığınız zamanlar oluyor mu?

Fedakarlık yaptığım tek nokta öz bakımım. Laboratuvar çalışmalarımı araştırma ekibimle birlikte çocuklarımın uyku saatlerinde gerçekleştiriyorum. Örneğin 21:00-24:00 arası veya hafta sonları 05:00-08.30 arası gibi. Çocuklarımın vaktinden bu güne kadar hiç çalmadım diyebilirim. Laboratuvar çalışmalarımın çocukların hakkına girdiğini düşündüğüm anda mola veriyorum ve rölantiye alıyorum. Bilimle ilgilenmek çok güzel ama asla taviz vermeyeceğim konu çocuklarım.

İlginizi Çekebilir

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir