Haluk Koç: 'Açlık grevi sağduyu ile çözülmeli'

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Haluk Koç, KCK tutuklularının başlattığı açlık grevinin sağduyu

Haluk Koç: 'Açlık grevi sağduyu ile çözülmeli'
Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Haluk Koç, KCK tutuklularının başlattığı açlık grevinin sağduyu ile çözülmesi gerektiğini söyledi.

Haluk Koç, Bursa merkez ve ilçelerine yönelik değerlendirme ziyaretlerine İnegöl'den start verdi. İnegöl ilçe teşkilatına gelen CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Haluk Koç, CHP Bursa Milletvekili Turhan Tayan ve İstanbul Milletvekili Nursel Serter'i, ilçe teşkilatı önünde CHP İl Başkanı Metin Çelik, İlçe başkanı Turhan Neşe, Kurşunlu Belediye Başkanı Erkan Dönmez, il ve ilçe yöneticileri karşıladı. İlçe merkezinde düzenlenen basın toplantısında konuşan Haluk Koç, önümüzdeki bir yıl içerisinde yerel seçimleri yapacaklarını hatırlattı. "Türkiye'nin manzarası ortada. Bunları her gün Ankara'da konuşuyoruz" diyen Koç, "Demokrasi şu ana kadar toplumların yönetiminde en etkili olabilecek, yönetim şekillerinden birisi olarak karşımızı çıkıyor. Demokrasilerde bir şekilde çoğunluğu ele geçiren bir siyasi grubun, çoğulculuğu bırakıp tamamen çoğunluk anlayışına girerek, medyayı, üniversiteleri, yargıyı bağımsız olması gereken tüm kurumları baskı altına alarak demokrasiyi tahrip etme riskinin altını çizmiştir. Bu gün içinden geçtiğimiz süreç, böyle bir süreçtir. Türkiye'de demokrasi içerisinde demokrasi imkanları ile gelen bir yönetim, maalesef demokrasiyi tahrip eder noktaya gelmiştir. Parlamenter sistemde çoğunluğu ele geçiren grup her istediğimi yaparım mantığından uzak kalmak zorundadır. Bağımsız yargı, bağımsız yargı gibi birtakım kurumlar oluşturulmuştur. Bunlar o çoğunluk tarafından tahrip edilip o çoğunluğun eksenin de görev yapmaya zorlanırsa o zaman demokrasinin ortadan yavaş yavaş kalktığını görürsünüz. Zaten Sayın Başbakan, siyasete girdiği günden itibaren söylediği veciz sözler içerisinde demokrasiyi kendi amaçlarına varmak için kullandığı bir tramvay olarak değerlendirmiştir. Tam da öyledir. O tramvaydan şu anda inmek üzeredir. Kafasında önümüzdeki 2-3 yıl için planladığı süreç var. Onu da gerçekleştirirse söylediğini yapacaktır, o tramvaydan inecektir. Biz bu tüm bu gerçeklerin altını çizmeye çalışıyoruz. Bununla 325 kişilik tek lider atamasından gelen bir meclis çoğunluğuna karşı mücadelemizi parlamentoda sürdürme gayreti içerisindeyiz. Birden fazla muhalefet partisi var. En küçük olan muhalefet partisi, etnik temelde bir siyasetin aracı olarak, parlamento dışından yönetilen bir yapı çerçevesi içerisinde bir Türkiye partisi olamamamın sıkıntısını yaşamaktadır. Diğer muhalefet partimiz, bir an önce kongresini bu pazar günü yapar, bundan sonra iktidara destek noktasına mı gidecek, şimdiye kadar geldiği gibi, yoksa doğru düzgün Türkiye'nin çıkarları doğrultusunda muhalefet mi yapacak, ona bir karar verir. İkinci muhalefet partisi bu. Muhalefet görevi başlı başına CHP'nin omuzlarındadır" dedi.

