Anne lütfen ölme…

Öncelikle bir çocuk olarak canım acıyor, annesi gözlerinin önünde vahşice katledilen onlarca çocuğun yerine koyuyorum kendimi. Gözlerim doluyor ‘anne lütfen ölme’ dediğimi, demek zorunda kaldığımı düşündükçe. Annemi kanlar içinde gördüğümü, kollarımda can çekiştiğini ama yine de kızı için güçlü kalmaya çalıştığını düşündükçe düğümleniyor boğazım.

Sonrasında ise bir kadın olarak acıyor canım. Evladımın gözleri önünde, bir zamanlar eşim dediğim insan(!) tarafından boğazım kesilerek ve kızımın ‘anne lütfen ölme’ feryatları arasında ayakta durmaya çalışarak can verdiğimi düşündükçe tarifi imkansız bir acı kemiriyor içimi.

Tüm bunları yaşama ihtimalim benim derin bir acı çekmeme yetmişken tüm bunları 9 saniye gibi kısacık bir anda yaşayan Emine Bulut’un canı ne kadar yanmıştır? O 9 saniye bizim için yalnızca 9 saniye iken 10 yaşındaki kızı için kaç asır sürmüştür? Annesi gözleri önünde can çekişen bir çocuk için zamanın ya da mekanın ne önemi vardır?



Aslında çok basit değil mi öldürmemek. Tam bir eylemsizlik hali, öldürmek zor olan değil miydi? Peki, bu öldürülen kaçıncı kadın? Annesiz kalan kaçıncı çocuk? Münevver Karabulut’tan sonra vahşice katledilen kaçıncı kadın? Bir erkek, adam ya da insan artık ne derseniz deyin vahşi bir varlık tarafından yaşamına son verilen kaçıncı kadın? Yer yerinden oynasın diye kaç kadın daha ölmeli? Özgecan Aslan yetmedi mi? Şule Çet yetmedi mi? Emine Bulut da yetmeyecek…

Kana doymuyor bir takım vampirler. Hep daha çok kan, daha çok kadın… Nasıl oluyor da engellenemiyor bunca katliam? Kadının gırtlağı kesilmiş, kız çocuğu annesinin nefes borusundan fışkıran kanları görmüş. Bu saatten sonra o vahşiyi hapse atsanız ne olur, öldürseniz ne olur. Ne Emine Bulut geri gelecek ne de o küçük kız çocuğu artık o küçük kız çocuğu olacak. O artık büyüdü. Ona yaşından öyle büyük bir acı yüklediler ki artık asla eskisi gibi olamayacak.

Bu ülkede değişmesi gereken bir şeyler var. Toplum balık hafızalı. O kadar çabuk unutuyoruz ki yitip gidenleri, biz unuttukça katlanarak artıyor sayıları. Ne öldürülenleri ne de öldürenleri unutmamamız gerekir. Biz unuttukça tekerrür ediyor bu lanet. "Özgecan 'Mersin'e gideceğim' dedi. Ben D-400 karayolu yerine Hal Kavşağı'ndan otoban istikametine gittim. Özgecan ters yöne gittiğimi daha sonra fark etti, bana bağırmaya başladı. Ben de biraz gittikten sonra aracı kenarda durdurdum tecavüz etmek amacı ile saldırdım. Ancak boğuşmaya başladık, bu sırada cebinden çıkardığı biber gazını yüzüme sıktı, tırnakları ile de yüzümü parçaladı. Direnerek tecavüz etmemi engelledi. Bu sırada tırnaklarıyla yüzümü parçalayarak canımı çok yaktı. Bir anda kendimi kaybettim. Araçta bulunan bıçağımı rastgele sallamaya başladım. Sinirden korkudan ne yaptığımı hatırlamıyorum. Kaç defa sapladığımı hatırlamıyorum. Bıçakladıktan sonra ölmediğini gördüm ve araçta bulunan levye ile kafasına defalarca vurmaya başladım. DNA testinde delil bırakmamak için de iki elini bileklerinden kestim, cesedi yaktım." Bu ifadeyi hatırlayan kaç kişi var? Özgecan’a yapılanı hatırlayan kaç kişi.

