Atar kılçığı Kılıçdaroğlu!

Komşum ortalığın ne kadar kötü olduğunu, memleketin bitip tükendiğini her söylediğinde ona “Fox Tv ile Halk Tv izlemeyi bırakırsan ortalık bir anda düzelir.” Tavsiyesinde bulunuyorum. Onun da bana klasik cevabı “Ama ötekiler de yalan söylüyor. Onları izlersem de sanki her şey güllük gülistanlık.” diye cevap veriyor. Adam haklı. Gerçekten de öyle. Olayları olduğu gibi objektif bakış açılarıyla veren bir TV kanalı yok. Orta yolcu görünmeye çalışanlar var sadece. Onlar da araya sokuşturma taktiğiyle yapıyor muhalefetlerini. 


İşte bu ahval ve şerait altında bir gazeteci olarak seyredebildiğim kadar çok çeşitte değişik Tv kanallarını seyretmem gerekiyor. Saat farkına takılanlar için tekrar programlarına bakmak, bazı hallerde radyolara da önem vermek zorundayım. El âlemin radyoları bizimkiler gibi eften püften şeylerle uğraşmıyor, gerçekten de haber ve yorum veriyor. Zırt pırt olur olmaz müzik çalmıyor, kaşlarını alırken fazla kıl çektiği için anası ölmüş domuz gibi uluyan karıları konuşturmuyor. Hiç olmazsa ciddi konular tartışılıyor. Taraflı mı? Elbette taraflı. Ancak, diğer görüşlere de, az da olsa, yer verebiliyorlar.


Burada iş sizin muhakeme kabiliyetinize kalıyor. Bir de aldığınız bilgiyi beyninizde nasıl işlediğinize. Anlayan anlamıştır, açık istihbarattan bahsediyorum. Tabii bunu yapabilmek için hem nasılını bilmek lazım hem de en az bir yabancı dil. Biraz da kendinizi sıkıntıya sokacaksınız tabii.Bizim memlekette TV haberleri çok seyredilmez. Hele ciddi ciddi haber yayınlayan kanallar çok daha az takip edilir. Millet daha çok eğlendirici hikâyelere, asparagaslara bakar. Kapasite o kadar.
İngiltere de ilköğretimden ileri geçememiş bir duvar ustası, bir su tesisatçısı William Shakespeare’i, Samuel Taylor Colleridge’i duymuştur da bizim lise mezunumuz Fuzuli’yi boş iş zanneder, Baki’yi hiç duymamıştır, Aruz vezni deyince “O da ne be?” tepkisiyle karşılaşırsınız. Ezbere dayalı, Osmanlı’yı silmek, halka dinlerini unutturup bir ucubeyi din olarak yutturma gayretine dayalı eğitim sistemi daha iyileştirilememiş olduğundan, iyileştirilmiş olsa bile verim almak seneler alacağından bu biraz zor şu an. Öğretmenlerin de eğitilmiş olması gerektiği konusuna hiç girmeyeyim, dokuzuncu köyden de sille tokat kovarlar…
Hal böyle olunca biri çıkıp vatandaşın bacısına sin-kâf eder, diğeri çıkıp olmadık yalanlarla algı yönetimi yapar ve bu böyle sürüp gider. Görev yine devlete düşüyor maalesef. İlkokullardan başlayıp sistemi ezbercilikten kurtarmak, hem öğrencinin hem de eğitimcinin bilgileri sorgulamasını ve özümsemesini sağlayan katılımcı eğitim sistemine geçmek zaruridir. Öğrenci çıkıp da “Ama hocam, bazı kaynaklarda bu konuda şöyle deniyor.”dediğinde“Kapa çeneni terbiyesiz! Ukalalığın anlamı yok!”(Aganınpohu üstüne poh olur mi?) demeyecek öğretmen lazım sorgulayan öğrencinin karşısında. Galiba Sayın Başkanımızın kafasında olan eğitim sistemi de bu…


Neyse, mevzuyu çok uzattık. Algı yönetimlerinin neden karşılık bulduğunu, demeye dilim varmıyor ama cahil bırakılmış bur kesimin bu yalanlara neden inandığını anlatmaya gayret ettik sadece. Halkımın içinde bulunduğu seksen sene önceki bir belgeyi okuyamama, okusa da anlayamama aczini de sonra konuşuruz. Şimdi gelelim Kemal’e.


Bizim “Helalci Kemal” bu defa da aç kalacağımızı söylemiş. Fox TV günlerdir bas bas bağırıyordu zaten. Meğer bunun kapısını yapıyorlarmış. Ya da “Hadi Kemal sen de söyle.” demeye getiriyorlarmış. Bakın ne diyor; 
Halkımızı kaderine terk etmiş bir Saray İktidarı var. Astronomik gıda fiyatları bir yana, pek çok üründe kota uygulanmaya başlandı; yeterli gıda yok.
Kemalciğim sen yanlış yere bakıyor olmayasın? İngiltere desen, ABD desen tamam da burası Türkiye. Biz ihtiyacımızın büyük bölümünü kendi üreten bir memleketiz. Hani o ilkokulda anlatırlardı ya, “Hevenk hevenk Anamur muzu” diye. Muz bile üretiliyor bu memlekette. Makarna stokçuları zaten pandemi ilk çıktığında on sene yetecek kadar toplamıştı. Stokta vardır elbet. Yoksa da raflar tıka basa dolu.


Enflasyondan bahsetmişsin, dolar falan demişsin. Eh ağa babalarının açtığı tezgâhı da bileceksin. Bari o kadar olsun. Ekonomiyesaldırıyı tek çare olarak görüyorlar “Tayyip’i düşürmek” için. Zaten herif de söylemişti ya “Başka türlü, muhalefeti destekleyerek indireceğiz…” falan diye. Eh bu aralar kolon kanseri şüphesiyle başka bir tarafının derdine düştü ama Kamile yönetiyor zaten ABD’yi pek de dert değil aslında. Pardon “Kamala” olacaktı. Klavyem sürçtü. 
Gıda sektörü “paydaşlarını” davet etmişsin. Ne o kesirleri mi öğreniyorsun bu ara. Paydaş falan. (İçine ettiniz güzelim Türkçenin be!) Onlarla bir toplantı yapacakmışsın, “Kara kışı konuşacağız, birlikte ne yapabileceğimize bakacağız.” demişsin. Benden sana tavsiye söyle stoklasınlar. Hani, “Mal yok, raflar boşaldı. Millet aç, aç.”teranesine yardımcı olur. Sonra hep birlikte şöyle bir Osmanlı tokadı yer oturursunuz.


Ha bir de edebiyat parçalamış bizim Kemal, “Halkımız müsterih olsun. Gecenin en karanlık anı, şafağa en yakın andır.” demiş. 
Feto canıyla uğraşıyor. Kalp kasları iflas etmek üzere. Doktorlar umudu kesmiş diyorlar. Onu mu kastettin yoksa?

YORUM EKLE

banner19

banner24