Çocuğunuzun anne babası olun!

Ailelerin, evlatlarıyla arasındaki ilişkinin samimiyetini anlatma yoludur; “biz çocuklarımızla arkadaş gibiyiz” ifadesi. Oysa uzmanlar özellikle uyarıyor; çocuğunuzun anne babası olun, arkadaşı değil!

Ne kadar masum bir cümledir aslında, “biz çocuklarımızla arkadaşız, her şeyi konuşuruz, birlikte karar veririz.” Çocuğunla arkadaş olmanın zararı ne olabilir ki?

Bu konuda son günlerde açıklamasıyla gündeme gelen uzmanlardan biri de; Uzman Klinik Psikolog Aziz Görkem Çetin oldu. Çetin yaptığı açıklamada, anne ve babanın çocuğunu iyi tanımasını, çocuğun mizaç ve kişisel özelliklerine uygun şekilde davranış modeli geliştirilmesi gerektiğine dikkat çekti.

Çetin’in uyarısına göre; “Çocuklarınıza iyi ve anlayışlı bir anne-baba olmanız için arkadaş olmanıza gerek yok. Hatta bunu bir benzetme olarak bile kullanmanıza gerek yoktur. Çocuklarınızın kendilerine has olduklarını ve kimseye benzemediklerini düşünerek onların ihtiyaçlarına göre bir davranış modeli geliştirmek daha doğru olacaktır.”

Biz ebeveynlerin üzerine bastıra bastıra “arkadaşız” dememize karşın Uzman Klinik Psikolog Aziz Görkem Çetin itiraz ediyor; “anne babadan çocuğa arkadaş olmaz, mutlaka bir sınır çizilmelidir” ve nedenlerini sıralıyor: “Çocuklarla arkadaş olmak, toplumumuzun popüler söylemlerinde yer almaktadır. Ancak toplumsal olarak zaten ebeveynlerin bir rolleri mevcutken neden bu söylemi kullanıyorlar? Toplumda modern anne-baba gibi görünme arzusunu bir kenara atarsak, diğer bir neden de iyi bir iletişim kurma çabası olarak nitelendirilebilir. Ebeveyn ve çocuk ilişkisinde sınırlar olması gerekir ama toplumsal kültürümüz sınırları duvar olarak algılamaktadır. Oysaki sınırlar çizmek, karşı tarafa saygı duymaktır. Tek taraflı bir sınır çizmeyen ebeveyn, çocuğuna saygı duyan bir ebeveyndir. Ebeveyn olmak toplumun ve ilişkinin getirdiği bir durumdur ama anne-babanın arkadaş olması toplumsal ve psikolojik bir açıklama ile desteklenemez. Çünkü anne ve babadan arkadaş olamaz. Ayrıca ebeveynler neden çocuklarının ihtiyaçlarını karşılamak için arkadaş olmak zorunda olsunlar ki? Anlayışlı anne-baba, bütüncül bir bakış açısı geliştiren anne-baba olmak varken? Çocuklarımıza karşı iyi ve onu anlayan bir ebeveyn olmak için arkadaş olmamıza gerek yok.”

Sınır çizmeli ama nerede ve nasıl bir keskinliği olmalı bu sınırın?

Ebeveynlerin çocukluk döneminde sınır çizmesi gerektiğini vurgulayan Aziz Görkem Çetin, bu sınırların, çocuğun sosyal ortamındaki uygunluklara ve ihtiyaçlara göre şekillendirilmesi gerektiğini de şu sözlerle açıklıyor: “Çocuklar ile ilişki tarzları ve kuralları sadece doğru bildikleri unsurlardan oluşmamalı, o dönemin akran ilişkileri ve çağa göre de şekillenmelidir. Aslında temel olarak önce ebeveyn çocuğunu tanımalı ve buna göre davranışlarını öznel olarak ifade etmelidir. Her bilgi ve her deneyimsel metot, her çocuğa uygun değildir. O nedenle çocuğunuzu tanımalı ve ona göre bir davranış modeli geliştirilmelidir. Örneğin, çocuğunuz ile ders çalışma ve teknolojik aletlerin kullanımına yönelik sorun yaşıyor ve bunu düzene sokmak istiyorsanız, bu bağlamda çocuğunuzun ihtiyaçlarını ve motivasyonunu göz önünde bulundurarak bir anlaşma yapmak daha doğru bir hamle olacaktır. Tamamen teknolojiden uzak olması ya da çok az vakit geçirmesini beklememek gerekmektedir. O nedenle çocuğunuzun hem çağın şartlarına ve mizaç özelliklerine göre değerlendirmek daha gerçekçi bir davranış hamlesidir.”

Çetin’in yaptığı uyarıda ebeveyn olarak beni derinden etkileyen cümlelerden biri de şu oldu: “Hiçbir arkadaş anne babanın yerini tutamaz.” Ebevbeynin kendi rolünden sıyrılmasının çocuğu da yanılgıya götüreceğini anlatan Çetin uyardı: “Çocuğuna karşı arkadaş gibi olmaya gayret eden ve bunu doğru bulan ebeveynler, çocuklarına çift mesaj vermiş oluyorlar. Çocuğunuzun hatalarını arkadaşı gibi dinleyebilir misiniz? Ya da onun döneminin ihtiyaçlarını anlayıp ona gerçek bir arkadaşı gibi tahammül edebilir misiniz? Bu sorulara ya da belki buna yönelik birçok sorunun gerekliliklerini yapmak oldukça zor. Toplumsal ve ilişkisel rollerimiz var ve bu roller birbiri ile karıştığında iletişime yönelik çatışmalar yaşıyoruz. Bırakın ebeveynlerin arkadaş olmalarını, çocuk yetiştirme açısından düşünüldüğünde anne ve babanın rolleri konusunda bile ayrımlar vardır ve bu ayrımlar kültüre göre de değişim göstermektedir. Anne ve baba olarak çocuklarınızla ilgili kararları birlikte konuşmalı ve gerekçeleri çocuklarınıza uygun şekilde ifade etmelisiniz.”

Çetin’in dikkat çektiği bir diğer önemli konu da, bizlerin “maşalleh koca insan gibi” diye övündüğümüz ve erken olgunluk sandığımız davranışlara dair: “Çocuk büyük adam-büyük kadın gibi davranıyorsa toplumumuzda bu durumu erken bir olgunluk olarak görüp pekiştiririz. Oysaki çocuklarımızın gelişimsel ve yaşamsal deneyimleri yaşlarına uygun bir şekilde ilerlemelidir. Benlikleri ve ihtiyaçlarına göre davranmaları daha sağlıklıdır. Bunu pekiştirmek, bireyi onay ihtiyacına sokmak veya onaylandığında sevileceğine yönelik kodlamalara neden olabilir. Böyle bir durum meydana geldiğinde uzmandan destek almak sürecin daha sağlıklı bir noktada ilerlemesini sağlayacaktır.”

Peki “çocukla aramızda sınır olması, iletişimimizi olumsuz etkilemez mi?” şeklinde bir kaygı duyuyor insan. Ancak Çetin’in uyarıları oldukça ikna edici: “Sınırlar, bireylerin birbirlerine saygı ve sevgi duyduğu anlamına gelen bir noktadır. Sınırları, duvar olarak anlamamak gerekmektedir. Karşılıksız seven ebeveynler olarak toplumsal, kültürel unsurları yoğun bir şekilde dayatarak çocuklarınızı mutsuz etmeyin ve onların mizaç özelliklerine, kararlarına ve düşüncelerine saygı duyun.”

YORUM EKLE

banner19