Bu ne perhiz Ocaktan…

Karar Gazetesi Yazarı Mehmet Ocaktan… Kendisi bir dönem Bursa Milletvekilliği de yapmıştı. Sonrasında gidiş o gidiş bir daha görünmedi Bursa dolaylarında. Milletvekilliği döneminde de ne kattığı tartışılır. Sosyal haklarını kazanıp bu kente tek çivisi olmadan gidenlerden. İşte o Mehmet Ocaktan AK Parti Bursa Teşkilatı’nın düzenlediği bayramlaşma organizasyonuna katılmış. Kimin davet ettiğini bilmiyoruz. Davet edilip edilmediğini de. Peki, ne işi vardı Ocaktan’ın AK Parti Bursa bayramlaşmasında. Çok değil Ramazan ayı içinde 17 Mayıs 2019 tarihinde Karar Gazetesi’nde yazdığı yazı ortada. “İstanbul’u kim kazanır” başlıklı yazısında Ocaktan, YSK’nın hiçbir hukuki meşruiyet temeli olmadan seçim yenileme kararı aldığını öne sürüyor. Bakın o yazıda neler söylüyor Ocaktan, “YSK’nın hiçbir hukuki meşruiyet temeli bulunmayan ve tamamen siyasi saiklerle aldığı iptal kararının sonucunda İstanbul seçimleri 23 Haziran’da yenilenecek. İktidar dahil bütün siyasi partilerimiz her vesileyle ‘millet iradesi’ne vurgu yaparlar ve bu iradenin üstünde hiçbir güç tanımadıklarını ifade ederler. Ancak bu kez siyasi aktörler ve YSK el ele vererek millet iradesinin tecelli ettiği sandığı ağır bir şekilde yaraladılar.”

Yetinmiyor Ocaktan, AK Parti’nin yani bayramlaşmasına katılarak piyasa yapmaya kalktığı AK Parti’nin YSK ile el ele vererek millet iradesine yönelik tahribat yaptığını ileri sürüyor.  Öylesine ağır ithamlarda bulunuyor ki Karar Yazarı, “Seçim sistemimiz 1946’dan bu yana ilk kez bu kadar ağır bir tahribatla karşı karşıyadır, dolayısıyla bu tahribata iştirak edenler açısından siyasi sonuçlarının olması kaçınılmazdır” ifadelerini kullanabiliyor. AK Parti’yi hedef alan Ocaktan, YSK’nın kararının hukuki izahının yapılamadığını, AK Parti’yi işaret ederek “İkna edici bir delil bulmaya da gerek duyulmuyor, sadece “çaldılar” deyip milletin de buna inanması bekleniyor. Doğrusu AK Parti’nin millete tepeden bakan böylesine jakoben bir yaklaşıma yaslanarak siyaset üretir hale gelmesi, partinin bizzat kendi ilkeleri açısından da izahı mümkün olmayan bir durumdur. Çünkü AK Parti’nin genlerinde hukuku dikkate almayan, millete tepeden bakan, dayatmacı bir gelenek yoktur. Nitekim yola çıkarken kendisine hedef olarak koyduğu şu ilkeler bu durumun en önemli kanıtıdır: “Demokratik ülkelerde, hukukun evrensel ilkelerine saygı, hak arama yollarının açık tutulması, kanun önünde eşitlik, bireysel hak ve özgürlüklerin korunması, idarenin hukuka bağlılığının sağlanması temel temel değerlerdir.” İfadelerini kullanıyor.

DİLİNİN UCUNA GETİRİP SÖYLEYEMİYOR

Ocaktan, devamında AK Parti’ye ağır ithamlarda da bulunuyor. İşte yazının o ağır sözlerle bezenen bölümü, “İşte tam da bu noktada, YSK’nın hukuk dışı kararının gölgesinde yapılacak “İstanbul seçimini kim kazanır” sorusu çok daha önem kazanmış bulunuyor.  İstanbul’u kim kazanır şimdiden bilemeyiz ama, millete tepeden bakmayan, “Bu ülkede ben ne dersem o olur” demeyen, toplumun bir bölümünü “hain” olarak damgalamayan ve herkesin özgürlüğünü savunan, inancından, kimliğinden, düşüncesinden dolayı kimseyi ötekileştirmeyen adayın kazanması akla ve mantığa en uygun olanıdır.” Yazı böylece devam edip gidiyor. Bu kadar net bir şekilde yanında durmadığın, bu kadar net bir şekilde karşına dikildiği AK Parti’nin Bursa’daki bayramlaşmasına neden geldin Ocaktan sorusu geliyor insanın aklına. Hedef neydi? Yıllar sonra Bursa’da Ak Parti teşkilatıyla kucaklaşmak değil herhalde… Dikkatle izliyoruz. Bakalım Karar yazarı önümüzdeki dönemde nereye evrilecek?



Baysal tarih çarpıtma mesaisine devam ediyor

Yeni Dönem Gazetesi Yazarı Yüksel Baysal, son günlerde yakın tarihe sardı. Yakın tarihi kendine göre yeniden yazıyor. Hiçbir temeli olmayan sadece bilindik eski vesayetin resmi tarihini cilalayıp sözüm ona resmi tarihi aklamaya uğraşıyor. Önceki gün kaleme aldığı makalede de benzer bir algı çekmeye devam etti Baysal. Bu kez ele aldığı konu dönem dönem Türkiye’de tartışmaların yaşandığı alfabe yani harf devrimi ile ilgiliydi. Aydın (!) bir yaklaşımla Türk gericiliğini ele alan Baysal, yazısını bakın nasıl sunuyor: Türk gericiliğinin en saçma iddialarından biri de alfabe devrimiyle ilgili olandır. Geçmişle bağımızı kopardılar yalanına inanmak istiyorlar. Dil konusunda iki geçmişimiz var; sarayın dili ile halkın dili. Milli devlet sarayın dilini attı, halkın dilini aldı.”



Yüksel Baysal, tarihi bir hataya imza atıyor bilerek mi bu hata bilmeyerek mi kendisine bırakıyorum. Ancak Harf Devrimi dilin değişmesiyle ilgili bir devrim değil. Yazımla ilgili. Yazıp okumakla ilgili bir devrim. Ama Baysal’a bakarsanız Osmanlı’da dil ya Arapça ya Farsçaydı. Okuryazar oranı binde bilmem kaçtı diye de ekliyor yazısında Baysal, On yıllardır savaşta olan ve yetişmiş bütün neslini savaş meydanlarında şehit veren bir ülkenin okuryazar istatistiği ile algı oluşturuyor. O rakamların da ne kadar doğru olduğu tartışılır tabi. Yüksel bey bu aralar tartışmalı konulara girmek yerine solak Türk aydınları (!) arasında kendisine yer açmak için entelektüel derinliğini de aktarıyor Bursa’ya ve okuruna.

Ancak son yazılarındaki yakın tarihle ilgili bilgilerin de iddiaların da tamamı kendi hayal ürünü ve inanmak istediklerinden öteye geçemiyor. Belgeler, yaşananlar, doğrular vesayet dönemindeki gibi artık kabul ettirilemiyor topluma. Toplum doğruyu da yanlışı da artık biliyor. 1960-70’lerin özlemini yaşayanlar için de tatlı bir rüyadan ileriye geçemiyor. Ha bitirmeden sadece meraktan sorsam, Mudanya Belediyesi’nin Suriyeli sığınmacılarla ilgili son birkaç gündür ortaya koyduğu tavrı iyi bir solcu olarak Yüksel Baysal nasıl değerlendiriyor. Nasıl bakıyor? Hem benim hem kamuoyunun bu merakını giderir mi acaba?

YORUM EKLE

banner19

banner8