Asar-ı atika

 

Güneyde turist rehberliği yaptığım sıralarda yabancı misafirlere anlattığım bir konudan bahsetmek istiyorum. Antik Efes şehrini gezdirirken sıklıkla anlattığım bir şeydi bu. Efes’e Meander Kapısı’ndan yani üst kapıdan girdiğinizde orada sağınızda Okul, tapınak gibi kalıntılar vardır. Sol çaprazınızdaki boş alan ise iki bin yıl kadar önce devlet agorası, yani devlet alışveriş merkezi idi. Burada çeşitli yabancı memleketlerden gelen bezirganlar mallarını satar, değiş tokuş yaparlardı. Bir tarihçi bu agorayı, yani pazar yerini tasvir ederken aynen şöyle demiştir;

“Burada, bezirganlar türlü yalanlar söyleyerek, berbat mallarını satmaya çalışırlardı. Bunlar arasında artık tapılmayan eski kültlere ait putlar da bulunur ve usta yalancılar bunları cahil meraklılara satardı…”

Görünen o ki bizim Paganlar da hiç taktik değiştirmemiş, o binlerce yıllık modası geçmiş taktiklerle bir şeyler satmaya çalışıyorlar.

Merak etmeyin sadede geliyorum. Bahsettiğim şey AKM. Yani İstanbul’da, Taksim’deki kültür merkezi. Bu duvarları lime lime dökülen, geçmişte yapılan güçlendirme çalışmalarına rağmen tehlike arz eden binanın yerine yeni, modern bir opera binası yapılacak ya, bizim Paganlar başladı feryat figan ağlamaya. Çünkü tapınaklarından biri daha yıkılıyor.

Bunların amacı, tiyatro, opera gibi sanatlar değil. Öyle olsaydı bu amaçla daha sağlam ve modern bir opera binasının yapılması kaydıyla bu çürük çarık binanın yıkılmasına sevinirler, yapılan işi desteklerlerdi. Biliyor musunuz? Yeni opera binasının mimarı Murat Tabanlıoğlu. Konuya vakıf olmayanlar için belirtelim, mevcut AKM binasının mimarı kimdi, biliyor musunuz? Söyleyelim; Hayati Tabanlıoğlu. Yani yeni proje, ilk mimarın oğlu tarafından yapılıyor.

Paganların esas derdi kültür merkezi olsa, bu projeyi eski mimarın oğlunun çizmesinden de ayrı bir memnuniyet duymazlar mıydı? Tek başına bu bile esas niyeti göstermeye yeter. Bu geri kafalılar tapınaklarının yıkılmasına tepki gösteriyorlar. Konuyu gidip İngiliz yayın kuruluşu BBC’ye taşımışlar. Sözde onlardan destek alacaklar, eski tapınaklarını, sapır sapır dökülen ve tehlike arz eden o binayı yıktırmayacaklar böylece. Hani zayıf da olsa bir umut kırıntısı, “Acaba yeni bir Gezi provokasyonu çıkartabilir miyiz?” kurnazlığı yatıyor altında. Beyhude ama çaresizlik neler yaptırıyor.

Bu binalardan, heykellerden, mezarlardan medet uman gerici Paganlar devirlerinin bittiğini, milletin artık yemediğini anlamak istemiyor, kalın kafalarına girmiyor. Artık devir tapınaklar, putlar devri değil. Gidip bir Artemis Tapınağına sunu yapıp, et ve tütsü yakarak dilekte bulunursanız millet başka tarafıyla güler. Israrcı olursanız da Mahzar Osmanlık olursunuz. Burası Birleşik Krallık değil. Orada paganlar ayin yapıyor ama gırgır olsun diye. Kendileri de gülerek. Hem burası Türkiye. Akıllanın azıcık da adam zannetsinler.

Muhteşem bir kültür sarayının yapımını geciktirdiniz de ne oldu?

Bakın size yine antik tarihten bir örnek vereyim. Bir filozofun sözünü hatırlatayım. O da Pagandı, belki onu dinlersiniz;

“Ta panta rhei kai ouden menei…”

Söyleyen Heraclitus. Yazı uzun ama meşhur olan bölümü bu. Meali ise; Su akar, aynı su bir daha gelmez yani her şey değişir. Demektir. Eski tüfeklere de bir fiski atıp, “eytişimsel özdekçiliği” yani diyalektik mataryelizmi hatırlatalım.

Eh, Pagan örnekleriyle Paganlara cehaletlerini anlattık. Artık anlamışlardır.

Eşek değiller ya!
YORUM EKLE

banner19

banner8