Biz Özgecan’ı unuttuk. Münevver Karabulut’u unuttuk. Şule Çet’i unuttuk. Emine Bulut’u da unutursak yarın sıra kime gelecek? Yarın hangimiz öldürüleceğiz eşimiz, eski eşimiz, erkek arkadaşımız, ağabeyimiz, babamız ya da hiç tanımadığımız biri tarafından? Çocuklarımıza ne olacak? O kız çocuğu bu saatten sonra hayata nasıl tutunacak? Kimse güvenecek, kimi sevecek? Bir kadının hayatını aldılar ellerinden, bir çocuğun ise her şeyini.



Sosyal medyada herkes olanlara tepkili. Haberi görüp, okuyup vicdanı olan kim varsa derinden sarsıldı fakat acıdır ki her vahşetin ardından olduğu gibi bu olayın ardından da herkesin dilinde idam, daha ağır ceza, işkence var. Şiddetin şiddeti doğurduğu çok açık ama dediğim gibi Emine Bulut’u vahşice katleden caninin müebbet alması mı, darağacında sallandırılması mı yoksa elektrikli sandalyeye oturtulması mı Emine Bulut’u geri getirecek ve küçük kızına yaşanılanları unutturacak? Hangi ceza annesini kanlar içinde gören küçük çocuğun eskisi gibi yaşamasını sağlayacak? Tüm bu vahşet yaşandıktan sonra o katil ne ceza almış benim umurumda değil zira hiçbir ceza o küçük kızın yaşadıklarının bedeli olmayacak.

Olay olduktan sonra verilecek cezayı değil de bu vahşetlerin yaşanmaması için neler yapabilirizi konuşmaya başladığımızda değişecek bir şeyler. İdam istemiyorum önlem istiyorum! Kadınlar öldükten sonra katilleri ceza almış bana ne ben kadınlar ölmesin istiyorum! Hiçbir çocuk annesiz kalmasın istiyorum. Artık bu vahşet son bulsun istiyorum. Ben ceza değil, çözüm istiyorum. Çünkü ölmek istemiyorum, Emine Bulut da ölmek istemiyordu. En azından kızının gözleri önünde ve eski eşi tarafından boğazı kesilerek olmamalıydı bu. Bunun yaşanmasının önlenmesi gerek.

Tam olarak bunu konuşmalıyız. İnsanlara, insanları öldürmemeleri gerektiğini öğretmeliyiz. Çocuklara tecavüz etmemeleri gerektiğini, hayvanları tekmelememeleri gerektiğini kısaca insanlara ‘insan’ olmayı öğretmeliyiz. Nasıl olur bilmiyorum ama katiller için idamın çözüm olacağını düşünmüyorum. Çünkü bir katili öldürdüğümüzde dünya üzerindeki katil sayısı azalmayacak ve dünya üzerindeki tüm katilleri öldürmeyi denersek, dünya üzerinde en az bir katil kalacak. Her şiddet, bir yenisini doğurur.

Daha fazla kadın ölmesin diye, daha çok çocuk annesiz büyümek zorunda kalmasın diye bu cinayetlerin, bu vahşetlerin önüne geçmeliyiz artık. 2010 yılından bu yana 1.970 kadın öldürüldü. 2019’un bu gününe dek ise Emine Bulut ile birlikte 222 kadın. Ben bu verileri yazarken ya da siz bunları okuduğunuz sırada, güzel ülkemin herhangi bir toprak parçasında, bir kadın daha şiddete uğruyor ya da öldürülüyor olabilir. Artık kadınlar ölmesin diye bu vahşet bataklığının kurutulması gerek.

Mekanın cennet olsun Emine Bulut, katilini haklı çıkarmaya çalışan kirli zihinlere sahip insanlar gördüm arkandan konuşan. Sen onlara aldırma. Ne olursa olsun bu şekilde öldürülmeyi hak etmedin.
 
YORUM EKLE

banner19

banner8