Aşı karşıtlarının yeni hedefi: Covid-19 

Çocukluk çağı aşılarına karşı olumsuz kampanyalar sürdüren, çocukları aşılatmama çağrısında bulunanlar hakkında daha evvel bu satırlardan görüşlerimi paylaşmıştım. Bu aşı karşıtı kimselerin son zamanlardaki hedefi ise Covid-19 aşısı. 


Ülkemizde 65 yaş üstünün aşılanmaya başlandığı süreçte uzmanların sık sık ifade ettiği şöyle bir değerlendirme var aklımda; ülkemizde aşılama geleneği uzun yıllara dayandığından ve disiplinli bir aşı programını başarıyla sürdürdüğümüzden dolayı Covid-19 aşıları uygulanmasında çok sayıda kişiye kısa sürede ve programlı bir dağılımla ulaşabiliyoruz. Bu da aşılama sürecinde diğer ülkelerden daha başarılı bir adım atmamızı sağlıyor. 


Haber programlarında da sık sık gördüğümüz üzere, aşılama ekipleri olumsuz hava koşullarına teslim olduğumuz şu kış gününde bile engel tanımadan en ücra köylerdeki evlere kapalı yolları açan iş makinesinin izinden ve boylarının yarısına gelen karda soğukta yürüyerek ulaşıyor, aşı hizmetini götürüyor. 
Bu çabaya karşı halen aşı karşıtı olanlar, aşılara dair komplo teorileri üretenler de yok değil tabii.


Onlara, “saçmalamayın” deyip geçmek sadece bir vatandaş yorumu olacaktır. Oysa bu iddialara uzman görüşüyle yanıt vermek, hem bilgilendirici hem de akıllardaki soru işaretlerini giderici bir adımdır. 


Enfeksiyon Hastalıkları ve Mikrobiyoloji Uzmanı Dr. Songül Özer’in Covid-19 aşısı üzerine açıklamaları dikkatle okunmayı gerektiriyor. İlk aşı ile vücutta antikor seviyesinin belli bir düzeye kadar gelebildiğini anlatan Dr. Songül Özer, “Neden ikinci doz aşı olunmalı?” sorusunun yanıtlıyor: “O yüzden tam olarak korumaya yetmiyor. Antikor seviyesinin daha çok yükselmesi ve daha uzun süre vücutta kalması için yaklaşık 28 gün ya da 1 ay sonra ikinci aşının da mutlaka yapılması gerekiyor. Aşının ne kadar süre için koruyucu olabileceği ile ilgili şu an için net bir bilgi bulunmamakta. En yakın zamanda influenza pandemisi ile karşılaşmıştık. Influenza gibi düşünürsek bu aşının da ortalama 1 yıl süre için koruyacağına inanıyoruz. Bu süre daha da uzun ya da daha kısa olabilir. Şu an için net bir bilgi paylaşmak zor. Sahip olduğumuz şimdiki bilgilere göre yılda 1 kez tekrarlanacakmış gibi düşünüyoruz.” 


Aşı sonrası karantinaya girmek gerektiği gibi bir yanılgıyı ise Özer, “Aşıyı yaptırdıktan sonra koruma altına aldığımızı ve ikinci dozu yaptıktan sonra da korumayı yükselttiğimizi düşünüyoruz. Karantinayı aktif olarak solunum sekresyonları ile etrafa virüs saçan ya da saçma ihtimali olan kişilere uyguluyoruz. Aşı olan kişilerin vücudunda aktif virüs yoktur. Aktif virüs olmadığı için etrafa saçma, bulaştırma, hastalık olmadığı için yayma gibi bir ihtimalleri de yok. O yüzden karantina kesinlikle gereksiz diyebiliriz” sözleriyle ortadan kaldırıyor. 


Sağlık Bakanlığının da tavsiye ettiği gibi 15 – 30 dakika süresince aşı yapılan kişinin ilk reaksiyonları açısından gözlem altında tutulması gerektiğine dikkat çeken Dr. Songül Özer, “Biz de hastanemizde aşı uygulamasına başladık. Aşı yaptığımız kişileri bir hemşire ve bir hekim gözetiminde yarım saat boyunca gözetim altına alıyoruz. İlk belirti olarak aşı yerinde kızarıklık, kaşıntı veya ağrı olabilir. İlk gece belki baş ya da kas ağrısı olabilir. Özellikle aşı yapılan bölgede bir hassasiyet meydana gelebilir. Bu belirtiler dışında çok fazla bir etki beklemiyoruz. Bu belirtilerin oluşmasını normal karşılıyoruz. Kas içine ya da deri altına yapılan bütün aşılarda oluşabilen lokal etkiler olduklarını söyleyebiliriz. Ağrı olduğunda bir parasetamol türü bir ağrı kesici, ateş düşürücü alabilirler. İlk yarım saatin ardından hastaneden ayrıldıktan sonra bu belirtiler şiddetlenirse doktorlarına ya da en yakın sağlık kuruluşuna müracaat etmelerini gerekir” uyarısında bulunuyor. 
İlk doz aşı ile ikinci doz aşının aynı marka olma gerekliliğinin çok sık sorulan sorulardan biri olduğunu ifade eden Özer, şu bilgileri aktarıyor: “İnaktif ve mRNA tekniği ile üretilen aşılardan hangisini tercih etmeleri noktasında karar veremiyorlar. Bir doz birinden ikinci dozu diğerinden olabilir miyim gibi sorular geliyor. Bu mümkün değil. Eğer ilk doz inaktif aşı ile aşı olunduysa ikinci doz da aynı olmalı. Aynı teknikle oluşturulan aşı da demiyoruz birebir aynı aşı olması gerekiyor. Her aşının virüsün hangi bölgesine karşı yapıldığını bilemezler. Her aşının yapım tekniği farklı. Yöntem aynı olsa da virüsün çalıştırıldığı bölge farklı oluyor.   O yüzden aynı firmanın aynı aşısı ile 2’nci dozu yaptırmak gerekiyor. 1 ay arayla aşıları yaptırdıktan sonra şu anki açıklamalara göre ancak 1 yıl sonra ancak bir başka marka aşı ya da farklı bir yöntemle aşı yaptırılabilir.”


Bence bu kadar anlaşılır ve bilimsel açıklamalar sonrasında halen aşı karşıtı korku imparatorluğu kurmaya çalışmak yersizdir. 
Koronavirüsten korunmak için maske- mesafe- hijyen kurallarına uymalı ve aşı çalışmalarına destek olmalıyız. 


Sağlıkla…. 

YORUM EKLE

banner19

banner24