Neden Masonlar ve neden şimdi!

Gazetemiz ‘Bursa’nın Masonları’ dosyasını açtıktan sonra tabii olarak birçok eleştiriye muhatap oldu. Biz yapılan eleştirilerin bir kısmını d

Neden Masonlar ve neden şimdi!

Gazetemiz ‘Bursa’nın Masonları’ dosyasını açtıktan sonra tabii olarak birçok eleştiriye muhatap oldu. Biz yapılan eleştirilerin bir kısmını dikkate dahi almadık. Bir kısmına da cevap vermeye gerek duymadık. Fakat bunlar arasından Tayfun Çavşoğlu’nun eleştirisini daha dikkate değer bulduk. Üç gün önce, Yeni Eksen Genel Yayın Müdürü Tayfun Çavuşoğlu, “Mason listesi, maraz merak, tepkiler” başlıklı bir yazı yazarak, gazetemizin hazırladığı habere yönelik bir takım sorular yöneltti ve gazetemiz adına Nezir Asaroğlu bu eleştirilere cevap verdi:

Sevgili Tayfun Çavuşoğlu;

İnternet sitenizdeki yazınızı dikkatle okudum. Öncelikle bir merakınızı gidererek söze başlamak isterim. Bu dosyanın yayını elbette tirajımıza yansıdı, hatta internet sitemize ilgi de zirve yaptı. Bu ilgi göstermiştir ki masonluğun özellikle de Bursa’da kimlerin mason olduğunun haber değeri vardır.

Siz de çok iyi biliyorsunuz ki dünyanın birçok ülkesinde masonlarla ilgili kitaplar yazılır, gazeteler masonlarla ilgili araştırmalar yapar ve hatta bu merak öyle boyutlara ulaşır ki İtalya’da P2 mason locası örneğinde olduğu gibi kirli işlere karışmış mason locaları günlerce dünya basının gündeminde kalır. Dolayısı ile bizim Bursa’daki mason localarına yönelik ilgimiz dünya sathındaki masonlara yönelik alaka, merak ve araştırmanın bir yönden örneğidir. O halde bu alakanın garipsenecek bir tarafı da yoktur. Hatta diyebilirim ki kapalı kapılar ardında soluk alıp veren mason locaları mevcut tutumları ile tabii olarak dikkatleri kendi üzerlerine çekmekteler. Eleştiri ve değerlendirme yaparken işin bu tarafının da göz ardı edilmemesi gerektiği kanaatindeyim. Aksi halde terazinin bir kefesini doldurup diğerini boş bırakarak insan neyi tartabilir ki!

Türkiye’de mason locaları mevcut yasalara uygun olarak ve üyeleri( en azından 2006 yılına kadar) güvenlik kuvvetlerine bildirilmek zorunda olan ve toplantı yaptıkları locaları, istenildiğinde güvenlik güçlerinin denetimine açan yasal birer dernektir. Masonların resmi sitelerinde kendileri ile ilgili verdikleri bilgilere bakılacak olursa genel ahlaka ve hukuka aykırı hiçbir faaliyet içerisinde de değillerdir. Bu açıklamaların doğru olduğundan hareket edersek üyelerinin isimlerini açıklamakla ve fotoğraflarını yayımlamakla nasıl bir suç ya da ayıp ettiğimizi anlamakta zorlanıyorum. Kısacası mason derneklerinin, herhangi bir işadamı derneğinden ya da camii derneğinden hiçbir farkı yoktur bizim nazarımızda ve tam da bu yüzden tutup bu dernek üyelerinin ismini fotoğrafını yayımlamakta da bir sakınca yoktur! Eğer deniliyorsa ki ‘fark vardır!’ o vakit bu farkı masonların ya da masonlar adına pozisyon alanların bize izah etmesi gerekmektedir. Ve eğer bu vaziyete bir izah getirilemiyorsa o halde niçin bir izah yapılamadığının izahı yapılmalıdır. İşte biz bu noktayı merkez nokta olarak alıyoruz ve soruyuz: Yoksa siz masonlar kendinizi bu ülkenin refahı, hayrı için, toplumun menfaatine yönelik işlerin suhuletle yapılması için bir araya gelen, örgütlenen diğer kurum ve derneklerden farklı, daha üstün yahut belirleyici falan mı sayıyorsunuz; bu sebeple mi duvarlar ardındasınız? Bu halkın duymasını, bilmesini, görmesini istemediğiniz bir takım faaliyetleriniz mi var? Nedir sizi ‘A Derneği’nden farklı, erişilmez kılan, sizi kapalı kapılar ardında tutan ne? Ve yine denilirse ki bu sorular masonları bir sinek kanadı kadar bile enterese etmez; onlar bu soruların muhatabı değildir. O halde bu vaziyetlerinin anlamı ne?

Gelelim, “Neden şimdi?” sorusuna.

Yıllar yılı muhafazakâr camia ülkeyi masonların yönettiğine dair bir ön kabulle hareket etti. Hatta o meşhur ‘’batının tekniğini değil de ahlakının alınması’’ kumpasının arkasındaki gizli el’in masonlar olduğuna inandı. Mason olmayanların bürokraside yükselemeyeceğine, general ve diplomat olabilmek için “Birader” olmanın lüzumlu olduğuna inandı halk. Belki bu söylemde doğruluk payı da vardı ancak 100 yıldır ülkenin kaderinde böylesine at oynatan bir örgüt 2002 yılında ülkeyi İslamcılara devretti. Komik değil mi? Evet, bence de! Ve bu devir işlemi muhafazakârların 100 yıllık mason balonuna da iğnenin vurulması anlamına geliyordu. Halkın seçtiği iktidarın önünde gizli saklı kurulan, yönetilen hiçbir örgütün, lobinin, cuntanın, locanın esamesi okunamıyordu artık… Ezilip geçiliyordu bunlar. Hükümetin bu ülkeye en büyük faydası devlet ile halk arasındaki duvarları yıkması-daha ince bir ifade ile söyleyecek olursak- şeffaflaştırması oldu. Müspet ya da menfi yaklaşılsın, nasıl değerlendirilirse değerlendirilsin; devletin İmralı ile görüşmeler yaptığını biz halk olarak şimdi seçik olmasa da açık bir şekilde bilmiyor muyuz? Bu vaziyet bu şeffaflaşma durumunun onlarca kanıtından birisi sayılabilir. Peki bize ne getirir bu görünürlük, ortada olma hali, bilme, tanıma, haberdar olma… Cevabı çok basit: Güven ve dahi emniyet, diyalog,  anlayış, kabulleniş hatta belki daha ileri aşamalarda sevgi ve bağlılık. Dikkat edilecek olursa bu sıraladığımız değerler bir arada yaşamanın zaruri oluş halleri. Biz toplum olarak ancak bu ve benzeri değerler temelinde bir arada yaşamaz mıyız? Adeta “beraberlik anayasası”nın temel ilkeleri değil midir bunlar? Hal böyle iken toplumla bir arada ama toplumdan uzakta, duvarları var kapısı yok mekânlarda bir takım teatral uygulamalar, ritüeller gerçekleştiren bir örgütten, dernekten kimse emin olamaz; hele hele bir arada yaşamanın olmazsa olmaz ilkeleri bu saklanan, sinen dernek tarafından ihlal edilirken. Bu cihetten bizim merakımız marazi değil gayet fıtri bir haldir. Yol kenarında duran bir paket herkeste şüphe ve merak uyandırır. Ve o paket orada öylece dururken kimse onu görmezden gelerek günlük işlerine devam edemez. Şimdi baştaki soruya tekrar dönelim: Neden şimdi?

Çünkü artık Türkiye yol kenarındaki metruk paketleri birer birer kaldırıyor yahut açıyor. Devir böylesi bir devir.

Gelelim mason dosyamızda kullandığımız görsellerin seçimine…

Yazınızda kullandığınız ürpertici kıyafetler şablonu masonların kendi sitelerinden alınmış görsellerdir, Bu sembollerin satanistlerin sembolleri ile hiçbir ilgisi yoktur. Ayrıca biz   ‘’Bursa’nın gizemli çocukları’’ifadesinde yer alan ‘’Çocuk’’ibaresi ile de olayı masumlaştırmaya ve yumuşatmaya da çalıştık.

İddiamız şudur:  Anadolu’da ilk kez bir şehrin masonları gün ışığına çıkmaktadır. Bursalı Masonlar’ın gündemimize girmesinin asıl sebebi zaman zaman birbirimize itiraf ettiğimiz ‘’Bursa aslında küçük bir köydür…’’ cümlesidir… Evet, Bursa cemiyet hayatında herkes birbirini tanır ve bilir. Tanıyamadıklarını da tanımaya çalışır ve gizliliğe de tahammülü yoktur. Nedenlerini yukarıda kısmen izah ettim.

Yazınızda sözünü ettiğiniz masonların üye listelerinin zaten internet ortamında 2006 yılından beri bulunuyor oluşu tezi de doğrudur! Ama şurası unutulmasın, o listelerde 30 bine yakın isim vardır ve o listelerde masonların hangi şehrin locasına kayıtlı olduğunun bilgisi de yoktur.

Bir de eklemek isterim, masonların ofislerinin adreslerini verdiğimiz bilgisi gerçeği yansıtmıyor biz sadece resmi kaynaklardan elde ettiğimiz mason mahfillerinin adresleri verdik.

Nezir Asaroğlu

Şehir Medya 

Tayfun Çavuşoğlu'nun yazısına bu linkten ulaşabilirsiniz:

//www.yenieksen.com/makale/tayfun-cavusoglu/mason-listesi-maraz-merak-tepkiler/3531.html

 

Güncelleme Tarihi: 28 Ocak 2013, 14:40
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner19