Katillerin gözüyle bakmak…

Geçen haftanın en önemli olayı kuşkusuz Yeni Zelanda’da ‘İslamofobist’ (İslam Düşmanı) tetikçi teröristin, Cuma namazı için mescide giden Müslümanları vahşice, canice öldürmesidir. Bu teröristin arkasında hangi ülkeler, hangi istihbarat örgütleri ve hangi amaçlar/ manipülasyonlar var? Bu konuları ehline bırakıp, bir tepki türü üzerinde birkaç kelam etmek niyetindeyim.

Ana muhalefet partisi lideri Kemal Kılıçdaroğlu, katliamın ardından yaptığı açıklamada ‘İslam ülkelerinden kaynaklı terör’ tabirini kullanmıştır. ‘Kılıçdaroğlu’dur, ne derse yeridir’ ‘her zamanki gibi saçmalamıştır’ deyip geçebiliriz. Ama bu algı sadece Kılıçdaroğlu’na mahsus bir algı olmadığı için üzerinde durmak ve bazı şeyleri açıklığa kavuşturmak gerekir.

Frantz Fanon’un bir sözü vardı: “bizi sömürgeleştirenlerin bizde yarattığı en büyük yıkım, zamanla kendimize ve birbirimize onların gözüyle bakmamızı sağlamalarıdır”

Fanon’un bahsettiği ‘Yabancılaşma’ hastalığına düçar olanlar bugünlerde de ‘Zaten bunlar sürekli birbirlerini öldüren vahşi barbar yaratıklardır. Varsın 49 kişi de bir Hristiyan öldürsün. 49 kişi fazla olsa, az olsa ne olur ki?’ diyesidirler.

Bazı sayfalarda gördüm. Çeşitli ülkelerde öldürülen Müslümanların istatistikleri yayınlanıyor. Bu istatistiklere göre ‘öldürülen Müslümanların çoğunluğu başka bir Müslüman tarafından öldürülüyormuş’
Misal: Işid’in öldürdüğü Müslümanlar, Esed’!in öldürdüğü Müslümanlar, Esed’e karşı savaşan muhaliflerin öldürdükleri askerler, Suudi Arabistan’ın Yemen’de öldürdüğü Müslümanlar, Boko haram, Haşb-i Şa’bi, El’Kaide, Taliban.. vs öldürdükleri Müslümanları da bu bağlamda değerlendiriyorlar.
Nedense PKK ve türevleri olan tetikçilerin öldürdükleri Müslümanları saymıyor bu istatistikler. Bence bu cenabetler (yabancılaşmış), PKK’lıları da ‘Müslüman coğrafya’nın ürünü olarak değerlendirmelidirler. PKK’lılardan öldürülen ve PKK’lıların öldürdüklerini de saysınlar. İstatistiksel açıdan ‘Arzu ettikleri rakamı’ daha kolay yakalayabilirler…

Yukarıda geçen bazı ülke ve örgütler batılı müstevlilerin gayri meşru çocukları oldukları ayyuka çıkmış olsa da ve bu ülkeler gerçeği artık saklama gereği duymasalar bile bizim yabancılaşmış mankurtlarımız ‘ezberlerini’ değiştirmeyi asla düşünmüyorlar.

Bunu yapmak zorunda mıdırlar? Ya da neden yapmak zorundadırlar?
Evet, Bunu yapmak zorundadırlar.
Çünkü bunu yaparak olayı sıradanlaştırıp/ rutinleştirip meşrulaştırıp, kendilerini çok da ilgilendirmeyen bir hale getirmek zorundadırlar. Değilse üzülmek, acıyı paylaşmak zorunda kalacaklar.
Dünyanın başka bir yerinde fırtına, deprem, trafik kazası, tren kazası… vs olsa ve bir çok insan ölse üzülürler. Vicdan taşıyorlar. Ama söz konusu kendi coğrafyaları, kendi kültürleri olunca derhal, giydirildikleri indirgemeci önyargıları imdatlarına yetişir. ‘Yine bizim İslam dünyasından kaynaklanan terör…’ Bunu yapmasalar acıyı kalplerinde hissedecekler, Empaty yapacaklar ve yerli halkla tasada bir olacaklar. Belki onlarla birlikte ağlayacaklar. Üzülecekler. Bu çok tehlikelidir. Bu acıyı behemehal kovmaları gerekir.

Fanon’un bahsini ettiği sömürgeciler bunu düşünmeden edemezdi. Devşirdikleri tetikçilerin her zaman ve her şartta bize onların gözüyle bakacak mankurtları daima hazır kıta görevi için bekletmeleri gerekir. Hiç zaman kaybetmemeleri gerekir. Bir gün, İki gün sonra bu açıklamayı yapmak çok geç olur. Olayın sıcaklığından etkilenecek bazı insanların kalpleri kayabilir. İnsanlar kalp taşır. Bu yüzden bu mankurt cenabetler ellerini çok çabuk tutarlar. Ve her olayın ardından acıda/ tasada birlikte olmanın önüne geçerler.
Şeytanlık görevlerini aksatamazlar.

Allah Yeni Zelanda’daki şehid kardeşlerimizin şehadetini kabul etsin.

İlginizi Çekebilir

Yenişehir’de Mehmetçik Vakfı için kermes

Bursa’nın Yenişehir ilçesinde, İlhan Oğuz Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi öğrencileri, TSK Mehmetçik Vakfı yararına kermes ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir