Başarının sırrı, kendi modelini bulmak

Bursa Uludağ Üniversitesi (BUÜ) Eğitim Fakültesi Dekanlığı, ‘Öğretmenlerin Yetiştirilmesi ve Geliştirilmesi ile PISA Sonuçları Arasındaki İlişki-Finlandiya Örneği’ konulu bir konferans düzenledi. Konferansa konuşmacı olarak katılan Finlandiyalı PISA Uzmanı ve Eğitim Danışmanı Dr. Pasi Reinikainen, eğitimde başarı için her ülkenin kendi kültürüne uygun model geliştirmesi gerektiğini söyledi. 

Başarının sırrı, kendi modelini bulmak

Canan GÜLEÇ

Bursa Uludağ Üniversitesi (BUÜ) Eğitim Fakültesi Dekanlığı, 24 Kasım Öğretmenler günü nedeniyle Mete Cengiz Kültür Merkezi’nde düzenlediği konferansta ‘Öğretmenlerin Yetiştirilmesi ve Geliştirilmesi ile PISA Sonuçları Arasındaki İlişki-Finlandiya Örneği’ni masaya yatırdı. Finlandiyalı PISA Uzmanı ve Eğitim Danışmanı Dr. Pasi Reinikainen’in konuşmacı olarak katıldığı konferansa BUÜ Rektörü Prof. Dr. Ahmet Saim Kılavuz, Eğitim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Salih Çepni, akademisyenler, il dışından da gelen çok sayıda öğretmen ve eğitim fakültesi öğrencisi olan öğretmen adayları katıldı. Dr. Pasi Reinikainen konuşmasında PISA sonuçlarının nasıl okunması gerektiğini, eğitim reformunda nelere dikkat edileceğini ve değişim için doğru adımların neler olmasını gerektiğini anlattı.

“PISA SONUÇLARINI DOĞRU OKUMALIYIZ”

Suudi Arabistan, Mısır ve Ürdün’ de eğitim reformu çalışmalarında danışman olarak görev alan Dr. Pasi Reinikainen, PISA sonuçları üzerine uzun tartışmalar yapılmasının eleştirerek şunları söyledi: “PISA’nın ölçümlerinde 2 hedefi vardır, ilki ülkeleri betimlemek, tanımlamaktır. Bu sadece rakamlardan ibarettir ve çok da dikkate almamak gerekir. İkinci hedefi ise bu başarının o ülkedeki işlevini ölçer. Ülkenin sosyo-ekonomik durumu, kültürü, politik yapısı incelenir ve bu eğitim puanları ile bu durum arasındaki ilişkiye bakılır. İkinci hedefteki bu ölçüm analiz edilip ailenin eğitim düzeyi, evdeki ortam, okuldaki serbest zamanda neler yapıldığı, sevgi düzeyi arasında bağlantılar kuruluyor. Finlandiya duygularını çok ifade eden bir ülke değildir, çok dikkatlidir insanlar. Her ülkenin bu tür kendi kültür kimliği vardır. Bu nednle de başarılı bir model için ülke kendi kültürüne uygun yol izlemelidir.”

“MÜFREDATI ÖLÇMÜYORUZ, HAYATA HAZIRLIYORUZ”   

PISA sorularının içeriğini değerlendiren Reinikainen, “PISA, okuldaki müfredatı değil, gerçek hayattaki yansımasını ölçüyor. Ölçülen fen, matematik ve okuduğunu anlama alanları arasında ciddi koordinasyon var.” dedi. Finlandiya’daki öğrencilerin bu testlere çok da hazırlanmadıklarını belirten Reinikainen şöyle devam etti: “PISA 30 ülkede uygulanmaya başladı, şimdi 80 ülkeye çıktı. Yarım milyon öğrenci bu sınava giriyor. Sonuçlara fazla anlam yüklüyoruz. Tek testten bahsetmiyoruz burada. Birçok ülkede öğrenci ve öğretmenler suçlanıyor. Test modelleri ve öğretmen yöntemleri değişmeli diye yaklaşılıyor. Bu test sorularını hazırlayan öğretmenler, öğrencilerin geleceğini tahmin etmeye çalışarak hazırlıyor. Öyle bakmak gerek eğitime.”

PISA SONUÇLARINI POLİTİKACILAR DA GÖRMELİ

OECD araştırmasına göre sürecin en önemli paydaşlarının politikacılar, yerel yöneticiler ve araştırmacılar olduğunu söyleyen Dr. Pasi Reinikainen, yaklaşmakta olan PISA sonuçlarını da hatırlatarak, “Herkes 4 Aralık’ı bekliyor. 4 yıl evveline göre nerede olduğunu görmek istiyor. PISA sonuçları bize aslında sosyo-ekonomik durum, aile ortamı hakkında bilgi veriyor. Okulda öğretmen ne kadar öğretse de ev ortamına ulaşamıyor. PISA, ülkedeki genel huzur ve refahı ölçer. Bu nedenle de sonuç öğretmenlerden çok politikacılar için önemlidir.” dedi.

EĞİTİM REFORMU SADECE ÖĞRETMEN DEĞİŞİMİYLE OLMAZ

BURSA’DAKİ EĞİTİM KALİTESİNİ YÜKSELTMEYİ HEDEFLİYORUZ  Eğitim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Salih Çepni ise ‘PISA Mantığını ve Sorularını Anlama’ isimli bir konuşma gerçekleştirdi. Dekan Prof. Dr. Salih Çepni, Eğitim Fakültesi yöneticileri olarak en temel amaçlarından birisinin öğretmen adayları yetiştirmenin yanı sıra çevredeki okullara hizmet vermek olduğunun altını çizdi. Talep edilen her alan için değerli hocalara sahip olduklarını aktaran Çepni; “Bugüne kadar çevremizdeki okullarla yeterli anlamda iletişime geçemedik. Bundan sonra çevremizde bulunan eğitim kurumları ile daha yakın çalışmak ve en azından Bursa’daki eğitim kalitesinin arttırılması için çaba göstereceğiz. Biz Bursa’daki eğitim kalitesini yükseltebilirsek Türkiye’nin de eğitim kalitesini yükselteceğimize inanıyoruz” dedi. 7 yıldır PISA metodu üzerine faaliyet gösterdiklerini açıklayan Çepni, eğitim verdikleri gönüllü öğretmenlerin gelişmelerini görmekten de mutluluk duyduklarını söyledi.

Finlandiya’nın eğitimde başarılı olması nedeniyle model alınmak istenmesine dair görüşlerini paylaşan Dr. Pasi Reinikainen, her ülkenin kendi başarı yolunu bulması gerektiğini şu sözlerle anlattı: “Ülkeden ülkeye sistemler değişiyor. Bizde merkezi bir sistem etkili, yerelde öğretmenler çok bağımsız değil. Ancak genel sistemin gereklerine ilave olarak özel projesini yapabilir. Okullarda öğretmen seçiminde müdürlerin özerkliği var, kendi ekiplerini oluşturuyorlar. PISA eğitim reformları yapılmak isteniyor, milli standartları geliştirmeye çalışıyorlar. Bizim için bu önemli değil çünkü Finlandiya’da standart diye bir şey yok, herkesin uyduğu kurallar var. Eğer değişiklik yapılmak isteniyorsa, okul için öğrenme yerine hayat için öğrenme gerçekleştirilmelidir. PISA sonuçlarına göre bir suçlu kültürü oluşturuldu, siyasiler çok fazla tartışmaya başladı, düşük not alan öğrenciler ve öğretmenler suçlandı. Oysa Finlandiya’da öğretmenler böyle bir durumda sistemi suçlardı. Tek çözüm yolu olamaz, ülkeyi anlamalı ve geniş bir alanda değişim yapılmalı.”

AKILLI TAHTAYI ALMAK DEĞİL, KULLANMAK ÖNEMLİ

Bilişim teknolojilerinin kullanılmasına Türkiye’de daha çok ihtiyaç olduğunu anlatan Dr. Pasi Reinikainen, teknolojiyi satın almakla kullanmak arasındaki farkı yaşadığı bir deneyimle aktardı: “Suudi Arabistan’da incelemeye gittiğim okulda beni gururla karşıladılar, akıllı tahtaları olduğunu sevinçle anlattılar. Oysa akıllı tahtanın hiçbir elektrik ve internet bağlantısı yoktu, normal beyaz tahta gibi kullanıyorlar ve de silinmez kalemle yazdıkları için artık yazı yazma işlevi de kalmamıştı. Kullanılmayan teknolojiyi satın almış olmak, eğitime katkı sağlamaz.”

EĞİTİM REFORMUNDA KARARLILIK ÖNEMLİ

Eğitim reformu yaparken, 1 hafta sonrasını değil 30 yıl sonrasını düşünmek gerektiğini belirten Reinikainen, kendi ülkelerindeki reformun nasıl korunduğunu anlattı: “1960’taeğitim reformu yapıldığında partiler üstü bir sözleşmeye varıldı, hangi siyasi parti seçimi kazanırsa kazansın eğitime dokunmayacak. Bu şekilde istikrarı koruduk ve başarılı olduk. Eğitim sistemimiz değişmiyor. Okullar arasında ayrımcılık yok, hepsi aynı yatırımları alır ve tüm okullarımız ücretsizidir. Müfredatımız 10 yılda 1 değişir. Okullarımızda özerklik var, müdürler kendi öğretmenlerini seçiyor. Öğretmen adayları mülakata alındığında öğretmenler de o değerlendirmeyi yapacak jürinin içinde oluyor.” 

“ÖĞRETMEN YETİŞTİRMEKLE PISA SONUCU DEĞİŞTİRİLEMEZ”

Gittiği konferanslarda kendisine en çok “Öğretmenlerinizi nasıl yetiştiriyorsunuz? Ne kadar yıl eğitim veriyorsunuz?” diye sorulduğunu belirten Reinikainen, “PISA sonucu ile öğretmenlerin yetiştirilme süresi arasında hiçbir bağlantı yoktur” dedi. Türkiye’de çok sayıda öğretmen olduğuna dikkat çeken Reinikainen şunları söyledi: “Önemli olan öğretmenliğin meslek olarak kabul edilmesidir. Maaşların kıdeme göre değil öğretmenin başarısına göre artması gerekir. Ders saatinde öğretmenin harcadığı zaman çok önemli. Yoklama ve sınıf yönetimine dair Türkiye’de çok fazla zaman harcanıyor. PISA ve TIMS sınavlarını kıyasladık, her 2 sınavda da başarısız olan çocuklar sınıflarında etkin olmayan çocuklar. Finlandiya’da öğretmenlik eğitimi 3 yıl sürüyor ve tüm öğretmenlerin 1 yıl yüksek lisans yapmasını çok önemsiyoruz. Çünkü araştırma becerisi kazanıyorlar. Yüksek lisans aynı zamanda öğretmenin öz saygısını da destekler, toplum içinde de daha saygı ile karşılanmasını sağlar. 

Değerlendirmeye gelince işbirliği haline öğrenci, veli ve öğretmen bir arada olur. Eşim de öğretmen ve bu değerlendirmenin en doğru sistem olduğuna inanıyor.  Öğretmen- öğrenci ve veli birlikte sözleşmiş oluyorlar.”

ÖĞRETMENLİK BİREYSEL DEĞİL, EKİP ÇALIŞMASI GEREKTİRİR

Öğretmenlerin ekip çalışmasının başarıyı önemli ölçüde etkilediğini belirten Dr. Pasi Reinikainen, “Uluslararası bazı öğretmenlik ödülleri var, bunlara çok karşıyım. Öğretmenler birey olarak yükseltiliyor. Öğretmenlik tek kişilik bir iş değildir, bireysel değil ekip başarısı söz konusudur. Birlikte çalışan öğretmenler her zaman daha başarılı olmuştur.” dedi. 

