Uzun süre yüksek seyreden kan şekeri, kan damarlarının iç yüzeyine zarar verir. Bu hasar, damarların esnekliğini kaybetmesine ve daralmasına neden olabilir. Bunun sonucunda organlara yeterli miktarda oksijen ve besin taşınamaz. Özellikle gözler, böbrekler, sinirler ve kalp gibi hassas organlar bu durumdan büyük ölçüde etkilenir.
Damar hasarı, diyabet hastalarında kalp krizi ve inme riskini artırır. Araştırmalar, diyabet hastalarının kalp damar hastalıklarına yakalanma riskinin sağlıklı bireylere göre 2 ila 4 kat daha fazla olduğunu gösteriyor. Ayrıca, beyin damarlarında meydana gelen daralmalar, felç riskini de yükseltmektedir.
Diyabet, böbreklerin ince damarlarını etkileyerek böbrek yetmezliğine yol açabilir. Diyabetik nefropati adı verilen bu durum, tedavi edilmediğinde diyaliz ihtiyacını doğurabilir. Gözlerde ise diyabetik retinopati denilen bir hastalık gelişebilir. Bu durum, körlüğe kadar ilerleyebilen ciddi bir sağlık sorunudur.
Uzmanlar, diyabet hastalarının damar sağlığını korumak için erken teşhis ve düzenli tedavi süreçlerine uyum göstermelerinin hayati olduğunu vurguluyor. Diyabetin “sessiz düşman” olarak anılmasının sebebi, yıllarca belirti göstermeden ilerleyebilmesidir. Bu nedenle, düzenli sağlık kontrolleri, diyabetin damarlar üzerindeki etkilerini tespit etmek ve önlemek için en güçlü araçtır.
(Ayşe Candan)