Perde açıldı, mazi göründü

Sanatın daimi takipçilerine göz kırpan halini seviyorum; hani İhsan Oktay Anar ya da Murat Menteş kitaplarında karşımıza çıkan minik şakalar vardı

Perde açıldı, mazi göründü
Sanatın daimi takipçilerine göz kırpan halini seviyorum; hani İhsan Oktay Anar ya da Murat Menteş kitaplarında karşımıza çıkan minik şakalar vardır, yazarın her hangi bir kitabını okuyan yeni okur bir eksiklik hissetmez ama sıralı takip eden daimi okurlar için satır aralarına sıkıştırılmış şakalar vardır… Mesela İhsan Oktay Anar’ın Puslu Kıtalar Atlası’nda ‘Uzun İhsan Efendi’ye söylettiği bir cümlenin devamı Kitab-ül Hiyel’de de karşınıza çıkabilir…. ya da Murat Menteş’in Dublör’ün Dilemması’nda Nuh Tufan’a yaptırdığı bir iş Korkma Ben Varım’da devam olarak sayfada yer bulur. Yazarın yeni okuyucuları için bir eksiklik olmayan bu ufak şakalaşmalar, daimi okur için hatrı sayılır göz kırpmalardır.

Sayfalardan sıyrılıp perdemizi açalım; Bursalı tiyatro severler için de bu sene perdeler, geçmiş yıllarda izledikleri oyunlara gönderme yapacak eserlerle açıldı.

Bursa Şehir Tiyatrosu’nda oynanan ‘Fermanlı Deli Hazretleri’ ve Devlet Tiyatrosu’nun bu yılki ikinci prömiyer oyunu, ‘Baarbara’nın Doğumu’…

Her ikisi de Bursalılardan büyük alkış alan oyunlar, daimi seyirci olarak beni yıllar evveline götürdü; eminim benim gibi hatırlayanlar ya da yazdıktan sonra hatırlayacak olanlar da vardır.

Savaş sonrası Varşova’da hayatın nasıl normalleşme sancıları içinde geçtiğini anlatan Barbara’nın Doğumu, yıllar evvelki Orkestra oyununu ve Fermanlı Deli Hazretleri ise Deli İbrahim’i aklıma getirdi; seyrin keyfi ve hatırlamanın gücü birbirine karıştı.

ALTUĞ GÖRDÜ’NÜN DELİLERLE İMTİHANI    




Musahipzade Celal’in kaleme aldığı Fermanlı Deli Hazretleri, yıllar evvel Deli İbrahim rolü ile (benim izlediğim kadarıyla komedi dışında ilk performansıydı) akıllarda yer edecek bir oyunculuk sergileyen Altuğ Görgü, bu defa Fermanlı Deli Hazretleri’nde yönetmen koltuğuna oturdu. Söylenceler, muskalar, ilaçlarla delirtilen Sultan İbrahim rolünden sonra, olayın diğer tarafına geçip insanların nasıl kandırılacağını en iyi kim yorumlayabilirdi ki… Fermanlı Deli Hazretleri’ni yönetirken Görgü, kendi oyunculuğunu hatırlayıp esinlendi mi bilemem ama ben izlerken çok keyif aldım; her devirde insanların kendilerine anlatılacak yalanlara hurafelere kanmaya hazır olması delirenler ve delirtenlerin eksik olmadığı günlerin devam edeceğini gösterir.



Maziyi bırakıp da Fermanlı’ya dönecek olursak; keyifli bir komedi olduğunu hemen not düşmeliyiz. Osmanlı dönemini anlatır komedide Nilgün Türksever Görgü ve Günay Yunus Güney yönetmen yardımcılığını üstlenirken, oyunun müzikleri Murat Gedikli, koreografi Ziver Armağan Açıl, kostüm düzenleme Tülay Kale ve dekor uygulama da Uğur Çakmak tarafından yapıldı. Oyunda Murat Liman, Müge Açıkdüşünenler, M. Eren Topçak, Serdar Soyer, Mehmet Ali Açıl, Aykan Yılmaz, Günay Yunus Güney, Burcu Sarıgül, Deniz Gürsucu, İpek Zeylan, Uğur Serener, İlke Özkaya, Segen Bölük, Didem Açıl, Kutlay Akbal, Faruk Oğur, Işıl Keskin Peynirci ve Volkan Yıldız rol aldı.


AVP’DE ORKESTRA’NIN AÇTIĞI PERDE BARBARA’YLA DEVAM ETTİ   




Bu sezon beni geçmişe götüren diğer oyun ise, Bursa Devlet Tiyatrosu AVP sahnesinde seyirciyle buluşan Barbara’nın Doğumu oldu. Oyun, tiyatronun tanıtım metninden alıntılayacak olursak; bir Alman askeriyle bir Polonyalı kadının aşkından doğan Barbara’nın işgal ve savaş sonrası yalnızlık, yoksulluk ve umutsuzlukla çevrelenmiş dünyasında bir yaşam kurma çabası… Oyunun yazarı Duygu Ergun’un dediği gibi, ‘Unutmak için hatırlamalıyız…’

Tam da bu söz gibi, hatırlamaktaydım ben de…



Barbara’nın Doğumu, bana Orkestra’yı hatırlatmıştı; AVP sahnesinde yıllar evvel 3 ya da 4 sezon üst üste oynayan, Ayşe Emel Meci’nini yönettiği oyunu hatırlatmıştı. Bursalı sanat severler Orkestra sahnesinde savaş yıllarını, Nazi kamplarındaki işkenceleri ve savaş bitince hayatta kalanların İsrail’i kurmak için Orta Doğu’ya gidişini anlatmıştı. Mesci’nin yönettiği oyunlardaki en önemli farkı benim için; sahnenin sınırlarını aşmasıdır… Bu oyunda da, fuayede başlayan bir girişle seyirciyi oyuna hazırlayan yönetmen, sahnede Nazi zulmünden kurtulanların yeni bir ülke kuracağı sevincini hisseden seyirciyi çıkışta İsrail’in zulmettiği Filistinlilerle karşılamıştı; İsrailliler tarafından öldürülen kocasına sarılıp Arapça ağıt yakan kadın ve yanındaki yetim çocuk canlandırması ile beynimizin ayarlarıyla oynanmış bir halde evlerimize dönmüştük.



Ve şimdi yıllar evvelini alkışlar içinde hatırlayarak günümüze gelecek olursak; Barbara’nın Doğumu bizlere savaştan sonra başka topraklara gitmeden kendi hayatına dönmeye çalışan Polonyalıların imtihanını anlatıyor, defterin yeni bir sayfasında hikayenin devamını yazıyor gibiydi.

Savaş bitmişti, hayat devam etmeliydi ve Barbara büyüyordu…

Oyunda; Arzu Tan Bayraktutan, Ufuk Şener, Melike Ergüzen, Gizem Türköz, Öykü Esendemir, Nurettin Örük, Durulcan Yaman, Erem Nalcı, Adnan Tunalı, Ege Seçkiner rol alıyor.

PERDEDE KADIN İMZASI




Devlet Tiyatroları Genel Müdürü Mustafa Kurt, sezon evveli yapmış olduğu açıklamada “12 yerleşik bölgede 12 kadın yazarın eserlerinin ilk kez sahneleneceği”ni duyurmuştu. Mustafa Kurt konuşmasında projeyi açıklarken; "Bu çalışmayı şöyle planladık, 12 yerleşik bölgemizde ilk defa oynanacak 12 kadın yazarın eseri olacak" demiş ve söz konusu çalışmanın Başkan Recep Tayyip Erdoğan tarafından 8 Mart'ta ana hatları açıklanan Kadının Güçlendirilmesi Strateji Belgesi ve Eylem Planı çerçevesinde kadınların eğitimlerine katkı sağlamak amacını da içerdiğini belirtmişti.

Duygu Ergun tarafından kaleme alınan ve Ece Okay’ın yönettiği Barbara’nın Doğumu da bu çalışma kapsamında seyirciyle buluştu. Sahnedeki duyguların seyirciye yoğun olarak geçtiği eserin, sanatın ve hayatın her alanında daha çok kadın imzaları görmeye de öncü olmasını diliyoruz.

Keyifli seyirler…

 

 
Güncelleme Tarihi: 28 Ekim 2018, 21:00
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner19

banner24