Beş bin sekiz yüz on altı

Ayasofya’nın açılmasına doğrudan karşı çıkamayıp da içten içten sinkaf edenler sarılacak bir şey buldu sonunda. Kamufle olabilmek için lafa Ayasofya’nın açılmasına çok sevindiklerini söyleyerek başlıyorlar ve ardından Diyanet İşleri Başkanımız Prof. Dr. Sayın Ali Erbaş’a saldırıyorlar. Tek dayanakları ise 5816 sayılı kanun.

Sayın Erbaş ne yapmış? Fatih Sultan Mehmet Han’ın sözlerini hatırlatmış. Bu da suçmuş. Ne suçu? Atatürk’ün manevi şahsiyetine hakaret etmek yani. Sözün özü Mehmet Han daha o doğmadan hakaret etmiş Atatürk’e. Sayın Erbaş sadece onun sözlerini hatırlatıyor ve geleceğe yönelik bir uyarı yapıyor. Bunu da malum kanuna sokup intikam alma kurnazlığı peşine düşüyorlar.

Hatta densizin biri çıkıp Sayın Başkanımızın da bu suçu işlediğini söylemeye cüret etti. Bu zatı meczup kategorisine sokmamak gerekir. Niyet açıkça bellidir. Belki buradan tuttururuz diye uğraşıyorlar. Bu kanuna muhalefet etmemeye herkes dikkat eder. Kanun kanundur uyarız. Uyanları da uymadı deyip katakulliye getirmeye çalışıyorlar.

Son olarak Ahmet Hakan da bu kervana katıldı. Ama o tatlı su kurnazlığı yaparak, “Benim bir amcaoğlu var. Onun bir komşusunun tanıdığı söylemiş.” tarzıyla yaklaştı konuya. Bakın ne diyor;

“Merkez sağın tam göbeğinde bir isim. Yıllarca merkez sağ partilerde bulundu. Önemli görevler üstlendi. Cumaları hiç kaçırmaz. Eşi beş vakit namazını kılar. Ailecek AK Parti’ye karşı da sıcaklar. Dün kendisiyle konuştum. Bana aynen şunları dedi: “Çok mutlu oldum Ayasofya’nın ibadete açılmasına... Eşim de çok mutlu oldu. Sevindik. Heyecanlandık. Fakat Diyanet İşleri Başkanı’nın okuduğu hutbede Atatürk’ü olumsuz bir biçimde çağrıştıracak şeyler söylemesi, bir hayal kırıklığı oldu bizim için. Sevincimizi yaşayamadık. Ne gerek vardı böyle bir şeye.”

Böyle bir duygudan iktidardakilerin haberdar olmasında yarar var. Onun için yazdım bunu.”

Birader kim bu adam? Adını söyle de biz de bilelim. Tabii eğer varsa öyle biri. Bunlar senin söylemek istediklerin değilse eğer.

Senin söylemek istediğin buysa çık ortaya delikanlı gibi “Ben böyle düşünüyorum.” de. Sayın Diyanet İşleri Başkanımızı koruma kanunu yok. Merak etme başın derde girmez.

Atatürk kelimesi üzerinden milyonlar götürenler var.

Atatürk kelimesini ağzından düşürmeyip de onun inkılaplarının tam zıddını yapanlar var.

Atatürk kelimesi üzerinden Gazi Mustafa Kemal’in kemiklerini sızlatacak işler çevirenler var.

Bunlar kendilerini Atatürkçü ilan ettikleri için bu kanuna muhalefet etmiş olmuyorlar.

İşlerine geldiğinde hemen sizi 5816 ile suçlayıveriyorlar.

Ben hukukçu değilim. Ancak, şöyle bir baktım. Bu kanun öyle kaldırılması teklif edilemeyecek bir kanun değil.

Üstelik bu kanun kişiye özel bir kanun. Hukukçular daha iyi bilir ya kişiye özel kanun olmaz.

Bu kanunun iyice incelenmesi gerek.

Hukuka aykırıysa da gereği yapılmalı.

Hukuka aykırı kanun mu olur?

Hiç kimse merak etmesin, Gazi Mustafa Kemal’e kimse saldırmıyor. Onu geçmişteki devlet büyüklerinden biri olarak hep anıyor ve gereken saygı gösteriliyor.

Bu kanun olmasa da hak ettiği saygıyı görecektir. Şüpheniz olmasın.

YORUM EKLE

banner19