Devlet terör örgütü ile görüşebilir, ama sen gülümseyemezsin bile

Evet, bunu niçin yazmaya karar verdim. Belli bir süredir “Millet İttifakı” içinde resmen ve gayri resmi olarak yer alanlar, Sosyal Medyada adının önünde TC ibaresi olanların bir çoğu; Türk milletinin “Millet İttifakı”nın PKK/YPG bağlantılarından rahatsız olmasından endişe ile sık sık Ak Parti hükümeti tarafından önceki yıllarda hayata geçirilmeye çalışılan “Çözüm Süreci” çalışmalarını gündeme ve medyaya taşıyarak, adeta bakın siz bize, HDP ile gizli ittifak kurdunuz diyorsunuz ama zamanında da Ak Parti PKK’lılar ile kol kola idi teraneleri söylemekteler.

Artık sır olmaktan çıkmış herkesin bildiği gibi, Abdullah Öcalan Türkiye’ye teslim edildiği ilk günden sonra, devletin askeri, sivil istihbarat kanadı onunla gizli görüşmeler içine girmişti. Hatta bu görüşmeler Uluslararası boyutta başka ülkelerin gözetiminde yapılmaya başlanmıştı. Amaç artık terörü bitirmek, bu beladan kurtulmaktı.

Bu görüşmelerin faydasız ve kendi inisiyatifi dışına çıkmasından rahatsız olan hükümet; hiç kimsenin cesaret edemeyeceği bir adım attı. Üçüncü ülke taraflarını devre dışı bırakarak PKK ile doğrudan görüşme bu işi taraflar arasında toplumsal bir mutabakat zemininde çözmeye çalıştı. Bunun adına “Çözüm Süreci” dendi. Gündemi yakından takip edenler tarafından iyi bilindiği üzere bu süreç; HDP, PKK ve oyunun dışına itilen diğer ülkeler tarafından baltalandı. İçimizdeki FETÖ’nün de taşeronluğunu göz ardı etmemek lazım.

Şimdi o dönemde, bu çerçevede yapılan işler ve görüşmeler sık sık sosyal medyada, adının önünde TC ibaresi bulunan, kendilerine Ulusalcı, Atatürkçü, İyi Partili Ülkücü, Solcu diyen bir kısım zevat tarafından sık sık paylaşılmakta, adeta muhataplarına “Evet biz seçilebilmek için onlarla ittifak yaptık, ama bak siz de çözüm sürecinde onlarla kol kola gezdiniz, görüştünüz.” demeye çalışmaktadırlar.

Efendiler, Devlet; ülkesinin, milletinin, devletinin menfaatleri gerektirdiği zaman, terör örgütleri ile de görüştüğü gibi savaştığı düşmanları ile de görüşebilir, hatta şeytanla bile görüşebilir. Böyle şartlarda ve gerektiğinde ülkeyi yönetenler için bir tercih değil hatta bir zorunluluktur da.

Bu görüşme ve pazarlıklar, insanımıza ülkemize musallat olmuş, yabancı dost ya da öyle görünen, düşman devlet istihbarat örgütlerinin taşeronluğunu yapan katiller sürüsü ve onların başları ile görevi gereği görüşmedir.

Bu çalışma ve görüşmeler; o örgüt ve yandaşlarına bir sempati sevgi değildir. Türkiye’nin çıkarları için gerekirse baldıran zehiri içmektir. Allah’ın ayetlerine “Çağlar ötesinden gelen ses” diyenler ve onların yoldaşları bu durumu anlayamazlar.

Bu zevat şunu bilmelidir, belki de bilerek yapıyorlar. Bir ülke vatandaşları, siyasi partileri, sivil toplum kuruluşları, meslek örgütleri vs. terör örgütleri ile görüşemezler, yardım edemezler, ittifak kuramazlar, sempati dahi besleyemezler, hatta onlara gülümseyemezler bile. Aksi halde onlarla aynı kefeye konulursun. Ama devlet görüşebilir. Kimse kimsenin aklı ile alay etmesin.

 

YORUM EKLE

banner19