Annelerin feryadı ya da hacet kapısı

 

Diyarbakır’da 2 Eylül 2019’dan beri sayıları her gün birer ikişer artan yaklaşık 30 aile HDP il binası önünde oturma eylemi ya da nöbeti tutmaktadırlar. Bu ailelerin fazlaca haber olması teslim edilmeli ki hem eylemin niteliğinden hem de yapıldığı yerden dolayıdır. Çünkü Diyarbakır’da inanılmaz bir PKK mahalle baskısı vardır. PKK’nın aleyhine olan bir eylemi orada yapmak kolay değildir.

Bu ailelerin HDP il binası önünde böyle bir eylemi yapması bazı çevrelere göre PKK mahalle baskısının eskiye göre azalmasından dolayıdır. Bazılarına göre ise artık bu aileler korku duvarını aşmıştır. Her şeyi, öldürülmeyi, evlerinin yakılıp yıkılmasını bile göze alarak orada eyleme başlamışlardır. Her iki seçeneğin de PKK’nın aleyhine olduğu açıktır. Nöbet eyleminde olan annelerden birisi, kendilerinin orada oturmalarına hakaretle, küfürle tepki gösteren HDP’lilere “Diyarbakır’da genç bırakmadınız. Gençler ya toprağın altında ya da hapishanelerdeler. Başlarım sizin Kürdistan davanıza” diyerek belki de evladını PKK’ya kaptıran bütün annelerin ortak bir feryadını seslendirmiş oldu.

Diyarbakır’da ailelerin HDP il binası önünde oturma eylemleri sürdükçe, katılımlar çoğalıp haber olmaya devam ettikçe muhalefet çevrelerinden de bu oturma eylemlerine tepkiler gelmeye başladı. CHP sözcüsü Faik Öztırak, “HDP binası hacet kapısı değildir. Annelerin çocuklarını bulup teslim edecek olan devlettir.” Gibi açıklamalarda bulundu. Bu açıklama ile paralel görüşleri sıra ile İyi Parti ve Saadet Partisi sözcüleri de yaptı.

İhtiyaç anlamına gelen hacet kelimesi kapı ile kullanıldığında anlamı genişlemektedir. Çare / umut aranan kapı deyiminin karşılığıdır. Eğer bu açıklama doğru ise HDP’lilerin “kendi kapılarına hacet kapısı” gözüyle bakılmasından dolayı memnun kalmaları oradaki anne-babalara minnet duymaları, “bakın devletin yapamayacağını bizim yapacağımızı bilerek buraya geldiler, biz de gereğini yapacağız” gibi karşılık vermeleri beklenirdi. Oysa öyle olmadı. HDP’liler kapıda bekleyen annelere küfürlü, hakaretli sözler sarf ettiler. Anneleri muhtemel bir saldırıdan korumak için orada polis de beklemeye başladı.

PKK’nın uzantısı olan çevreler ise annelerin bu eylemini “Kürt annelerin HDP/PKK’ya saldırtılması, derin devlet komplosu” diye kınadılar. Kendilerinin hacet kapısı olarak görüldüğü, güç ve otoritelerinin teslim edildiği gibi kabul etmediler. Tam aksine kendileri aleyhine kurulan bir tuzak, bir oyun gibi gördüklerini açıkladılar. Buna rağmen CHP’nin başını çektiği muhalefet çevrelerinin Diyarbakır’daki annelerin bu onurlu, saygı değer eylemine karşı olan tutumları, seçimlerde desteğini aldıkları PKK seçmeni için duydukları minnetin karşılığı olarak ve dolaylı bir şekilde onları sahiplenmeleri, korumaya çalışmaları oldu.

Muhalefet çevreleri bununla da yetinmedi, “Hükümet anneleri Diyarbakır’da HDP’ye karşı teşvik ederken Cumartesi annelerinin eylemlerini yasakladı” diye başka bir olay ile Diyarbakır’daki annelerin eylemini itibarsızlaştırmaya en azından Cumartesi annelerinin adı ile örtmeye çalıştılar. Böylece iki farklı anne grubunun acısını yarıştırmaya, Diyarbakır’daki annelerin acılarının aslında Cumartesi annelerinin acılarına göre daha önemsiz olduğunu belki de cumartesi annelerinin eylemlerini unutturmak için hükümet tarafından organize edildikleri gibi son derece yakışıksız bir üslupla aşağılamaya çalıştılar.

Oysa terör örgütlerinin can damarı reklamdır, propagandadır. PKK kırk yıldan beri yaptığı kanlı eylemleri ile kendini gündemde tutmaya, propagandası ile korku salmaya devam etmektedir. Önceleri CHP dışında kalan sol çevreler, PKK propagandalarının taşıyıcı, tekrarlayıcı araçları iken son beş on yıldan beri CHP’de PKK propagandalarının taşıyıcısı tekrarlayıcısı durumuna gelmiştir. Bu durumun PKK propagandaları için bir ilerleme olduğu söylenebilir. CHP ve ortakları ise seçimlerde PKK’dan aldıkları desteğin diyetini ödeme yarışı içindedirler.

Temmuz 2015’ten beri hemen her alanda PKK’ya karşı ciddi bir savaş verildiği açıktır. Bu savaş önceleri karakol binaları çevresinde olurken şimdi daha çok ve özellikle PKK’lıların üstlendiği komşu ülkelerde, Irak ve Suriye topraklarına kadar uzanmıştır. Ancak bu işin askeri tarafıdır. PKK terörünün de teşhir edilmesi, halka ve bütün insanlığa gösterilmesi de aynı mücadelenin bir parçası değil midir?

Siyasi, ideolojik takıntılardan uzak tümüyle annelik refleksi ile hareket ettiklerinden asla şüphe edilemeyecek olan bir grup anne, Diyarbakır’da PKK mahalle baskısının kırılmasını fırsat bilerek, HDP binası önüne gitmiş ve sabah akşam onları lanetlemektedirler. Bütün dünyaya PKK’nın barbarlık tarafını teşhir etmektedirler. Orayı bir hacet kapısı olarak değil bir lanet kapısı olarak gördüklerini, HDP’lilerin yüzlerine söylemektedirler.

Bu annelerin takdir edilmesi, saygı duyulması gereken asil, korkusuz eylemlerinin “cumartesi anneleri de vardı ne oldu” ya da “HDP binası hacet kapısı mıdır orada ne işiniz var” gibi son derece münasebetsiz bir şekilde itibarsızlaştırmaya çalışılması ile o annelerin eylemi bir değer kaybetmez. Ancak onların eylemlerini itibarsızlaştırmaya çalışan muhalefet çevrelerinin riyakarlığını dost düşman herkes bir kere daha görmektedir.
YORUM EKLE

banner19

banner8