Popüler kültürden kurtulmadan tarım kurtulmaz!

Son günlerin en çok tartışılan konusu hiç şüphesiz ki sebze meyvede astronomik fiyatlar nedeniyle hükümetin verdiği görevle belediyelerin açtığı

Popüler kültürden kurtulmadan tarım kurtulmaz!

Son günlerin en çok tartışılan konusu hiç şüphesiz ki sebze meyvede astronomik fiyatlar nedeniyle hükümetin verdiği görevle belediyelerin açtığı tanzim satış noktaları. Önce sebze meyvedeki astronomik fiyatlar muhalefet tarafından gündem yapıldı, müdahalenin ardından da bu kez tanzim satış noktaları hedefe konuldu.

Tanzim satış noktaları bir sonuç. Sebze meyve ve diğer alanlardaki astronomik fiyatlar da bir sonuç. Bu ülkede ağzını açan üretime dönmeliyiz, üretmezsek batarız gibi özünde doğru bir yaklaşım sergiliyor. Ancak üretime nasıl geçeceğimizi, nasıl tekrar tüketimden vazgeçerek üretime yöneleceğimizi söylemiyor, söyleyemiyor.

Kitabın ortasından konuşmaya başlayayım. Popüler kültürün sonucudur yaşadıklarımız. Magazin kültürünün düşürdüğü durumdur bu yaşananlar. Köyünde üreterek geçinebilen insanlar popüler kültürün hayatın her anına nüfuz etmesiyle şehre yönelmeye, şehrin ışıltılı yalan dünyasının büyüsüne kapılarak o yaşama doğru göç etti.

Köyünde, kasabasında üreterek rahatça geçinen insanlar şehre gelip asgari ücretle yaşam mücadelesi vermeye başladı. Şehre gidince televizyonlarda filmlerdeki o renkli yaşama kavuşacağını sanıyordu ancak işin gerçeği o değildi.

Şehirler büyümeye, yaşam şartları ağırlaşmaya başladı. Daha çok tüketmeye daha çok istemeye daha çok daha çok…

Kimse artık zor işlerde çalışmak istememeye, masa başında bol maaşlı işlerde çalışma talebine yöneldi. Devlette iş bulayım, belediyeye kendimi atayım derken, sanayici üretici eleman bulamazken, sokaklar işsiz orduları tarafından doldu.

Siyaset, ticaret, sanayi, tarım, turizm aklınıza gelen her sektör bu öldürücü popüler kültür, kolay kazanma, kolay tüketme yoluna girdi. Bir kısım kazandı bir kısım kaybetti ancak en büyük kayıp milletin oldu, ülkenin oldu.

Şimdi bu popüler kültürün getirdiği tüketim, rahat iş, bol para, emeksiz kazanç gibi öldürücü alışkanlıklardan kurtulmadan üretim ekonomisine geçelim demek sadece tebessümle karşılanabilecek bir durum.



Önce bu sürekli tüketime yönelik, harcamaya yönelik sistemden kurtulmak gerek. Ondan nasıl kurtulacağız onun yolunu bulmak gerek. Starbucks’ta kahve içmeyi meziyet sayan, AVM’de zaman öldürmeyi iş görmüş gibi hisseden, evinde yemek yapmak yerine telefondan sipariş eden, öğrenmeden diploma alan kültürü, eş dost akraba torpille bir kamu kurumuna kapak atıp on dönüm bostan yan gel yat Osman mantığını bayrak edinen zihniyeti tüm yaşamımızdan çıkarmak için çare aramanın zamanıdır.

Üretmek yerine aracılık yapanların kazandığı, 1 liralık kahveye iki algı ile 17 lira ödeten, tarlalar boşken balkonda tek dal domates yetiştirmeyi meziyet sayan bu sistemi terk etmeden olmayacak. Üretim için önce zihniyet devrimi gerek. Onun içinde o üniversiteler, o belediyeler, özel sektör, bilenler, görenler, siyasiler her kim varsa hepsi topyekûn çareyi bulmak zorunda…

Bulamazsa tanzim satış noktalarını da gıda yardım paketleri de dilenen insanlar da işsizler ordusu da sorun yumağı olan şehirler de vergiler de rant savaşları da kaderimiz olacak.

Güncelleme Tarihi: 14 Şubat 2019, 21:30
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner19

banner8