SİYAM İKİZİ BENZETMESİ
Önümüzdeki hafta parlamentoya İnegöl'ü, Bursa'yı yakından ilgilendirecek olan bir yasa tasarısının geleceğini söyleyen Koç, "Bu tasarı büyükşehir belediyelerini 29'a çıkartıyor. Ama bunun yanında İstanbul ve Kocaeli'de daha önce uygulanan o ilin mülki idare sınırlarının, bütün şehir olarak büyükşehire bağlanacağı bir yapı getiriyor. Bu belediyelerin sınırı içerisindeki tüm belde belediyelerinin kapatılması da öngörülüyor. İnegöl'de 4 tane beldemiz var. Bursa Büyükşehir sınırları da Mustafa Kemalpaşa'dan İnegöl'ün en uç köyüne kadar hepsi büyükşehir sınırları içerisine girecek. İl Özel İdareleri kalkacak. Merkezi bütçeden çıkacak. Valiler tam yetkili olacak. Yani baktığınız zaman iki yönden eleştiriyoruz bunu. Birincisi büyükşehirde konuşlanan belediyeler daha geniş bir alana hizmet versin, kentsel yaşama hizmet götürebilecek şekilde yapılanmış belediyeler, ona göre hizmet götürür. Bursa'nın merkezinde bir hizmet bekleyişi ile İnegöl'ün en uzak köyündeki, tarım ve hayvancılıkla uğraşan bir köyün belediye hizmetlerinden beklentisi çok farklıdır. Biri kentsel doku üzerinden hizmet alır, biri kırsal alan üzerinden hizmet alır. Bir başka dezavantajı köy muhtarlıklarının tüzel kişiliğinin kaldırılması. Mahalle muhtarlığından köy muhtarlığı farklıdır. Oradaki tarım arazilerinin kullanımı köy muhtarlığının ve köy tüzel kişiliğinin üzerindedir. Tüm bunlar ortadan kalkmaktadır. Bölgesel kalkınma koordinasyon merkezleri kuruluyor. Yani büyükşehir haline getirilecek yapılar en uç köy noktasına kadar yağmaya ranta açılıyor. 29 il bu şekilde yapıyla 29 ayrı federal yapı gibi görev yapacak hale gelecek. Bunun sonu, bundan sonrasında valiyi de halk seçsin noktasına gider. Başbakanın kafasındaki sistem eğer engellenmez ise, yukarıda başkan altta seçilmiş federal yetkilileri birbirinden kopan ulus bütünlüğü dağılmış kendi kendini idare etmeye doğru özerkleşmiş federal yapılar. İstenen tam budur. Bir şeye karşı çıkmak için muhalefet yapmıyoruz. Burada Türkiye halkının çıkarları var. Bizi şu anda bir arada tutan tüm bağların gevşetilmesi söz konusu. İsmi belediye ye yasası, altından neler çıkıyor demeyin. Bunun altında Türkiye'nin çimentosunu seyreltmek, gevşetmek var. Türkiye'de siyasi taşeronlar aracılığıyla sandıkta uyguluyorlar. Ve bizi gevşetiyorlar. 'Siz korkarak davranıyorsunuz, yok böyle bir şey, sadece hizmet temelinde düşünüyoruz biz bu işi' diyorlar, sen onu benim külahıma anlat. 10 yıldır yaptıkların ortada, senin haritan ortada. Kafa yapın ortada. Genetik yapın ortada. Sen bizi biz yapan değerleri hep kafanın arkasında hedef alarak bu güne kadar geldin. Dışarıdan aldığın güç içeride kurduğun tezgahlar şimdi Türkiye'yi bu noktaya getiriyor. Türkiye 1992'de Avrupa Konseyi, yerel yönetimler şartına imza koydu. Orada diyor ki; bir yerde belediye kapatılır veya açılırken, orada yaşayan insanların düşüncesine başvurulur. Yani referandum yapılır. Uluslararası sözleşmeler ulusal temeldeki kanunların üzerindedir. Anayasanın temel hükümlerine aykırı. Anayasa Mahkemesi siyasi temelde başvurulduğunda bir karar verebiliyor mu? Hayır vermiyor. Yargının her kademesine talimat verdim diyen başbakanın siyasi arzularına göre karar veriyor. Efendim Cumhurbaşkanı bunu inceler, şey yapar. Ben tıp doktoruyum. Bunlar siyam ikizi. Gövde aynı, genetik yapı aynı, organlar aynı fakat başlar ayrı. Böyle bir tehlikenin karşısındayız. Ekonomiye bakılırsa, ülkeye sıcak para girişi var deniyor. Ama İnegöl'deki mobilyacıya esnafa size emekliye bu yansıma hiç gelmiyor. Enflasyon hedefi sürekli yükseltiliyor. Baktığınız zaman her şey toz pembe. Bir enflasyon paketi var, içinde viskiden hacca gitmeye kadar var. İkisi ne kadar ters. Halkın enflasyon paketini üzerine koyarsanız, hesapladıkları enflasyonun iki katı üzerinde. Türkiye'de siyasetin tıkandığı bir dönem. Ama CHP olarak TBMM'de olsun, dışarıda olsun elimizden geleni yapmaya devam edeceğiz" diye konuştu.

