Öğretmenin heybesinde müzik olmalı

Canan GÜLEÇ Çocuklar için son yıllarda adını sıkça duyduğumuz ancak eğiti

Öğretmenin heybesinde müzik olmalı

Canan GÜLEÇ


Çocuklar için son yıllarda adını sıkça duyduğumuz ancak eğitim uygulamalarına derinlemesine yansıtılmasını henüz başaramadığımız Orff-Schulwerk yöntemini Müzik Öğretmeni, Müzikterapi Uygulayıcısı Uzman Bilge Bükeç Şensoy ile konuştuk. Çocukların iç ritmini bulması konusunda orff uygulamalarının önemini anlatan Şensoy kendi deneyimlerini de Derin Maarif eğitim dergisiyle içtenlikle paylaştı: “Orff-Schulwerk ile kendine yolculuk yapıyor insan. Hem kişisel gelişim hem terapi yöntemi. Orff-Schulwerk benim müzik öğretmeni olarak kendimi keşfetmemi sağladı. Orffta kendine yolculuk yapıyor insan. Bütün Orff-Schulwerk uygulayıcıları kendinde bu değişimi gözlemliyor.”



Enstrüman öğrenmek için doğru bir yaş eşiği var mıdır? Çocuğun müziğe yatkın olduğu dönem hangisidir?


Dengeli bir şekilde yürüyebilen herkes enstrüman çalmaya hazır demektir, sesimiz de bir enstrümandır ve sesinizle de müzik yapmaya hazırsınız demektir. Müziğe yatkın olmak, olmamak diye bir şey yok, tabii ki yeteneklerin kapasitesinde farklılıklar mutlaka olacaktır ama hepimizin müziğe ihtiyacı var. Bir enstrüman çalmanın, şarkı söylemenin ruhsal olarak çocuğa kazanımları çok fazladır. O yüzden yaşamında olması gereken bir şey ama anne babaların tercih yapması doğru değildir. “Benim çocuğum 5 yaşına geldi, güzel ritim tutuyor, her şarkıya eşlik ediyor ben onun piyano çalmasını istiyorum” yaklaşımı çok yanlıştır.

Orff çalgıları ile başlamanın getireceği kazanım nedir?


Anne babanın yapacağı en doğru adım çocuğu orff aletleriyle tanıştırmaktır. Orff-Schulwerk bir pedagojik bir yaklaşımdır, prensiptir, herkesin kendini ifade edeceği bir yer vardır. Müzik sadece notalar değildir, doğaçlama yaptığınız bir hikaye de müziktir. Orff çalgıları içinde çocuğun duygu durumu ifade edecek çok fazla çalgı var ve diğer bir avantajı çocuk hareket ederken kullanabileceği bir çalgı olmasıdır.


ENSTRÜMAN SEÇİMİNDE SÖZ HAKKI ÇOCUKTA


Anne baba yönlendirmesini kabul etmiyorsak, çocuk için doğru enstrümanı nasıl seçeceğiz?


Çocuklara en başta kazandırmaya çalışıp zorlandığımız konu iç ritmini yakalamaya çalışmaktır. Çocuk yürürken çok daha rahat ritmi yakalayabilir. Orffta çocuklarla hareket halinde çalışmayı tercih ediyoruz. Orff içinde ostinato dediğimiz bir enstrüman var, inatçılıktır kelime anlamı da, sanat müziğindeki dem tutmak gibi sürekli altta o devam eder. O ritim bütün grubu dinamik tutuyor ve çocuk da o ritimle birlikte başka bir iş için beynini bölmeyi keşfediyor. Çocuk önce kendi iç ritmini, salınımını keşfedecek, ondan sonra bir enstrümana kendi beyanı ile geçecek. Burada çocuğun beyanı esastır. Annenin babanın değil. Bir uzman diyor ki, “Çocuklarım için 11 enstrüman aldım ama onlar başka 2 enstrümanı seçtiler.” Çocuğa seçenek sunmak ufuk açmak çok güzel, evde bir enstrüman olması da önemlidir. Uludağ Üniversitesinde Yıldız Aslanova piyano öğretmenimdi, Azerbaycan’daki ortamı anlatarak “Bizim evlerimizde her evde piyano vardır ve çocuk 7 yaşına geldiğinde ailesi piyano almadıysa eğer çevresi çok ayıplar” demişti. Piyanoyla başlamak kıymetlidir ama orffda 2 el koordinasyonunu kullanması çok önemlidir. Piyona için şunu söyleyebiliriz, orfftan yolu geçtikten sonra, 2 elin dengesi sağlanınca çocuk piyanoya geçebilir. Çocuğun istemesi önemlidir. Çok zor parçalarla da çalıştırmamak gerek çocuğu, yoksa soğuyor. Çocuk önce sevecek, enstrümanıyla arkadaş olacak. Ana dalı piyano olmayan birinden piyano dersi alınmaması gerektiğini düşünüyorum. Çocuğun oturuşu duruşu çok önemli, piyanoyu alıp hoca tutup tabure almayan aileler ver, çocuğun duruşuna ciddi zararı olan bir ihmalkarlıktır bu.