FİNLANDİYA VE TÜRKİYE SİSTEMLERİNİN KARŞILAŞTIRILMASI

Dr. Pasi Reinikainen, Finlandiya’daki eğitimi ve ülkemizdeki sistemi genel hatlarıyla karşılaştırarak şunları söyledi: “Sınıf öğretmeni ilk 6 yıl derse girer ve 13 ders öğretir. Çocuklarımız 7. sınıfta daha çok öğretmenle tanışıyor. Öğretmenlerimizin yüksek maaş almasına ve saygı görmelerine dikkat ediyoruz. Temel eğitim 7 ile 16 yaş arasındadır. 16 yaş sonrası meslek ve akademik eğitim olarak ayrılıyorlar. Öğrenci isterse 2 eğitimi de alabilir, birine başlamışken diğer eğitime geçiş yapabilir. Meslek eğitimini seçen bir öğrenci daha sonra akademik eğitime geçebiliyor. Öğrencilerin değişen tercihlerine saygı gösteriyoruz. Okulun ilk yılları çok önemli, daha fazla kaynak kullanılıyor. Finlandiya’da çocuk lise düzeyine geldiğinde fazla öğretmenle teması olurken Türkiye’de erken yaşta çok öğretmen ve öğrenme yöntemiyle karşılaşıyor. Finlandiya’da tüm dersler arasında ortak yeterlilik gerektiriyor.”

GÜVEN KÜLTÜRÜ ÇOK ETKİLİ

Finlandiya’da okulların en son 1992’de müfettiş tarafından incelendiğini anlatan Dr. Pasi Reinikainen, ülkedeki herkesin hangi iş yapıyor olursa olsun kendi kapasitesinin en iyisini ortaya koyduğunu belirtti. “Oysa ben Suudi Arabistan’da müfettiş raporlarını okuduğumda, okulu denetleyen görevlinin denetim raporunu başka rapordan kopyaladığını ve okul adını bile değiştiremeyecek kadar özensiz olduğunu gördüm. Eğitimi denetleyecek müfettişin de denetime ihtiyacı varsa sıkıntı büyük demektir.” şeklinde konuşan Reinikainen, Finlandiya’da okulların kapısının 24 saat açık olduğunu ve toplumun her kesimi tarafından toplantı ve araştırma için kullanıldığını söyledi. 

İYİ ÖĞRETMEN İYİ ÖĞRENCİ YETİŞTİRİR

Konferansta kısa bir açılış konuşması yapan BUÜ Rektörü Prof. Dr. Ahmet Saim Kılavuz, yeni dönemde üniversitede kalitenin arttırılması noktasında özel bir çabanın bulunduğunu söyledi. Gerek öğrenciler açısından gerekse de akademisyenler açısından kaliteli eğitim-öğretimin çalışmalarının yürütülmesini amaçladıklarını belirten Rektör Prof. Dr. A. Saim Kılavuz; “Her dönem kaliteye önem verildi. Ancak bu dönem biraz daha çekip çevirerek, biraz daha hızlı olması için çalışıyoruz. Kalite Koordinatörlüğü kurduk. Bu birim vasıtasıyla tüm üniversiteye yayılan genel bir kalite çalışması içerisinde yer alıyoruz. Özelde üniversitelerin yükselmesi ve yücelmesi, genelde de Türkiye’de insan kalitesinin arttırılması ancak kaliteye olan taleple gerçekleşebilir. Her noktada dört dörtlük insan, öğrenci ve akademisyen yetiştirmek bizim birinci hedeflerimizden olmalıdır. Bunun yolu da günümüzün başta modern bilimleri olmak üzere, tarihten getirdiğimiz değerlerimiz de birlikte yorumlanmasından geçmektedir” dedi.
Öğretmenlik mesleğinin kutsal ve çok önemli bir hizmet olduğunun altını çizen Rektör Kılavuz; “İnancımıza göre mümkün değildir ancak yeniden dünyaya gelsek yeniden öğretmen olmak, akademisyen olmak, okuma ve okutmak isteriz. Kaliteli öğretmen ve kaliteli öğrenci kavramını çok önemsiyorum. İyi yetişen öğretmen, iyi öğrenci yetiştirir. Bu anlamda kaliteyi yükseltecek hangi faaliyet olursa olsun destek vermeyi buradan hepinize taahhüt ediyorum. Öğretmenlik ve eğitmenlik hayatında 45 yılını tamamlamış olan bir büyüğünüz olarak buradan öğrencilerimize de asla kolaycılığa kaçmamaları tavsiyesinde bulunmak istiyorum” diye konuştu.


