Stadyum da hizmet binası da yanlış yerde!

Kent Konseyi eski genel sekreteri Tahsin Bulut Kent Konseyi olgusunu Şehir Gazetesi için değerlendirdi. Yaşanan son gelişmeler

Stadyum da hizmet binası da yanlış yerde!
Kent Konseyi eski genel sekreteri Tahsin Bulut Kent Konseyi olgusunu Şehir Gazetesi için değerlendirdi.

Yaşanan son gelişmeler ve sansasyonel hadiselerden sonra ne olduğu konusunda kafa karışıklığına neden olan Kent Konseyi’nin  gerçek konumuyla ilgili olarak yaptığımız söyleşide “Kent Konseylerinin kuruluş amaç ve hedefleri sadece kulağa hoş gelsin diye konulmamıştır.” diyen Kent Konseyi’nin eski genel sekreteri Tahsin Bulut, başta “Doğanbey Kentsel Dönüşüm Projesi” olmak üzere Timsah Arena ve Büyük Şehir Belediyesi’nin eski hal yerindeki hizmet binası projelerinin , Kent Konseyinde tartışılmadan onaylanmasından ötürü büyük bir hataya neden olduğunu ileri sürerek “ Bursa’da gerer Kent Meydanı gerekse Doğanbey Kentsel Dönüşümü konseyde tartışılabilseydi, artık geriye dönüşü neredeyse imkansız bugünkü kötü tablolarla karşı karşıya kalmazdık.” dedi. Tahsin Bulut iddialarını şöyle sürdürdü: “ Bakın şu anda Büyükşehir Belediye binası yopılıyor. Eski halin orada. Ne yazık ki buna tek başına karar verilmiştir ve bu projenin ömrü beş yıldır, beş yıl sonra yer seçiminin yanlış olduğu anlaşılacak ama iş işten geçecektir.”
Kent Konseyi yönetime katılım mekanizmasıdır



Kent Konseyi nedir, kent açısından ne anlam ifade etmektedir?

Öncelikle şu genel değerlendirmeyi yapmak lazımdır; Çağımız, gelişmiş demokrasiler açısından, yönetim yerine ‘yönetişim’in ikame edildiği, şeffaf, denetlenebilir ve hesap verebilir bir kamu idaresi konseptinin egemen olduğu, ‘tam demokrasi’ çağıdır.  Yönetişimden kasıt, yönetilenlerin seçim sonrası kenara çekilmeyip, yönetenle sürekli karşılıklı etkileşim içinde olduğu bir durumu ifade eder. Yönetişim sürecinde örgütlü ve örgütsüz tüm kesimler yönetimin ortağı konumundadırlar.  İşte bu süreçte Kent Konseyleri, yerel düzeyde yönetimlere katılımı yaygınlaştırmanın en önemli mekanizmalarından biri olarak ortaya çıkmıştır.  Yerel inisiyatifi geliştiren ve etkinleştiren bu mekanizmanın temel işlevi, kentteki tüm paydaşları bir araya getirerek, tüm kenti kucaklayan bir ‘ortak akıl’ oluşturulmasını sağlamaktır. Yine kent konseyleri, ‘kentine sahip çıkma’, ‘aktif katılım’ ve ‘çözümde ortaklık’ gibi ilkeler çerçevesinde, hemşehrilik bilincinin geliştiren, kentleri sürdürülebilir geleceğe taşıyan mekanizmalar olarak kabul edilirler.

 

 

Peki bütün bunların yararı nedir, sadece demokrasi olsun diye mi, yoksa kente yararlı ve somut katkısı nedir Kent Konseyi’nin?   

Kent Konseylerinin kuruluşundaki bu amaç ve hedefler sadece kulağa hoş gelsin diye ortaya konulmamış. Bütün bunların somut sonuçlarının olması gerekir. Bakın, genelde Türkiye’de, özelde de Bursa’da yoğun bir göç ve kentleşme süreci yaşıyoruz. Bu durum kent arazilerinin rantını yükseltiyor. Çeşitli baskı grupları veya kişiler bu rantı sadece kendi yararlarına olacak biçimde elde etmeye çalışıyorlar. Daha somut bir ifade ile söylersek, bazı kimseler kısa vadeli hesapları için kentin kalbine hançer saplamayı arzu ediyor. Bunun için kent yönetimleri üzerinde çeşitli araçlarla baskılar kuruyorlar. Sonunda da hedeflerine vardıklarında geriye dönüşü olmayan kötü bir kentleşmeyle karşı karşıya kaldığımızı görüyoruz. Kaçak sanayi, kaçak konut, kaçak işyeri, ana plana aykırı imar uygulama plan talepleri vs.  Bütün bunlara kent yönetimlerinin göğüs gerebilmesi ve bu süreçleri doğru yönetebilmesi için, şeffaf olması ve bu türden talepleri Kent Konseyi’nin gündemine taşıması gerekir. Yani kent halkının onayına sunması gerekir.

Öte yandan, planlamadan ulaşıma, sağlıktan eğitime, çevreden güvenliğe kadar, giderek daha karmaşık sorunlar içeren kentleşme sürecinin, seçilmiş ya da atanmış kamu otoritelerinin tek yanlı iradesini yansıtan projelerle değil, katılımcı mekanizmaların gücü ile, daha başarılı bir biçimde yönetilebileceği açıktır. Uzun dünya deneyimleri bunu göstermiştir.  İşte Kent Konseyi tam bu noktada somut fonksiyonlar yerine getirebilecek, çok önemli bir mekanizmadır.

Misal olarak Bursa’da gerek Kent Meydanı, gerekse Doğanbey Kentsel dönüşümü Kent Konseyi’nde tartışılabilseydi, artık geriye dönüşü nerede ise imkansız bugünkü kötü tablolarla karşı karşıya kalmazdık.Ayrıca herhangi bir konuyu Kent Konseyi’nde laf olsun diye tartışmanın bir anlamı ya da yararı yok. Özellikle üst ölçekli planların, büyük çaplı kentsel tasarım projelerinin Kent Konseyinde tartışılıp karara bağlanması ve kanunun da emrettiği(5393 sayılı Belediye kanunu Madde 76) gibi bu kararların belediye meclislerine gönderilip orada gündeme alınması ve tartışılması gerekir.

Yani stadyumun nerede yapılacağı hususunda Kent Konseyinde sadece konuşup sonra da dağılmak değil, bu hususta karar almak ve belediye meclisine öneride bulunmak gerekir.
Bakın şu anda Büyükşehir Belediye Binası yapılıyor. Eski Halin orada. Ne yazık ki buna tek başına karar verilmiştir. Ve bu projenin ömrü 5 yıldır. 5 yıl sonra yer seçiminin yanlış olduğu anlaşılacak ama iş işten geçecektir.   Yine Stadyumun yeri trafik yükü bakımından kenti içinden çıkılmaz hale getirecektir.Bildiğiniz gibi Adliye binasında da yer seçiminde büyük hata yapılmıştı. Neyse ki yeni Baro Başkanının girişimleri sonucu bu büyük yanlıştan geri dönüldü. Şunun altını net bir biçimde çizmek lazım; Günümüz yönetim anlayışında büyük çaplı kentsel tasarım projelerinin nerede olacağı, tek başına ne bir milletvekilinin, ne bir belediye başkanının, ne bir oda temsilcisinin, ne de merkezi yönetimin herhangi bir biriminin kararı ve tavrı ile belirlenmez.İşte Kent Konseyi bu konularda kararların alındığı ve Belediye meclisine gönderildiği zemindir. Esas fonksiyonu budur.

Kent Konseyindeki etkinlik türü çalışmaların(resim sergisi, önemli gün kutlamaları gibi) bir analamı var mıdır?
Kamu hizmetlerine gönüllü katılım da Kent Konseyinin ikinci ve önemli işlevlerindendir. Bu amaçla yapılan etkinlik ve projeler elbette önemlidir. Ayrıca Kadın Gençlik, Engelli ve Çocuk Meclislerinin süreçlere katılımı çok önemlidir. Ama onlar da sadece etkinlik yaparak esas fonksiyonlarını yerine getiremezler. Kendileri ve kentle ilgili konularda aldıkları kararları kent konseyinde tartıştırıp, talepleri istikametinde karar alınmasını sağlamalı ve bu kararları belediye meclislerine gönderebilmelidirler.
Bu fonksiyonları yerine getiremeyen Kent Konseyleri şeklen var demektir.Yani kentteki hayati konularda karar alamayan ve belediye meclislerinde bu kararlarını gündeme aldıramayan kent konseyinin yaptığı diğer işler çok kayda değer değildir. Bunun aksini söylemek kent konseyinin mantığını kavrayamamaktır ya da laf-ı güzaftır.

Belediye başkanları kent konseylerini rakip olarak mı görüyorlar, ya da saydamlıktan korkuyorlar mı?
Hep söylüyorum, esasen gizli ajandası olmayan belediye başkanları için kent konseyleri müthiş bir güçtür, silahtır. Yukarıda da bahsettiğim gibi haksız baskılar karşısında belediye başkanı konuları Kent Konseyine taşıyarak hem kendi elini rahatlatır, hem de haksız taleplerin muhatabı olarak kentli paydaşları devreye sokar. Tabi Kent Konseyi toplantılarında haksız talebi olanın da konuşturulması gerekir. Ama eminim ki kentin ortak aklı bu türden taleplere geçit vermez. Ancak bunu yapacak belediye yönetimlerinin her bakımdan şeffaf olması gerekir. Gizli ve kirli sayfasının olmaması, kapalı kapı siyasetine prim vermemesi gerekir. Aslında kent konseyi kuruluş kanunu da şeffaflığı, hesap vermeyi, yerinden yönetim ilkelerini hayata geçirmeyi ve katılımı emrediyor zaten   Otoritesini kentli paydaşlarla paylaşmaktan kaçanların, Kent Konseylerinde kentin hayati konularını tartışıp sonuçlarını dikkate almaktan çekinenlerin, yönetim sürecinde gizli ajandaları da var demektir. Hal böyle olunca kentleşme de bir yığın çarpıklığın beraberinde seyrettiği bir ucubeye dönüşmektedir.

Kent Konseyi yönetimin alternatifi midir? Bir yönetim birimi midir?

Bakın kent konseyi asla yerel yönetimin alternatifi değildir. Aslında fonksiyonu ile yönetimi denetleyen ve yönlendiren bir mekanizmadır.Yönetimlerin şeffaf, katılımcı, etkin ve verimli olmasını sağlamaya dönük hesap soran bir mekanizmadır. Halkın bizatihi kendisidir Kent Konseyi. Bu gün ne yazık ki, kent konseyleri bir belediye gibi yönetilmekte, ayrı bir kurum gibi faaliyetler yaparak, hizmet üreten bir yapıya dönüştürülmektedir. Oysa Kent Konseyleri hizmet üretmezler, bir taraftan hizmetlere katılımı sağlarken, öte yandan belediye hizmetlerini denetler ve yönetimin hesap vermesini sağlarlar.

Son söz olarak nele  söylersiniz?

Böyle bir çağda, katılımın delege edildiği ve başka araçların işletilmediği bir sistemle, kentsel gelişmeyi akılcı bir biçimde yönetmek, yönlendirmek ve denetlemek mümkün değildir.

Kentsel gelişmenin en tepesinde, politika vardır. Kent yönetimi politikalarının ve kentsel gelişim stratejisinin belirlenmesinde, temel tercihler açısından Kent Konseyi önemli rol üstlenmelidir.

Ayrıca politika belirlemenin yanında, planlama süreçleri ve büyük çaplı yatırım işleri, her aşamada kentli kullanıcıların, yani hemşehrilerin katılımına açık olmalı, kararlar şeffaf bir biçimde alınmalıdır.

Şeffaflığa müsaade etmeyen bütün yönetimler ya kirlidir ya da kirlenmek üzeredir.
Yaşanan son gelişmeler ve sansasyonel hadiselerden sonra ne olduğu konusunda kafa karışıklığına neden olan Kent Konseyi’nin  gerçek konumuyla ilgili olarak yaptığımız söyleşide “Kent Konseylerinin kuruluş amaç ve hedefleri sadece kulağa hoş gelsin diye konulmamıştır.” diyen Kent Konseyi’nin eski genel sekreteri Tahsin Bulut, başta “Doğanbey Kentsel Dönüşüm Projesi” olmak üzere Timsah Arena ve Büyük Şehir Belediyesi’nin eski hal yerindeki hizmet binası projelerinin , Kent Konseyinde tartışılmadan onaylanmasından ötürü büyük bir hataya neden olduğunu ileri sürerek “ Bursa’da gerer Kent Meydanı gerekse Doğanbey Kentsel Dönüşümü konseyde tartışılabilseydi, artık geriye dönüşü neredeyse imkansız bugünkü kötü tablolarla karşı karşıya kalmazdık.” dedi. Tahsin Bulut iddialarını şöyle sürdürdü: “ Bakın şu anda Büyükşehir Belediye binası yopılıyor. Eski halin orada. Ne yazık ki buna tek başına karar verilmiştir ve bu projenin ömrü beş yıldır, beş yıl sonra yer seçiminin yanlış olduğu anlaşılacak ama iş işten geçecektir.”

 

 

Hep söylüyorum, esasen gizli  ajandası olmayan belediye başkanları için kent konseyleri müthiş bir güçtür, silahtır. Yukarıda da bahsettiğim gibi haksız baskılar karşısında belediye başkanı konuları Kent Konseyine taşıyarak hem kendi elini rahatlatır, hem de haksız taleplerin muhatabı olarak kentli  paydaşları devreye sokar. Tabi Kent Konseyi toplantılarında haksız talebi olanın da konuşturulması gerekir. Ama eminim ki kentin ortak aklı bu türden taleplere geçit vermez.

Bursa’da gerek Kent Meydanı, gerekse Doğanbey Kentsel dönüşümü Kent Konseyi’nde tartışılabilseydi, artık geriye dönüşü nerede ise imkansız bugünkü kötü tablolarla karşı karşıya kalmazdık.  Ayrıca herhangi bir konuyu Kent Konseyi’nde laf olsun diye tartışmanın bir anlamı ya da yararı yok. Özellikle üst ölçekli planların, büyük çaplı kentsel tasarım projelerinin Kent Konseyinde tartışılıp karara bağlanması ve kanunun da emrettiği(5393 sayılı Belediye kanunu Madde 76) gibi bu kararların belediye meclislerine gönderilip orada gündeme alınması ve tartışılması gerekir.

 

 

 

 

.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 
Güncelleme Tarihi: 17 Ekim 2011, 13:00
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner19

banner24