"FUTBOL TAKIMI TUTMUYORSUNUZ"
CHP'nin üç ay önce kurultayını yaptığını hatırlatan Koç, "1980 kara döneminin siyasi partiler yasasında ön görülen tüm olumsuzluklara rağmen kendi içindeki demokrasiyi bir miktar olgunlaştırarak gitti. Tüzük değişikliği oldu. Bu parti içinde kırgın küskün olması gereken biri varsa oda benim. Ben kızmadım, küsmedim darılmadım. Türkiye'nin içinden geçtiği o korku tünelini şu anda görüyoruz. Burada ayakta kalan tek kurumun CHP olduğunu da görüyoruz. Toplumsal muhalefetin ana odağı yapmak zorundayız. Ulusal çıkarlarımızı koruyan, bu tehlikelere karşı göğüs gerecek, bir demokrasi mabedi yapmak zorundayız. Onun için İnegöl'de de cumhuriyetle hiç bir sorunu olmayan sosyal adaletsizliğe karşı sosyal devlet ekonomik programının devreye girmesini isteyen, haksızlığa adaletsizliğe baş kaldıran Türkiye'nin gittikçe gevşetilmekte olduğunu gören herkesin daha önce hangi siyasi partide görev yaptıysa yapsın, CHP saflarında yeri var. Efendim benim ailem şuydu, oradan gelen bir yapı var. Futbol takımı tutmuyorsunuz. Konu Türkiye. Karşımızda uluslararası güçlerle gözünü Türkiye'ye dikmiş olan bir iktidar var. Buna karşı mutlaka güçlerimizi birleştirmek zorundayız. CHP'nin mütedeyyin kesimle hiç bir sorunu yok. İnsanların inançları kimlikleri üzerinden siyaset yapmanın yanlışlığını defalarca söyledik. Siyasetin konusu insandır. Irk, inanç temelinde siyaset yapanlar kendi yanlışları içindedir. CHP bu farkını koruyacaktır" Şeklinde konuştu.

"AÇLIK GREVİ SAĞDUYU İLE ÇÖZÜLMELİ"
Açlık grevleri konusuna da değinen Koç, "Açlık grevi şu anda birçok cezaevinde sürüyor. İnsan yaşamının hiç bir siyasi pazarlıkta kullanılmamasını, istiyoruz. Cezaevinde hangi suçtan olursa olsun bulunan tüm tutuklu ve hükümlülerin yaşamı hükümetin sorumluluğu altındadır. Sağduyu ile bu işin çözümlenmesini istiyoruz" dedi.

Oktay Vural'ın "CHP ile AK parti beraber hareket ediyor" söylemine cevap veren Koç, "MHP'ye bir şey söylemek istemiyorum. 4 Kasım'da kongrelerini yapsınlar, ondan sonra iktidarın yanında mı yer alacaklar yoksa bu ülkenin ruhsal çıkarları noktasında AK Parti yanlışlarına karşı muhalefet mi yapacaklar, önce bir karar versinler. Oktay Bey ondan sonra çıkıp televizyona bağıran üslubu ile konuşsun" Şeklinde konuştu.
CHP İlçe Başkanlığının teklif ettiği noktada TBMM'ye verilen İnegöl'ün il olması konusunda kanun teklifini hatırlatan Koç, "Bu kanun teklifi komisyonda duruyor. İnegöl'ün il olması ile ilgili teklif bizim grup yönetimimizden de kabul görerek, komisyona iletilmiştir. İktidar milletvekillerinin daha önceki söylemlerinin İnegöl halkı tarafından değerlendirilmesi gerekiyor. Verdikleri sözlerin iktidar olduklarında unuttuklarının altını çizmek istedim. Bu konuda CHP girişimini yapmıştır. Kanun teklifi olarak meclise sunulmuştur" ifadelerini kullandı.
Konuşmanın ardından İlçe Başkanı Neşe, Genel Başkan Yardımcısı Koç'a raporu sunarken İnegöl'ü simgeleyen hediyeler verdi.
Güncelleme Tarihi: 02 Kasım 2012, 15:33
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner19

banner8