Bilgi ve bilinç

Son günlerde sosyal medyada çeşitli yakıştırmaların da kurbanı haline getirilen bir çocuk, ülke gündemi oldu adeta. Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk da bir çocuğun bu kadar uzun süre sosyal medya malzemesi edilmesinin yanlış olduğundan ve aileye de gerekli uzman desteğinin ulaştırıldığından söz etti. 
Benim yazıya taşımak istediğim ise şu; bizler “indigo çocuk” olduğu da tartışmalara konu edilen bu çocuktan neler bekliyorduk ki bir anda saldırmaya başladık?
Çocukların bilmiş bilmiş cevap vermesinden, büyüklerine “posta koyar gibi” diklenmesinden mutlu olan, bak bak neler de söyledi diye poh pohlayan bir genel kabulümüz varken, bu çocuğu bir anda yerle bir ettik. Büyük ihtimalle aklımızda şöyle bir denge kurduk, akıl ve karakter olgunluğu doğru orantıdadır, bilgisi yüksek olanın bilinçli davranması gerekir. 
Ancak, okumayla elde edilen bilgi ile iletişim becerisi aynı düzeyde tutulmamalıdır. 
Çocuk Ergen Psikiyatri Uzmanı Doç. Dr. Emel Sarı Gökten de gündemdeki paylaşımlara dikkat çekerek, üstün yetenekli çocuklara doğru yaklaşım modeline ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Öncelikle üstün zekanın ne olduğuna dikkat etmek gerek; “Üstün zekanın tanımı, çok fazla çeşitlilik göstermekle birlikte genellikle kabul edilen genel bilişsel işlevlerde ya da spesifik bir alanda üstün yeteneğe sahip olmaktır. Üstün zekalı bir birey matematik alanında yüksek düzeyde bir yeteneğe sahip olup dil becerilerinde aynı düzeyde başarı gösteremeyebilir. Genellikle üstün yetenekler bilişsel, yaratıcılık, sanatsal beceri, liderlik ya da spesifik akademik alanlarda kendini gösterir.” 
Bu çocuklarda en bariz özelliklerin neler olduğunu da şöylece sıralamak mümkün: “Genellikle mükemmeliyetçi olurlar ve otoriteyi sorgularlar. Bu özelliklerin yanında bazı üstün yetenekli çocuklar kendi akran grubu ile iletişim kurup sürdürmekte zorlanırlar. Çünkü sözcük dağarcığı, kişilik yapısı, ilgileri ve motivasyon düzeyleri açısından akranlarıyla büyük farklılıklar yaşarlar. Daha büyük çocuklar ve yetişkinlerle birlikte olmayı tercih ederler.” 
Çocukların hepsinin farklı özelliklere sahip olabilir ve bu çeşitliliğin olumlu bir şey olduğunu vurgulayan Doç. Dr. Emel Sarı Gökten, üstün yetenekli çocukların diğer çocuklardan izole edilmemesi gerektiğine ve onları bir yetişkin gibi büyütmenin doğru olmadığını kaydetti. Doç. Dr. Emel Sarı Gökten açıklamasında şu bilgileri aktarıyor: “Ancak bu farklılıkları kabul etmek, sevmek ve çocuğun uygun bir ortamda büyümesi için gerekli şartları yerine getirmek gerekir. Tıpkı zeka geriliği veya öğrenme bozukluğu olan çocuklara farklı eğitim modülleri uygulanması gerektiği gibi üstün yetenekli çocuklara da özel eğitim programları uygulanmalı, aldıkları eğitimin içeriği oldukça çeşitlendirilmeli, yaratıcılıklarını sürdürebilecekleri alanlara yönlendirilmeleri gerekir. Diğer çocuklardan izole etmek ya da onları yetişkin gibi büyütmek doğru değildir.”
Özel yetenekli çocukların ilgi alanları da yaşıtlarından ve birbirlerinden oldukça farklılık gösterebiliyor: “Onların ilgi alanlarına saygı duyarak hareket etmeli, ama bir yandan da sosyal ortamlardan kopmaları önlenmelidir. Farklı aktivite ve ilgilerden de keyif alabileceği ona gösterilmeli, tek bir alana sıkı sıkıya bağlı kalıp başka hiçbir şeyle ilgilenmemesinin önüne geçilmelidir. Çünkü bu çocuklar sevdikleri konulara aşırı odaklanıp sosyal ilişkilerden, akranlarından, eğlenecekleri başka birçok etkinlikten mahrum kalabilirler. Bu durum da çocuğun ruhsal gelişimini aksatıp ileride birçok farklı psikiyatrik bozukluğun gelişimine sebep olabilir.”
 

YORUM EKLE

banner19

banner8