Gülen çocuk gözleri aşkına…

Megan Amerika’nın New Jersey eyaletinde yaşıyordu. Bir komşusu tarafından kaçırılıp, cinsel istismara uğrayıp öldürüldüğünde, henüz 7 yaşında bir kız çocuğuydu. Ailesi bu korkunç acı karşısında bağırlarına taş basıp oturabilirlerdi ama polis soruşturmasıyla ortaya çıktı ki Megana bu kötülüğü yapan cani sapkın, önceden de defalarca çocuklara karşı cinsel suçlardan hüküm giymiş bir sabıkalıydı. Meganın ailesi, pedofili suçlarından hapis yatmış bir adamın mahallelerinde bulunduğunu bilselerdi çocuklarını daha iyi koruyabileceklerini düşündüler. Bunun üzerine bu kötü tecrübeyi yaşamış diğer kurban aileleriyle bir araya gelip avukatları aracılığıyla bir hukuk mücadelesi başlattılar.

Konu ülke çapında yankı buldu ve oluşan toplumsal tepki sonucu, resmi mercilerin pedofili suçlularla ilgili bilgiyi kamuoyuyla paylaşması anlamına gelen “Megan Law” Megan Kanunu federal olarak(50 Eyalette birden) yürürlüğe girdi. Yani Meganın ölümünden 2 yıl sonra 1996’da çocuklara karşı işlenmiş cinsel suçlarla ilgili veri tabanı (kurbanın verileri hariç) halkın erişimine açıldı. Yaşanan bu gelişme sonucunda bugün Amerika’da oturduğunuz mahallede bu suçtan hüküm giymiş bir kişi olup olmadığını internetten öğrenebiliyor böylece kendinizi ve çocuklarınızı sakınabiliyorsunuz.

Tabi ki bu bilgi toplumsal bir baskıya dönüşüyor ve cinsel suç geçmişi olan kişilerin mahalleden uzaklaştırılması, iş verilmemesi, sosyal izolasyon gibi sonuçları da oluyor. Bu yasa belki çocuklarla ilgili tüm suçları engelleyemez ama en azından pedofili suç geçmişine sahip insanların elini kolunu sallayarak dolaşmasına izin vermeyecek bir sistem olduğu da aşikar. Cinsel suçlulara özgü bir sicil tutulması, Amerika dışında, İngiltere, Avustralya, Kanada gibi ülkelerde de mevcut olan bir uygulama ancak bu bilgilerin kamuyla paylaşımı sadece Amerika için geçerli. Diğer ülkelerde bu veri tabanı sadece ilgili kurumlarla paylaşılıyor

Peki bu sistem Türkiye’de olsa nasıl sonuçlanır diye düşünüyorum. Toplum cezayı kendi eliyle vermeye çalışır mı? Konu kan davasına mı döner? Linç kültürü devreye girer mi? Megan Yasasını ilk okuduğumda keşke bizde de uygulansa demiştim ama şimdi olabilecekleri düşününce konunun sosyologlar, psikologlar, emniyet güçleri ile kanun koyucular arasında değerlendirilmesi gerektiğini düşünüyorum.

Bunun dışında bir de Amber Alarmı var. İsmini ne yazık ki yine masum bir çocuktan alan bu sistem, 1996 yılında Texas’ta kaçırıldıktan sonra ölü bulunan 9 yaşında ki Amber Hagerman’a ithafen kurulmuştur. Amerika’da çocuk kaçırılma olaylarında devreye giren bu alarm ile; emniyet güçleri bir çocuk kaybolduğunda/kaçırıldığında, tüm eyalette aynı anda herkesin cebine bir alarm ve mesaj gönderiyor. Bu alarmla birlikte tüm televizyonlarda ve yollardaki büyük dijital ekranlarda kaçırılan çocuğun bilgileri ile suçlunun arabası, plakası, profili ve fotoğrafı gibi bilgiler her vatandaşa ulaşıyor.

Çocuğu, onu kaçıran zanlıyı veya arabayı gören kişiler güvenlik güçlerine bilgi veriyorlar ve kısa sürede suçluya ve tabi ki çocuğa ulaşılmasına yardımcı oluyorlar. Böylece birçok çocuk başlarına kötü bir şey gelmeden sağ salim kurtarılıyor.

Bunun gibi bir alarm sisteminin ülkemizde de kurulması zor olmamalı. Madem bayram seyran vs. için toplu mesajlar yollayabiliyoruz, elimizdeki teknolojiyi çok daha hayırlı bir amaç için neden kullanmayalım? Televizyonlar sosyal sorumluluk alarak kaçırılma olayıyla ilgili bilgileri paylaşsa, bunu ajitasyon yaparak değil haber diliyle yapsa ve emniyet güçleriyle ortak bir çalışma yürütülse? Çok zor şeyler değil bu dediklerim. Zaten haberlerde izliyoruz kaçırılan çocukları ama her şey için geç kalmışlığımızı görüyoruz. Halbuki annesine kavuşmuş bir çocuğun çığlıklarını duysak ve sevinç gözyaşları döksek tanımadığımız bir evlat için, güzel olmaz mıydı?

Sosyal medyada klavye kahramanlığı yapıp suçlulara beddualar okuyacağımıza, giden canların arkasından dizlerimize vuracağımıza, suç daha oluşmadan müdahale etmenin yollarını aramalıyız. Taşın altına elimizi koymamız gerek. Kaybolan her çocuk bizim canımız, ciğerimiz ve onları koruyup kollamak her birimizin asli görevi artık. Sokaklar tehlikeli kötünün milliyeti, rengi, ırkı, cinsiyeti yok, birbirimizle kavga etmeyi bırakıp yanlış olana karşı bir araya gelmeyi öğrenmeliyiz.

Gülen çocuk gözleri aşkına elimizden ne geliyorsa, gücümüz ne kadarına yetiyorsa seferber olalım. Ben ne yapabilirim demeyin, sokakta yalnız bir çocuğa yaklaşan tekinsiz biri, kendi çocuğumuza yaklaşmış gibi canımız yanmalı. Anne babasını çevrede aramak, buluncaya kadar göz kulak olmak bir çözüm, güvenlik görevlilerine haber vermek bir diğer çözüm. Sokakta biz olduğumuz halde bir çocuk zarar veya şiddet görüyorsa, inanın bu bizim ayıbımızdır.

“Sizden herhangi biriniz bir kötülük gördüğünde onu eliyle değiştirsin. Eğer buna güç yetiremezse diliyle değiştirsin. Buna da güç yetiremezse kalbiyle (buğz etsin). Bu ise imanın en zayıf mertebesidir” demiş Peygamberimiz, ne de güzel demiş…

İlginizi Çekebilir

Trump, ABD askerlerine geri çekilme talimatı verdi

ABD Savunma Bakanı Mark Esper, ABD Başkanı Donald Trump’ın, Suriye’nin kuzeyindeki tüm ABD askerlerinin bölgeden ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir