Böyle Çıldırttı Pontus ! (*)

*Pontus ifadesi ironi olarak yazılmıştır.

23 Haziran’da yenilenen seçimde, İstanbul Büyükşehir Belediye başkanlığını kazanan Ekrem İmamoğlu bir propaganda konuşmasında şöyle söylemişti:
“18 günde çıldırdılar. 1800 günde deli edeceğim ben onları”
‘Onları’ derken kast ettiği Cumhur ittifakı’ ve özelde ‘AK Parti’nin yetkili ve ilgilileridir…
Acaba dediğini yapabildi mi? Gerçekten çıldırttı mı ‘onları’?
Büyük bir kısmını çıldırttığını söyleyebilirim.
1800 günde ne olur?
Kestiremiyorum.

AK Parti’nin 17 yıllık iktidarı boyunca sağlıklı/ düzeyli bir muhalefetin/ alternatifin olmadığı neredeyse herkes tarafından dillendirilmektedir. Muhalefet boşluğunu genelde siyaset dışından iç ve dış bir takım güç odakları doldurmuştur. Ana muhalefet partisinin lideri/ liderleri kendi parti tabanları tarafından da ciddiye alınmayan, alternatif üretmeyen, toplumda hiçbir karşılığı olmayan, çapsız, vizyonsuz, çözümsüz, beceriksiz, tutarsız… bulunan liderlerdi. Dolayısıyla AK Parti iktidarı için böyle bir muhalefet kolay lokma idi.

Kemal Kılıçdaroğlu’nu, ‘Böyle lider olur mu? Böyle muhalefet olur mu?’ şeklinde eleştiren AK Partililere, ‘Yatın kalkın Kemal Kılıçdaroğlu’ için şükredin, dua edin. Erdoğan’ın en önemli ve en güçlü ortağı Kemal Kılıçdaroğlu’dur’ diyordum.

Kemal Kılıçdaroğlu’na alternatif olabilecek, Erdoğan’ı zorlayabilecek olan Muharrem İnce’nin boyası çabuk döküldü. CHP ve ortaklarının tabanları, O’nu, gerçek bir muhalefet lideri olarak kabullenmeye yatkındılar. Ancak, O bunu taşıyabilecek bir dirayete, siyasi dehaya sahip değildi. Bu yüzden AK Parti ve Erdoğan için ciddi bir tehlike arz edemedi.

Yerel yönetim seçimlerine gelince CHP, bir ilçe belediye başkanı olan Ekrem İmamoğlu’nu İstanbul için açıkladığında, Erdoğan -yaklaşık olarak- şöyle bir değerlendirmede bulunmuştu (Aslında küçümsemişti):
“Biz İstanbul’a bakanlık, başbakanlık ve meclis başkanlığı yapmış bir aday ile çıkıyoruz. Onlar da bir ilçe belediye başkanını aday göstermişler…”

Fakat bir sorun vardı. Bu adam diğerlerine benzemiyor. Klasik CHP argümanlarını kullanmıyor. İlk yaptığı iş Cumhurbaşkanını ziyaret etmek olmuştur. Kafayı Erdoğan ile bozmuş görüntüsü vermiyordu. Her kesimde karşılığı olan, esnaf karakterli bir insandı. Kavga etmiyordu. Kızmıyordu. Halkın dilini konuşuyordu.

AK Partinin sözcüleri alışık oldukları muhalefet liderleri ile çok rahat baş edebildikleri dili ona karşı da kullanmaya başladılar. O ise onlara alışık oldukları muhalefet liderleri gibi mukabele etmiyor. Başka bir dil konuşuyordu. Ters köşe yapmıştı. Yabancısı oldukları bir dil kullanıyordu. Çalışmadıkları yerden konuşuyordu. Fetöcü diyorlar, PKK ile işbirliği yapıyorsun diyorlar, 15 Temmuz gecesi ne yapmıştın diyorlar, yalancı diyorlar… Ve fakat o bildiğini okuyor. Alman DW’de yayınlanan bir röportajında, muhabir O’na, ‘Erdoğan’ın diktatör olduğunu söyletmek’ istiyor. ‘Hayır’ diyor. ‘Böyle laflar Türkiye için konuşulmaz. Bizim ülkede diktatör olmaz…’ vs diyor. Cumhurbaşkanı ile kavga etmiyor. Pontus diyorlar, Rum diyorlar, hiç tınmıyor.

6 ay boyunca Ekrem İmamoğlu’nu ‘Kategorize etmek’ten başka ve ‘Aha kızdı, Aha yalan söyledi, Aha küfretti’ gibi açıklarını aramaktan başka hiçbir şey yapamadılar. İstanbul’u, suyun akmadığı, çöplerin toplanmadığı, bir Afrika kasabasından Dünya çapında bir metropole çıkaran kadronun tek gündemi Ekrem İmamoğlu olmuştur. Bu bir çılgınlık haliydi.
İmamoğlu’nun dediği gibi çıldırdılar, paniklediler, hata yaptılar. O da bu hatalarla beslendi ve büyüdü. O büyüdükçe korktular. Halk/ seçmen AK Parti sözcülerinin ‘Ekremofobi’sini fark etmekte gecikmedi.

TRT dahil, ‘havuz medyası’ tabir edilen bütün kanallar gün boyu Binali Yıldırım’a çalışmışken, Binali Yıldırım belki de sadece Okan Bayülgen ile yaptığı konuşmada kendini insanlara doğru düzgün anlatabilmişti. Diğerlerinin tüm propagandaları ters tepmiştir.
Diyebilirim ki, Bu kanallar ‘Binali Yıldırım’ın adını bile anmasalardı, daha birinci seçimde 5 puan fark atardı.
6 ay boyunca bu kanallar Ak Partililere ‘Reis’ propagandası yapıp, Ekrem İmamoğlu’na saydırdılar.

AK Partililerin, Ekrem İmamoğlu’nun söylediği ikinci aşama olan ‘Delirme’nin gerçekleşmemesi için  hala 1800 günleri var.
Öncelikle şunu kabul etmeleri gerekir.:
Artık Erdoğan karşıtı cephenin bir ‘Lideri’ var. Velev ki proje olsun.
O’na Müteahhit, Beton Ekrem, Gökdelenci, Rum, Pontus, Yunan, ABD projesi, Fettöcü, Küfürbaz, Yalancı, Sisi, Guaido Ekrem, Pinokyo… ve buna benzer bir yığın tanımlama yapmalarının ne onlara bir faydası var. Ne de İmamoğlu’na bir zararı var.
Yeni bir siyaset tarzı gerekiyor.

Kuşkusuz AK Parti’nin seçimi kaybetmesinin başkaca da sebepleri vardır. Bunları da başkaları yazsın.
Hayırlara vesile olsun.
YORUM EKLE

banner19

banner8