Baş rolümü kendim seçtim

İzlemekten keyif aldığım filmleri düşünüyorum da, en çok çirkin kızların başarı (güzelleşme) hikayelerini sevmiş, defalarca izlemişim. İster Türk sineması olsun, ister Amerikan, Kore yada Hindistan fark etmiyor. Her kültürde biz güzel olmayan kızların (tombul, zayıf, çirkin, koyu tenli, gözlüklü, çilli vs) sevip benimseyecekleri hikayeler üretmiş sinema endüstrisi.

Bir nevi anti kahraman olan bu kadın karakterlere baş rolü verip, hikayesini anlatmanın bir bedeli var elbet. Kızımız filmin bir noktasında (haddi olmayarak) sevdiği insan tarafından o kadar horlanıp incitilir ki birden herkese rest çekip uzaklaşır. Spora başlar, makyaj yapar, sağlıklı yiyecekler yer ve aniden değişmiş güzelleşmiş! Olarak geri döner. Eğer kendisinden yeterince uzaklaşabilmiş ve toplum standartlarını yakalayabilmişse, sonunda esas oğlanın dikkatini çeker.

Bu süreçte kızımız oğlandan kıyasıya intikam alırken, kızla özdeşleşen seyircinin de yüreği ferahlar, içten içe kendi intikamı alınmış gibi rahatlar. Belki de hazin sona hazırlamak istiyor senarist kim bilir.

Nihayetinde kız aslında kendisini gerçekte olduğu gibi sevmeyen ancak değişince sevebilen oğlanın sevgisine kani olur. Yani kız oğlanı sever, oğlan kızı sever ve bir araya gelirler.

Mutlu son gibi görünüyor değil mi? Peki öyle mi gerçekten.

Hikayemiz kız üzerinden ilerliyor, onun başarı hikayesi bu. Film boyunca, aşkının hedefi olan adam için dişiyle tırnağıyla mücadele eder. Yani film bize; “diğerlerine benzemeden sana ekmek yok” der aslında. Kız esmerse makyajla beyazlamış, çilliyse kimyasallar kullanarak yok etmiş, şişmansa zayıflamış, gözlüklüyse lens takmıştır. Bunun yanı sıra dişiliğini öne çıkaran kıyafetler giymeye başlamış. Konuşmasını, oturmasını, kalkmasını her şeyini değiştirmiş ve sinemanın bize dikte ettiği “güzel kadın” olmuştur.

Pardon sadece sinema mı dedim? Moda sektörü, reklamcılık sektörü ve daha birçok alanda yıllarca empoze edilen bu kadın algısı ne yazık ki artık genetik kodlarımıza kadar işledi. Artık hepimizin zihninde bir güzel kadın tipolojisi var ve her kadın belki farkında bile olmadan “o kadın” olmaya uğraşıyor. Yoksa estetik ameliyatların böylesine artmasını nasıl açıklayabilirdik. Yada makyaj sektörünün, kadınları farklı ırklardan gösterecek kadar ilerlemesini. (Hintli bir kadın, Uzakdoğulu bir kadın gibi görünebilir)

Artık güzel kadınlar bile yeterince güzel hissetmiyorlar. Çünkü hiçbiri; moda dergilerinde, reklamlarda ve filmlerde salınan, estetikli fotoşopla üretilmiş mükemmel! kadınlar kadar güzel değil. O zaman çok daha fazla para ve zaman çağımızın güzellik teamüllerine ulaşmak için harcanmalı. Ki biliyorsunuz bazen bu emekler korkunç şekilde de sonuçlanabiliyor. Gerçekte güzel olan bir kadın, uygulanan iğneler, botoks ve estetik ameliyatlarla tanınmayacak hale gelebiliyor. Ama ne gam, sonunda daha güzel olma ihtimali varsa her çaba kutsal!

Şimdi hikayeye geri dönelim, kızımız tüm bu aşamalardan kendisinden vazgeçmek pahasına geçer ve istediği adamı elde eder. Peki oğlan ne yapar bu arada? kızımız survivor adasına düşmüş gibi değişmek için çırpınırken oğlan etrafındaki diğer güzel kadınlarla vakit geçirir. İstediği kadını seçer ve alır. O kadınların yanında normalden biraz daha kibar olması, az bir şey de üstüne başına dikkat etmesi yeter. Ne makyaj, ne estetik operasyonlar gerekir kadınları ikna etmesi için. Hatta hipster tarzının moda olması vesilesiyle, bıyık ve sakal olabildiğine bırakılır ve af edersiniz traş olması bile gerekmez.

Kadına mahalle baskısı kurup hep daha güzel olmasını bekleyen sinema sektörü, erkekten var olması dışında bir değişim beklemez. Ama yine de biz bunu mutlu son biliriz, çünkü sonunda evlilik var!

Halbuki devam etse film ve izlesek evlendikten sonra ne oluyor. Gördüğümüz büyük ihtimal; “aklınız varsa evlenmeyin oğlum, bizim hatun evlenince bambaşka bir kadın oldu” diyen yeni evli gençlerimizden biri olacaktı. Dergi sayfalarında göreceği kadar güzel bir kadınla evlenen gencimiz, o kadının öyle görünebilmek için kaç saat uğraştığını bilemezdi tabi.

Popüler sinemaya göre güzel olmayan (aslında normal) bir kadın için baş rol yazılmışsa, genelde o kadını zaten güzel bir oyuncu canlandırır, film gereği önce çirkinleştirilir tabi. Normal kadın ancak yardımcı oyuncu olarak arzı endam eder sinemada, kendi hikayesi anlatılırken bile.

Her kadın ve erkeğin kendi hikayelerinin baş rolü olduğuna inanıyorum. Çarkların bunu bizden çalmasına izin vermeyelim, yoksa hep başkalarının hikayelerinde yardımcı roller oynamaya mahkum oluruz.

İlginizi Çekebilir

Aktaş’ın davetiyle Mehmetçik için dua

Büyükşehir Belediye Başkanı Alinur Aktaş, dün sabah Ulucami’ye davet ettiği Bursalılarla birlikte önce Mehmetçik için ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir