Rabia Çetinkaya

Unutuyorum Öyleyse Varım!

Geçenlerde bir mimar meslektaşımın vefat haberini aldım. Çok yakın değildik ama birbirimizi fotoğrafçılık kursundan bilirdik. 55 yaşında kalp krizine yenik düştüğünü öğrendiğimde bir hüzün çöktü kalbime. Bekâr olduğunu biliyordum, henüz bir aile kurmadan, bir eş ve çocuk sıcaklığını yaşamadan çekip gitmişti. Kendimle özleştirdim elimde olmadan. Anne ve babamla yaşamanın nimetine her daim şükretsem de orta yaşlarda bir bekâr olmak, zaman ...

Devamını Oku »

Zehra’ya…

Zehra’yı tanır mısınız? Tanısanız çok severdiniz eminim. Yanlış bir zamanda doğmuş gibidir. Şu ahir zamanda biz her geçen gün daha karamsar, güvensiz ve ben merkezcil hale gelirken O; naif tabiatlı bir sanatçıdır. Japon çizgi filmlerinde ki masum kocaman gözlü kızlar gibi güler yüzüyle insanlara asla hayır diyemeyen, birisi kalbini kırdığında bile gülümseyip geçen, bu dünyaya fazla iyi bir kız. Resim yapardı Zehra, ...

Devamını Oku »

Hadi Pencereleri Açalım!

“Kuru kiraz ağacı  dişsiz yaşlı bir kadın gibi, anarak gençliğini çiçeklerle donanmış.” Matsuo Basho   Geçenlerde işten çıkınca bir banka oturup içime çeke çeke parktaki hayatı izledim. Meğer kendi sakinleri varmış parkların; akşam güneşinin dallarına hüzmeler düşürdüğü kiraz ağacının altında oturan sevgililer, hiç yorulmadan bir o yöne bir bu yöne paytak paytak koşan, sonra birden bire durup merakla karşısına çıkan ...

Devamını Oku »

Gazamız mübarek olsun!

“Defalarca ne yapıyorsak oyuz, bu yüzden mükemmellik bir eylem değil, bir alışkanlıktır”  demiş Aristoteles. İtiraf etmem gerekirse, tüm gün en çok telefonumun ekranına dokunuyorum! Her elime alışım farklı sebeple de olsa kendime dışarıdan bakınca gördüğüm; boynunu bükmüş bir kadın, gözleri ekranın hizmetinde. Sağ elim eğer fabrikada üretilmiş olsaydı, onun bu telefonu taşımak ve onunla oynamak için üretildiğini bile düşünebilirdim. Çünkü her nereye ...

Devamını Oku »

Marketinizden Israrla İsteyiniz!

Karadutun lekesini, sadece kendi yaprağı çıkarırmış. Eskiler; “insan da aynı bu ağaç gibidir.” derler “Yarasına ilacı başka yerde arayan yanılırmış. Her yaranın merhemi kendi dalındaymış”. Bu cümleleri her okuduğumda ayrı sarsılırım. Özümdeki şifayı keşfedene kadar, ne kadar çok kapıyı çalıp da derdime derman aradığım gelir aklıma. Meğer çok da uzağa bakmaya gerek yokmuş, derdi veren Allah dermanını da yanına koyuvermiş. ...

Devamını Oku »

Baş rolümü kendim seçtim

İzlemekten keyif aldığım filmleri düşünüyorum da, en çok çirkin kızların başarı (güzelleşme) hikayelerini sevmiş, defalarca izlemişim. İster Türk sineması olsun, ister Amerikan, Kore yada Hindistan fark etmiyor. Her kültürde biz güzel olmayan kızların (tombul, zayıf, çirkin, koyu tenli, gözlüklü, çilli vs) sevip benimseyecekleri hikayeler üretmiş sinema endüstrisi. Bir nevi anti kahraman olan bu kadın karakterlere baş rolü verip, hikayesini anlatmanın ...

Devamını Oku »

Şehirli bir tekir olmak

Arkadaşım bir saat boyunca kedisiyle olan ilişkisini anlattı. Mamasını, hastalıklarını, yeme düzenini, doğum gününü, yemediği halde ona pasta kesişini, giydirdiği kıyafetleri, tatile gidişlerini hatta beraber gidebilmek için otobüs yerine kendi arabasıyla uzun yolu göze aldığını… Dinlediğim her ayrıntıyla bu insanlaşmış kediyi kıskansam mı, yoksa fıtratını yaşayamadığı için üzülsem mi  bilemedim. Dayanamadım kızdım arkadaşıma; “madem bu kadar seviyorsun da ne demeye güzelim hayvanı ...

Devamını Oku »

Bingöl yolcusu kalmasın…

İyi şeyler dalgalar oluşturur, durgun bir suya taş attığınızda oluşan dalgalar gibi, büyüyerek yayılır bu dalgalar. Bir bakmışsınız ki koca koca dalgalar bembeyaz köpükler saçarak bambaşka kıyıları dövüyor. Her şey öğretmen bir arkadaşımın, okul kütüphanesinin fotoğrafını göndermesiyle başladı. Çocukların çok başarılı ve kitaba hasret olduklarını anlattı. Bingöl’de taşımalı eğitim alan bu gençlere, kitap göndersek ne kadar mutlu olacaklarını söyledi. Kitapsız ...

Devamını Oku »

CEHALET MUTLULUKTUR… 

Matrix filmini izleyenler bilir, bir sahnede aktör önündeki az pişmiş kanlı bifteği bıçakla parçalayıp iştahla çiğnerken der ki; “Biliyor musun? bu bifteğin var olmadığını biliyorum. Bunu ağzıma koyduğumda, Matrix’in beynime bunun sulu ve lezzetli olduğunu söylediğini biliyorum. Dokuz yıldan sonra, ne fark ettiğimi biliyor musun? Cehalet mutluluktur.” Ben bugün (plastikten bir karbon eksik) margarinle tatlandırılmış, beyazlatıcı ve koruyucu ile doğallığını ...

Devamını Oku »

Evinin hanımı, işinin kadını olmak;

Ta 90’lı yıllarda henüz bir şeyin farkında olmayan bir çocuk olarak bile hatırlıyorum, çalışan kadın ve ev hanımı tartışmalarını. İşin ilginç yanı en çok erkekler konuşurdu bu konuyu, hala da öyle. Tek tük kadın sesleri de çıkıyor elbet. Bu kadınların bir kısmı kendilerini erkek gözüyle görmeye alışmış kadınlar, bu yüzden farklı bir şey söyleyemiyorlar. Bir diğer kısım ise bu ataerkil ...

Devamını Oku »