Bursa İlahiyat, 41 Kere Maşaallah…

Uludağ Üniversitesi İlahiyat Fakültesine 1985 yılında girmiştim. Arapça ve Kur’an’dan muafiyet sınavında Osman Egin hoca ile en yüksek puanları alarak doğrudan 1. Sınıftan başlamıştık. Ahmet Lütfi Kazancı hocamızın ‘Kitap’ ödülüne mazhar olmuştuk.
Hulusi Kılıç hocamız da bizi Arapçadan kendi sınıfına alarak, özel olarak yetiştirmeyi planlamıştı. Derslerine girmiyor, bize verdiği kitaplarla özel çalışma yapıyorduk. Fakat, çok geçmeden dönemin ilahiyatçı olmayan efsane dekanı bu durumu fark etmiş, görevini (Bu işler için görevlendirilmiş bir adamdı) yapıp, sınıfımızı değiştirmiş, bizi hocamızın elinden kurtarmıştı!
Bir süre daha Hulusi hocanın odasına gidip devam etmiştik çalışmamıza. Sonra bazen hocayı bulamadık, bazen biz tembellik yaptık. Ve Hulusi hocanın o planı maalesef gerçekleşemedi. Biz de standart derslerimizi alarak devam etmiştik.

Daha sonraki yıllarda başörtüsü eylemleri, boykotlar, protestolarla geçen yıllarda bizim efsane dekan Kenan Evren’den daha Kenan Evren olarak karşımıza dikilmişti. Hocalarla bütün irtibat noktalarımızı koparmak için bitirme tezini bile kaldırmıştı.

Bunlar, Bilder’in (Bursa İlahiyat Mezunları Derneği) düzenlediği 41. Mezunlar gününde Bursa İlahiyat’ın mevcut dekanını dinlerken ve mezun olduğum ilahiyatın bugününü ve yarınki vizyonunu görünce ister istemez zihnimde canlanan hatıralarımdı.

Bugün Bursa İlahiyat fakültesinde lisans- yüksek lisans düzeyinde 4000’e yakın öğrenci okumaktadır. Ve bu öğrencilerin yaklaşık 900 küsür tanesi yabancı uyrukludur. Ağırlıklı olarak balkanlardan olmak üzere 72 ülkeden öğrenci okumaktadır. Okul koridorlarında gezdiğiniz zaman her an bir siyah Afrikalıya, Afganlıya, Suriyeliye, Ürdünlüye, Arnavutlukluya… rastlayabilirsiniz. Ve dünyanın 72 ülkesinden hangisine giderseniz orada Bursa’lı bir hemşehrinizin/ bir lobinizin olduğunu düşünün…
Bursa sokaklarında yabancı birisini gördüğünde yüreği genişleyen benim gibi birisi için bu çok büyük bir nimettir.

Mezuniyet gününde Fakülte dekanımız Prof. Dr. Bilal Kemikli’nin yaptığı konuşma Bursa İlahiyat’ın bugünü ve gelecekteki vizyonunu yansıtması bakımından için umut verici bir konuşmaydı. Bu konuşmada ‘Geçmişi ihya ve geleceği inşaa’ misyonu bağlamında bahsettiği iki hususu buraya aktaracağım.

1. Bursa İlahiyat Vakfı’nın desteği ile gerçekleştirilen Bursa İlahiyat Eğitim Merkezi’nin (Bilem) bu yıl faaliyete geçeceğini müjdeledi. Binasının inşaatı Bursa’lıların destekleri ile tamamlanmış, tefrişat aşamasına gelmiş…
Ne yapacakmış bu Bilem?
Hulusi Kılıç hocanın ve diğer başka hocalarımızın kendi çaplarında ve kendi kıt imkanları ile yapmaya çalıştıkları şeyi yapacak.
Yani, Bursa İlahiyata gelip, sadece ilahiyattaki eğitimle yetinmek istemeyen, uzmanlaşmak isteyen ve bu konuda yeteneği, istidadı ve çalışma azmi olan öğrenciler ilaveten bir eğitime tabi tutulacakmış. Emekli olan değerli hocalarımız ve halen görevli hocalarımız akademik kurul tarafından seçilecek öğrencilerimize yüksek lisans ve doktora düzeyinde eğitim verecekler. İnşaallah her bakımdan yetişmiş, Bülent Şenay hocamızın dediği gibi, “dünyada sözünüzü duyurmanızın, hamaset ve kuru gürültüyle olmadığını, hatta askerî gücün bile tek başına yetmediğini, bilgi, kûltür ve sanatta 'uluslararası' düzeyde etkin olmanız halinde, yerelde ve ulusaldaki değeriniz ve sözünüzün anlaşılabileceğini”n farkında olan hocalarımız tüm dünyada geçmişi ihya, geleceği inşa edecektir.

2. 1000 öğrenciye yakını yabancı uyruklu olan okulumuz neredeyse uluslar arası bir İlahiyat fakültesi niteliğini haiz iken, hocalarımızın vizyonu da küresel iddialar taşıyacak boyuta ulaşmıştır. Bu vizyonun Türkiye’de bir ilk olan ürünü Prof. Dr. Muhammet Tarakçı’nın yayına hazırladığı ve yakında ilk sayısı çıkacak olan ‘Oksident’ dergisidir. ‘Oksident’ dergisinin -benim anladığım- anlamı şudur:
Şarkiyatçılık adı altında top hep bizim sahamızda oynanmıştı. Oksident ile artık biz onların sahasında top koşturacağız. “Bizim akademisyenlerimiz, bizim ilahiyatçılarımız artık Türkiye sınırlarını aşmıştır/ aşmalıdır.
Değilse, Bülent Şenay hocamızın dediği gibi, “evrensele söyleyecek sözü olmayanın, mahallede ahkam kesmekle kalacağını, evrensel çapta bir bilgi, kültür ve düşünüşü yeniden kurgulayamayacak faaliyet ve söylemlerin, nasıl sunulursa sunulsun, ego tatmini ve bir tür 'meslek asabiyeti' olmaktan öte gidemez”

Muhammet Tarakçı hocamızın söylediğine göre, “Oksident, anlamayı ve ele aldığı konuyu doğru sunumu ilke edinen bir teşebbüstür. Şarkı Şarklılaştıran Şarkıyatçılığa bir tepki olarak, Garbı Garplaştırma, ötekileştirme ya da yanlış bir imaj oluşturma teşebbüsü değildir.”
Yani (Yine benim anladığıma göre) Oryantalistler bizim öğretmenimiz olmayacaktır.

Ayrıca, bizim dönemimizde fakültede memur olarak çalışan ve ‘herkesin abi’si olan Yusuf Demiröz abinin çalışmalarını anmadan geçemeyeceğim.
Bursa İlahiyat Vakfı deyince bizim aklımıza Yusuf abi gelir. (Tabii ki, kurucuları, yönetim kurulu üyelerini, destek olanları yok saymıyorum. Hepsinin sa’yları meşkürdür.) Yusuf abi vakfın görünen ve koşturan yüzüdür.
Bu vakıf 300 öğrenciye burs veriyor, 155 tane evde öğrencileri barındırıyor. Evli yabancı uyruklu /konuk öğrencileri barındıran 55 evleri var. Hidayet Peker hocamızın beyanına göre, Konuk öğrencilerimizin 53 tanesi evlidir ve bunların 35 çocukları vardır. Bu çocuklardan erkek olanlarının isimlerinin çoğu Emir Sultan’dır.” (Emir Sultan isimli çocukların kuracağı dünya. İsmail Küçükarslan. Yeni Şafak) Bursa İlahiyat eğitim merkezi ve yurt gibi faaliyetleri olan vakıf, İlahiyat alanında yapılan bilimsel çalışmalara ve araştırmalara destek vermektedir. Bu faaliyetlerde Bursa’lıların desteğinin artmasını umuyor ve bekliyoruz.
Allah kabul etsin.


*********************
15 Temmuz şehidlerimizi, gazilerimizi duayla, rahmetle, minnetle anıyorum.
‘İslamcılar/ Dindarlar sızmasın’ diye fettö batakhanesine sermaye yapılmış ‘Milletin Devlet’ini, 40 yıllık bir mücadelenin son 15 yılında  küresel güçleri adete suya götürüp susuz getirerek kurtaran Recep Tayyip Erdoğan ve kadrosunun önünde saygı ile eğiliyorum.
YORUM EKLE

banner19

banner8