TROPİK EZGİLERİN MİNİ GİTARI: UKULELE



Son zamanlarda popüler olan enstrüman ukulele çocuklar için doğru bir seçim midir?


Ukulele anasınıfından itibaren eğitimi alınabilecek bir çalgı. Sesi çok güzeldir, telli çalgı olmadığından çocuğun canını da yakmaz, misinalıdır. Ukulele yakın zamanda tanınmaya başlandı. Eskiden mandolinle eğitim vardı, şimdi ukulele aynı etkinliği kazandırıyor. Bir enstrüman çalıyor olmak öğretmenin duruşunda tavrında bile fark oluşturuyor. Yeteneğinizle çalacağınız çalgılar vardır, mesela keman öyledir. Ama ukuleleyi matematiksel zekanızla bir yere kadar getirebilirsiniz ve orff çalgılarını da herkes çalabilir.

Yurtdışında ve ülkemizde çocuğun müzikle tanışma sürecini karşılaştırır mısınız?


Görüyoruz 3-4 yaşında çok güzel enstrüman çalan çocuklar var, bizim çocuklarımız neden çalamıyor diye düşünüyor insan. Çünkü sokakta çamurla oynamayı çoktan bıraktılar, küçük kas gelişimi için bu çok önemlidir. Küçük kaslar ve mental olarak ne kadar iyi gelişirse o kadar önemlidir. Anne babaların kendi hayalini çocuğa gerçekleştirtmeye çalışması doğru değil. Belki çocuk söylemekten hoşlanıyor, Bursa’da bu konuda çok güzel çocuk koroları var. Bu yönde de gelişimi sağlanabilir. Çocuğu doğru zamanda doğru yere ve kendi beyanıyla yönlendirmek gerek. Bizim ilkokul 1. Sınıftan itibaren BİLSEM sınavlarımız var, okulumuz 1. Sınıftan lise sona kadar müzik eğitimi veriyor ve şuan konservatuvarlar dahi bu kadar uzun soluklu eğitim vermiyor.

Orff-Schulwerk yeterince önemi kavranan bir yaklaşım mıdır?


Orffun çocuklardan yolunun geçmesi çok önemli, onlardan herkese ulaşacaktır Orff-Schulwerk yaklaşımını tüm öğretmenlerimize anlatmak gerektiğini düşünüyorum. Bu anlamda da orffu Milli Eğitim Bakanlığı bünyesinde meslek içi eğitim yoluyla öğretmenlere anlatan ilk öğretmen olarak çok gurur duyuyorum. Bundan da çok keyif aldım. Orff-Schulwerk, her seminerde yeni bir kıvılcım oluyor. Önemli olan seminerlerde alınan bilgilerin sentezlenip ortaya yeni bilgiler çıkmasıdır. Gidilebildiği kadar gidip katılmak ve kendinde birleştirmek önemlidir. Strazburg’da katıldığım eğitimde ağacın altına gidip o ağaçtan müzik çıkardık. Her şeyden müzik çıkarılabilir, müzik bir amaçtır. Orff-Schulwerk yaklaşımının esas çıkış yeri oyundur, çocuğa oyunla ritmi kazandırırsınız. Öğretmen eğitimi çok önemli, keşif yolculuğunda da önemli. Her çocuğun kendini ifade edeceği bir şey vardır. Bazen müzikleri dinletiyor ve resmediyoruz. Orff-Schulwerk pedagojik olarak kendini ifade etme biçimidir.


GÜHER-SÜHER PEKİNEL’DEN ANADOLU EZGİLERİ 



Ülkemizde yeni yeni tanınan bir yaklaşım mı yoksa hak ettiği değeri verebiliyor muyuz?


Bizde de uygulamaların başlaması anlamında çok yeni değil bu yöntem ama yaygınlaşması açısından baktığımızda yeniyiz. Avusturya Liseliler Vakfının bünyesinde yürütülüyor. Ankara’da kuruluyor sistem, sonra ALEV okulları üstleniyor. Eğitimcisi çok fazla yoktu, yavaş yavaş yayılıyor. Güher- Süher Pekinel kardeşler projeye sahip çıktılar. Dediler ki; yurtdışında insanlar kendi halk ezgilerinden yola çıktılar, biz de Anadolu ezgilerinden yola çıkalım... Bu anlamda burs da verdiler, eğitimciler Strazburg’da bunun eğitimini aldılar, Anadolu dolaşıyorlar, müzikleri derliyorlar. Bursa’da da bununla ilgili bir eğitim olacak, 180 saatlik. 30 öğretmen seçilecek ve onlar da diğer öğretmenlere öğretecek.


“HEYBEMDE MÜZİK OLDUĞU İÇİN ŞANSLIYIM”



Müzik öğretmenlerimiz ya da çocuğa ilk dokunan sınıf öğretmenleri, anaokul öğretmenleri yeteri Orff-Schulwerk yeterince biliyor mu?


Maalesef hiç duymamış öğretmenlerimizle tanıştım. 7 tur seminer yaptık, 150 öğretmenle konuştuk. 20’si biliyordu. Müzik terapiyi rehber öğretmenlere anlatmayı çok isterim. Diğer bir konu da her okulda enstrüman eğitiminden de öte bir playlisti olmalı, zil çalarak girip çıkmak yerine teneffüs boyunca müzik dinlesin. Çalıştığım okullarımda bunu uyguladım ve çok da faydalı oldu. Her hafta farklı dönem müzikleri bestecileri türleri için liste hazırlardık, çocukların teneffüsteki vaktine değer katıyor. Öğretmenler müziğe sınıfta da ulaşabilmeli. Sınıfta kullandığımız tahtalarımızın ayrı bir internet bağlantısı olması öğretmenlerimiz için çok gerekli aslında.

“ORFF-SCHULWERK KENDİMİ KEŞFETMEMİ SAĞLADI”



Siz müzik öğretmeni olarak Orff-Schulwerk yaklaşımıyla nasıl tanıştınız?


İçimde hep “herkes müzikle uğraşsın” diye bir çabam vardır. Yüksek lisansı kazanmıştım, bu yöntemi de yurtdışından hocalarımız yeni öğrenip gelmişlerdi ve yüksek lisans tez konum da dünyadaki müzik öğrenim yöntemlerinin sınıfta uygulanabilirliğiydi. Pek çok üniversitede müzik öğretim yöntemleri diye ders tanınır ama yöntemler bilinmiyor, nota öğretilir, klasik yöntem kullanılır, anlatım, soru cevap, tümevarım ve tümdengelim kullanılır ama bu tüm alanlarda uygulanan genel yöntemdir, bizim farklı olmamız lazım. O zamanlar özel okulda çalışıyordum ve bu yöntemin de orada uygulanabilir alanını bulunca çok mutlu oldum. 9 yıl evvel Onur Erol’un eğitimiyle tanıştım, sonra uluslararası hocaların geldiği eğitimlere katıldım, Orff-Schulwerk benim müzik öğretmeni olarak kendimi keşfetmemi sağladı. Orffta kendine yolculuk yapıyor insan. Bütün Orff-Schulwerk uygulayıcıları kendinde bu değişimi gözlemliyor.

Neydi sizi değiştiren? Orff-Schulwerk öğrenmek neleri değiştirdi?