BURSA’DAKİ EĞİTİM KALİTESİNİ YÜKSELTMEYİ HEDEFLİYORUZ

Eğitim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Salih Çepni ise ‘PISA Mantığını ve Sorularını Anlama’ isimli bir konuşma gerçekleştirdi. Dekan Prof. Dr. Salih Çepni, Eğitim Fakültesi yöneticileri olarak en temel amaçlarından birisinin öğretmen adayları yetiştirmenin yanı sıra çevredeki okullara hizmet vermek olduğunun altını çizdi. Talep edilen her alan için değerli hocalara sahip olduklarını aktaran Çepni; “Bugüne kadar çevremizdeki okullarla yeterli anlamda iletişime geçemedik. Bundan sonra çevremizde bulunan eğitim kurumları ile daha yakın çalışmak ve en azından Bursa’daki eğitim kalitesinin arttırılması için çaba göstereceğiz. Biz Bursa’daki eğitim kalitesini yükseltebilirsek Türkiye’nin de eğitim kalitesini yükselteceğimize inanıyoruz” dedi. 7 yıldır PISA metodu üzerine faaliyet gösterdiklerini açıklayan Çepni, eğitim verdikleri gönüllü öğretmenlerin gelişmelerini görmekten de mutluluk duyduklarını söyledi.


SAİM KILAVUZ: Üniversitemizde eğitim öğretim kalİtesinin biraz daha yükseldiği bir dönem olması için çabalıyoruz. Öğretmenlik kutsal bir meslektirç Yeniden dünyaya gelsem yine hoca olmayı seçerdim. Yolda yürürken gördüğünüz herhangi bir meslek mensubunun yetişmesinde katkının olduğunu hissetmek kadar gurur vericvİ bir duygu olamaz. Hep tartışılıyor; eski öğretmenler yok, öğrenciler eskisi gibi değil diye. Kaliteli insan olmak zordur, zora talip olun.

SALİH ÇEPNİ: PISA mantığını ve soru tarzını anlayabilmemizde bu eğitimin katkısı olacağını düşünüyorum. Bu salıonda öpğretmenlerimiz var, bizler eğitim fakültesi olarak okullarımıza ulaşabilirsek güzel projeşer yaparız. PISA üzerine 7 yıldır ekip olarak çalışıyoruz. Bursada çok okulda seminer verdik. Mem- üniversite işbirliğiyle öğretmenlerimize 10ar haft6alık eğitimler verdik. Bu öğretmenlerimiz de okullarında ölçme değerlendirme noktasında önemli çalışmalar yapıyorlar. Pısa 2015 sonuçlarında 50. Sıradaydık.  4 aralıkta açıklanacak olan 2018 pısa sonuçlarında nerede olacağımızı göreceğiz. Yatırımı öğretmenlerimize yapmamız gerekiyor. Sınavlarla değil sınıftaki etkinlikle başarılı olmalıyız. 
 

SAİM KILAVUZ: Üniversitemizde eğitim öğretim kalİtesinin biraz daha yükseldiği bir dönem olması için çabalıyoruz. Öğretmenlik kutsal bir meslektirç Yeniden dünyaya gelsem yine hoca olmayı seçerdim. Yolda yürürken gördüğünüz herhangi bir meslek mensubunun yetişmesinde katkının olduğunu hissetmek kadar gurur vericvİ bir duygu olamaz. Hep tartışılıyor; eski öğretmenler yok, öğrenciler eskisi gibi değil diye. Kaliteli insan olmak zordur, zora talip olun.

SALİH ÇEPNİ: PISA mantığını ve soru tarzını anlayabilmemizde bu eğitimin katkısı olacağını düşünüyorum. Bu salıonda öpğretmenlerimiz var, bizler eğitim fakültesi olarak okullarımıza ulaşabilirsek güzel projeşer yaparız. PISA üzerine 7 yıldır ekip olarak çalışıyoruz. Bursada çok okulda seminer verdik. Mem- üniversite işbirliğiyle öğretmenlerimize 10ar haft6alık eğitimler verdik. Bu öğretmenlerimiz de okullarında ölçme değerlendirme noktasında önemli çalışmalar yapıyorlar. Pısa 2015 sonuçlarında 50. Sıradaydık.  4 aralıkta açıklanacak olan 2018 pısa sonuçlarında nerede olacağımızı göreceğiz. Yatırımı öğretmenlerimize yapmamız gerekiyor. Sınavlarla değil sınıftaki etkinlikle başarılı olmalıyız. 

Güncelleme Tarihi: 20 Kasım 2019, 13:43
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner19

banner8