Ders alınacak bir oyun

Tiyatroyu severim, oda tiyatrosunu daha çok severim. Bugün paylaşmak istediğim duygular da Feraizcizade Oda Tiyatrosu sahnesinde sergilenen bir esere dair. 
Bursa Devlet Tiyatrosunun, bu sezon seyirciyle buluşan oyunu “Şair, Şiir, Şuur Mehmet Akif Ersoy” ‘oda’yı adeta zamanda yolculuğa çıkarıp hepimizin ders almasını sağlayan bir eser. Tek perde ve 50 dakika olarak sahnelenen oyunun yazarı Burak Akyüz ve yönetmeni de Murat Ozan. Sahnede Mehmet Akif Ersoy rolü ile seyircinin tüm dikkatini üzerinde toplayan oyuncu ise Emre Nurettin Örük. Oyunda Örük’e sesleriyle Halil Balkanlar (Hamdullah Suphi), Murat Ozan (Atatürk), Diyar Gönülalçak (Nizamettin Nazif), Adnan Tunalı (Mehmet Akif Ersoy’un babası Tahir Efendi), Hafize Gün (Mehmet Akif Ersoy’un annesi Emine Şerife), Öykü Esendemir (şairin oğlu Mehmet Emin Ersoy) eşlik ediyor. 
Sahenedeki oyunda katkılarını her an hissettiğimiz ancak kendisini görmediğimiz çok kişinin emeği var bu yolculukta: Dekor & Kostüm Tasarımı Cenk Oral, Işık Tasarımı Sinan Mahçup, Müzik Can Aksel Akın, Yönetmen Yardımcısı Yasemin Şener, Asistan Öykü Esendemir, Sahne Amiri Ramazan Yıldırım, Kondüvit Arkın Çakır, Işık Kumanda  Burak Türk, Suflöz Atike Bolulu, Dekor Sorumlusu Ramazan Yıldırım, Aksesuar Sorumlusu Süleyman Aksu, Terzi Cemil Benzeş, Perukacı Arzu Kepenek  ve Projeksiyon Kumanda Melis Kavuk.
Eser, şairin hem dini- manevi duygularının gücünü hem de vatan aşkını bir arada anlatmayı başarıyor bizlere. Monolog halinde sergilenen eserde, İstaiklal Marşı’mızın yazılma sürecinde Mehmet Akif’in gözünde 1. Mecliste yaşananları ve öncesini dinleme imkanı sunuluyor. Şairin İstanbul’dan Ankara’ya, Avusturya’dan Mısır’a uzanan milli mücadele ve kırgınlık hisleriyle dolu yolculuğunun anlattıkları kitap sayfalarındaki akademik dilin çok daha ötesine taşıyor bizleri. 
İstiklal Marşı’nın nasıl duygularla yazıldığı, ödül parasını reddeden onurlu şairin sonrasında neler yaşadığı bilmeyenler için öğrenmek, aklından uçup gidenler için hatırlamak adına önemli bir fırsat. 
Konu itibariyle her yaştan seyircinin izlemesi gerektiğini düşündüğüm oyunda özellikle tarih ve Türkçe- Türk Dili Edebiyatı dersleri müfredatı ile de uyum içerisinde. Üstelik İstiklal Marşı’mızın kabul yıldönümü de yaklaşmakta: 12 Mart… Bence gerek ders içeriğini sahnede canlı canlı izleyerek daha akılda kalıcı bir gözlem yapılabilmesi gerekse değerler eğitimi kapsamında bu oyun öğrencilerle muhakkak buluşturulmalı.
Oyunda, dönemin gazetelerine atıflar yapılması, savaşa dair bilgilerin aktarılması da yazarın gerçeklere sıkı sıkıya bağlı kaldığını ispatlıyor. 
Konusu bunca önemli olan eserin başarıyla sahneye taşınmasında verilen tüm emeği 50 dakika boyunca bizlere yansıtan Emre Nurettin Örük’ün performansı da sanatsever bir gözlemci için kıymetli anlarla dolu. Oyun boyunca yazarken elinin hareketinin sağdan sola olması, kağıdı kaldırdığında divitle yazdıklarının mürekkebi kurusun diye (adeta rol gereği değil de refleks olarak) kısacık “püf” diye üflemesi, şairin soğuk bir gece ceketsiz yürüyüşünü hepimizi titreterek hissettirmesiyle sanatçı hepimiz için doyulmaz bir oyun ortaya koydu. 
Bizler, henüz okula başlamadan evvel öğrendik İstiklal Marşımızı, “Korkma” diye gür sesle bağırmayı. Bu oyunu izleyince, çocuklarımızın, gençlerimizin de sesinin daha gür çıkacağına inanıyorum.

YORUM EKLE

banner19

banner8