Üç tüp kan, bir hayat edebilir

Sosyal medya hesaplarında sık sık paylaşılan, kan bağışı ve donör olma çağrılarına nihayet diziler de katıldı. Çocuklara- gençlere kötü örnek olduğu için eleştirdiğimiz dizi sektörünü iyi bir iş yaptığında da görmezden gelmemek, takdirden kaçmamak gerek diye düşünüyorum.

Geçtiğimiz hafta ‘Kızım’ adlı dizide tam da bu konuya temas edildi, çok yüzeysel olsa da en azından bizlerin gündeme getirmesi için fırsat oluyor.

Donör olmak, ilik nakli bekleyen hastalara umut ışığı yakmak neden bu kadar zor olsun ki?

Çünkü ne olduğunu kimse tam olarak bilmiyor.

Heykel’de, tarihi belediye binası arkasındaki Kızılay Kan Merkezi’ne ya da şehir içinde bulunan kan bağışı toplama araçlarına da uğrayıp sormayacak kadar çok korkuyoruz bu işlemden ne yazık ki.

Daha evvel de gündeme getirdiğim konuyu açık ve detaylı yazarak buradan çağrıda bulunmak istiyorum; 3 tüp kan vermekten korkmayın, halk arasında dolaşan ve gerçeği yansıtmayan söylencelere de inanmayın.

Nedir bu yalanlar; ilik nakli omuriliğinizden büyük bir operasyonla parça alınarak yapılan ve belki de sizi hayatınızın sonuna kadar hasta bırakacak bir uygulama değildir.

Aşamalar şöyle ilerliyor:

  • Kızılay kan Merkezi ya da kan bağışı aracına gidip 3 tüp kan veriyorsunuz. Verilen tüm kanlar TürkKök merkezinden verilere işleniyor.
  • Hasta ve bağışçı eşleşmesi yapılıyor; yani kan verdiğiniz zaman sizin bağışınızla uyuşacak bir hasta ile eşleşmeniz gerekiyor.
  • Hasta-donör eşleşmesi yapıldıktan sonra Kızılay Kan Merkezi tarafından tüm sağlık kontrolleriniz yapılıyor ki sizden alınacak kan, hasta için risk oluşturmasın.
  • Donör olma özellikleri bulunan kişi, kendisine eşlik eden bir sağlık personeli ile varsa eğer yaşadığı şehirde yoksa da en yakın kentteki tıp fakültesi hastanesinde (sanırım 3 gün) sabah akşam ilaç alıyor.
  • Tüm bu uygulamalar sonunda donörden kök hücre bağışında kullanılmak üzere 1 çay bardağı kadar kan alınıyor. Yani çok detaylı bir tahlilden geçerken verdiğiniz kadar kan vermeniz yeterli.
  • Bu kan ayrıştırılıp kökhücre hastaya veriliyor ve onun vücudunda kan üretimi hızlanıyor, hastalıkla mücadelede güç kazanılıyor.

Peki ya ilik nakli?

Donörden ilik alınması gereken 2 hasta grubu var; ya henüz damarları gelişmemiş kadar minik olanlar ya da uzun yıllardır tedavi gördüğü için damarları yıpranmış olanlar. Bu durumda da öyle abartılı büyük bir cerrahi müdahaleden geçmek gerekmiyor. İlk 4 adım aynı sırayla gerçekleşiyor ama 5. Adıma gelindiğinde, bağışçının kalça kemiği kıkırdağı arasından girilerek enjeksiyon ile ilik alınıyor. Kişi bu işlem sırasında lokal anestezi altında olduğundan acı hissetmediği gibi çalıştığı iş yüküne göre de kısa sürede iş hayatına geri dönebiliyor.

İnsanın dermanı insandadır, umut ışığı olmak, bir ihtimal taşımak ve bunun için adım atmak için daha ne bekliyorsunuz?

 

İlginizi Çekebilir

“Sınır güvenliğimizi sağlayacağız”

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay, “Sınır güvenliğimizi tehdit eden tüm terör örgütlerinden bölgeyi temizleyeceğiz. Sınır güvenliğimizi ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir