Alfabe düşmanları geçmişlerini bilmiyor!

Sami dili yazısı olan Arapça yazının ilk olarak nerede ve nasıl ortaya çıktığı ve kimin tarafından icad edildiği kesin olarak bilinmiyor. Ebi-il-Abbas Ahmed bin Ali Kalkaşendi (ölümü: M.1418) eseri "Şuph-ül-âşâ" da yazının ilk olarak Hz. Adem tarafından kullanıldığını anlatır. Muhmammed bin Abdus el Cehşiyari ise eseri "El Vuzara vel-Kuttap" da aynı fikri ileri sürer. Ebul Hasan Ali bin Hüseyin bin Ali El Mesudi (ölümü: M.946) ise farklı olarak yazının ilk olarak Hz. Adem tarafından değil de Hz. İdris tarafından kullanıldığı tezini savunmaktadır. Bunlar tartışma konusudur.
Ne var ki kesin lengüistik bilgimiz dâhilinde olan şudur; MS. 2. ve 4. yüzyıllar arasında Nebati yazısından gelişen Arap Alfabesi 7. yüzyılın üçüncü çeyreğinden itibaren Emevi ve Abbasi imparatorlukları aracılığıyla Orta Doğu merkezli geniş bir alana yayıldı. Türkler ise 10. yüzyıldan itibaren İslam dini ile birlikte Arap alfabesini de Türkçe ses sistemine uyarlayarak benimsedi. Bunu izleyen 900 yıl boyunca Türkçe (Osmanlıca) Arap alfabesinin Türkçeye uyarlanmış bir biçimi ile yazıldı.
1 Kasım 1928 tarihinde 1353 sayılı "Yeni Türk harflerinin kabul ve tatbiki hakkında Kanun" ile de kaldırılarak yerine Latin alfabesi getirildi. Bu kanunun kabulüyle o güne kadar kullanılan Arap harfleri esaslı Osmanlı alfabesinin resmiyeti son buldu ve Latin harflerini esas alan Türk alfabesi yürürlüğe kondu.
Alfabe kanun ile değiştirilse de Osmanlıcayı insanların kullanmaya başlaması uzun zaman aldı. Hatta devlet bile buna alışmakta zorlandı. Yeni yazıyla banknotun basımı ancak 1937 senesinde gerçekleştirilebildi. (Bu arada 38’den sonra İnönü de kendi resmini koyuvermişti Türk lirasına. Hatırlatayım dedim de…)
Türk dilini geliştirmede bir kilometre taşı ve otorite kabul edilen ve TDK yayın kolu başkanlığı da yapan Nurullah Ataç dahi mektuplarını Osmanlı Alfabesiyle yazıyordu. Üstelik bu zat;
“Uydurma dil dediler mi, bir şey söylediklerini sanıyorlar. Evet, uyduracağız, bizim yaptığımız, uydurduğumuz kelimeler de yavaş yavaş halka işleyecek, eski Arapça, Farsça kelimelerin işlediği gibi. Onların yerini tutacak.” Demesiyle maruftur.
İnanmayan zahmet edip bir yerini kıpırdatarak (kast ı mahsusa parmaktır. İnternete girmek için klavye üzerinde kullanılacaktır.) araştırsın. Mesela İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin herkese açık olan çevrimiçi kütüphanesi (internet adresi: http://ataturkkitapligi.ibb.gov.tr/yordambt13/yordam.php?-ac=arama&bolumsanal=SB040) bu örneklerle doludur.
Buraya kadar işin alfabe kısmı gelir. Halk Osmanlıca kelimeleri daha da uzun süre kullanmış ve hala kullanmaya devam etmektedir. Osmanlıca ifade ettiğimiz bazı kelimelerin anlamını bugünün modern! lisanıyla karşılamaya imkan yoktur.
Bir Yunanlı, Rus, Hintli, Çinli başka alfabe kullanınca dert olmuyor da Arap harflerinin kullanılması dert oluyor. Nedeni malumdur.
Şimdi bir aklı evvel çıkıp da yeni bir harf inkılabı istediğimi falan zannetmesin. Artık bu iş için geç. Ne var ki yeni nesillerin aslını öğrenebilmesi için yapılması gerekli bir şey var;
Okullarda Osmanlıca mecburi hale getirilip öğretilsin. Geçmişini iyi bilmeyen geleceğini kurarken zorlanır…
YORUM EKLE

banner19

banner8