Tayin olup bir okula gidiyorsunuz, o okuldaki tek öğretmen sizsiniz, müzik otoritesi siz oluyorsunuz ama seminere gittiğinizde aynı anda bu işte kendini yetiştirmiş geliştirmiş onlarca insanın içinde o anda bir şey yaratmak, düşünmek, mesleki baskıdan arınmak demektir. ‘Biri bana selam verecek mi? Onaylayacak mı?’ kaygılarınız olmuyor, bir çok önyargıyı aşıyor insan, yaratıcılık konusunda da yolculuğa çıkıyor aynı zamanda. Orff-Schulwerk ile kendine yolculuk yapıyor insan. Hem kişisel gelişim hem terapi yöntemi.

ÇOCUK “BAĞIMLI ÇOCUKLAR YETİŞTİRİYORUZ”



Orff-Schulwerk yaklaşımında çocuğun temel kazanımları nelerdir?


El dikkat koordinasyonu anlamında çok önemli. Örneğin bir uygulamamızda çocuğa 2 farklı renkte top vererek birini kendi adını diğerini de kime atmak istiyorsa onun adını söyleyerek atması şeklinde bir çalışma yapıyoruz. Çocuk aynı anda hem ellerini hem de 2 farklı renk ve konumla ses ve dikkatini koordine ediyor. Bu metotta çocuğa hazır bir şey vermeyi reddediyoruz. Al bak sana bebek aldım oyna demek doğru değildir, bir objeyi bebeğe benzettirmek önemlidir. Yaratıcı çalışmalara anne babaların önem vermesi gerek. Çocuğa oyun evi almak değil, kartondan kendisinin yapmasını sağlamak yararlıdır. Oyuncak almak çocuğun hayal gücünü kısıtlıyor. Strazburg’da tulumba etrafında çamurla oynuyor çocuklar, bizler de AVM kuşağı anneler yetişti, çocuk yapay bir kum havuzda oynuyor, anne uzaktan kahve içip izliyor. Orff-Schulwerk uygulamasında çocuk doğanın bir parçasıdır, uygulamanın kurucusu besteci Carl Orff, “Çocuğu yetiştirirken doğaya bakın” diyor. Doğada kendiliğinden var olup güçlü bir şekilde yaşayan bitkilerle saksıda yetişen bitkileri kıyaslıyor; hangisinin daha güçlü olduğuna bakın diyor. Geçenlerde internette izlediğim bir video vardı, 3 yaşında bir çocuk, babası da uzaktan izliyor, çocuk havuzun kenarından koşarken havuza düşüyor. Baba hemen koşup kurtarıyor. Bizim halkımız altına babayı eleştiren yorumlar yazıyor. Oysa zaten çocuğu uzaktan izlemek gerek. Bağımlı çocuklar yetiştiriyoruz, çok sağlıksız.

BEYİN MÜZİKLE AKTİVE OLUR



Orff temelinden yetişmenin ve devamında da müzikle bağını koparmamanın çocuğun zihinsel yapısına etkileri var mıdır?


Bence her aile orff çalgıları almalı, akşamları birlikte ritim çalışabilirler. Ellerine ekran vermek beyinlerini öldürüyor çocukların. Haydi git odanda oyna demek çocuğu yalnızlaştırmaktır. Müzikse beynin daha aktif hale gelmesini sağlıyor. Müzik artık tedavide kullanılıyor, beyin gelişiminde bu kadar etkiliyse 3 yaşa kadar çocuğun zeka gelişimini çok ilerilere taşımak mümkün. Müzik terapide alzimer, demans, parkinson ve otizm gibi ve hatta bağırsak rahatsızlığının tedavisinde bile kullanılabiliyor. Geleneksel tıp kongresi yapılıyor 2 yıldır ülkemizde, dünyanın her yerinden insanlar geliyor, Osmanlı’da şifahane dediğimiz ve yüzümüzü batıya dönünce kapattığımız tedavi merkezlerini konuşuyoruz. Elbette yüzümüzü batıya dönmeliyiz ama geleneklerimizin izinden de kopmamalıyız. Müzikle tedavi ve terapi mümkünken, neden çocuklarımızın gelişiminde de önemli bir yer edinmesin?
Güncelleme Tarihi: 29 Temmuz 2019, 14:24
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner19

banner8