'Diktatör’ün danışmanının mahremine girip, feryat ediyorlar! 'Demokrasi yok…'

Bazı insanları anlatmak için kelimeler kifayetsiz kalır ya, üstadın deyimiyle alçak bile diyemezsin, çukur adamlar, işte bu zerzevat ta bu taifeden.
Utanmadan, sıkılmadan Tek adam, Diktatör dedikleri ülkenin Devlet Başkanı Danışmanı’nın evinin bahçesine gelir, görüntüler alırlar, mahremine tecavüz ederler ama kimse bir şey yapamaz. Sonra demokrasi yok diye feryat figan ederler. Bakmayın siz haklarında adli soruşturma açıldığına, sonunu bekleyin görün.
Bunlar; 1960 Darbesinden önce de astıkları Başbakanın yakasına yapışıp “Demokrasi İstiyoruz” diye tepinenlerin çocuklarıdır. 
Sevsinler bu Demokrasi sevicileri, bunlar demokrasiyi başka bir amaçla, başka bir iş için seviyorlar.
Yıllardır seçimlerde Milletten tokat yiyen bu güruh, çokbilmişler bir süredir yine; “Sandık Şarttır Ama Yeterli Değildir" diye saçmalamaya başladılar. Hatırlarsanız bu saçmalamayı daha önceden de Gezi Kalkışması sırasında Abdullah Gül ve Bülent Arınç’ın ağzından da duymuştuk.
Yüzyıllardır Dünyayı; kanla, savaşla, zulümle sömürerek zenginleşen haçlı batılılar; kendilerine medeni, kurdukları düzene de demokrasi dediler.
Bizim de ülkemizde bu Müslüman elbisesi giymiş, Haçlı devşirmeler ile sorunumuz yeni değildir, Türklerin 200 yıllık sıkıntısıdır. 
Aslında bu zevatın Millet nezdinde esamesi okunmaz, ancak sıkıntının büyüğü, bu sözde medeniyet tellallarına şirin görünme sevdasında olan, bir kısım sözde Müslümanlar, Milliyetçiler, Muhafazakârlar, Ülkücülerdir.  Kendisini bu merkezlerde konumlandırmış bir kısım sözde aydın, siyasetçi, akademisyen aşağılık kompleksi içerisinde, kendilerinin, demokrat biri olduğunu göstermenin sertifikasını bu Ehli Salibin yerli işbirlikçilerinin elinden alma gayretkeşliğidir.
Örneğin Medya dünyasına bakın, iliklerine kadar, CHP’li, HDP’li PKK’lı bir sürü zevat kendilerini tanımlarken “Tarafsız Gazeteci” dir. Karşıtları ise “Yandaş Gazeteci” sevsinler. Karşıtları “Siyasal İslam” peki siz hiç medyada, akademik çevrelerde; bu zevatın ağzından “Siyasal Hristiyan” veya “Siyasal Musevi” duydunuz mu?
Gelin; kendi üzerimizde ve aile efradımız üzerinde bir test yapalım. Bu testte yanış anlamalara meydan verilmesin, önceden söyleyeyim, kimseye düşmanlığım yoktur. Hz. Peygamber (S.A.V.) dışında bütün insanlar benim için aynı mesabededir.
Şimdi gelelim teste, aşağıdaki iki soruya; her birine bir dakika içinde cevap veriniz.
Hz. Muhammed’in (S.A.V) doğum ve vefat tarihleri hangi yıldır?
Mustafa Kemal Atatürk’ün doğum ve vefat tarihleri hangi yıldır?
Bakalım siz ve çocuklarınız bu soruya ne kadar zaman içinde cevap vereceksiniz.
Şimdi bir kısım zevat; peygamberimiz ile bir devlet başkanını mukayese mi ediyorsun, diye bana kızabilir. Haşa böyle bir amacım asla yoktur. Sadece nerelere doğru evirildiğimizi kendiniz görün istedim.
Bu da nereden aklıma geldi derseniz, yazlık komşumdan, geçen yaz torununun elinden tutmuş telaşla Camii hocasına giderken, telaşlı halini görünce, sormam üzerine verdiği cevaptan.
Anneanne sabah kahvaltısı sırasında ilkokula giden dokuz yaşındaki torununa bir Müslüman olarak ve de haklı olarak “ Söyle bakalım Peygamberimiz kim, ismi ne” diye sormuş. Çocuğun cevabı “Atatürk”. 
Sıkıştıkları zaman “ Canım Elhamdülillah bizde Müslümanız” diyenlere soruyorum. 15 Temmuz’da bu millete darbe yapıp milletin silahları ile millete ölüm kusan CIA ve Vatikan devşirmeleri de böyle diyorlardı, bunlar içimizde kanımızı emerek semirmişlerdi.
Bu ülke; yüz yıldır ilk defa; ataları gibi  “Milletin hizmetkârıyız” diyen, milletine hizmetkâr olan,  ama BM’de de Dünya Egemenleri’nin gözlerinin içine baka baka “Dünya beşten büyüktür” diyen bir başkan gördü. Siz hangi, demokrasiden, hukuktan, adaletten, insan haklarından bahsediyorsunuz. Geçiniz bunları.
Her zaman söylediğim gibi “Türkiye artık eski Türkiye değil” 15 Temmuz’da Süs Havuzundan abdest alıp, hain kurşunların üzerine; sinesi üryan, çıplak pençeleri ile yürüyen bu milleti görmediniz mi? Aklınızı başınıza toplayın, uşaklığını yapmaktan zevk aldığınız o egemenler de son zamanda bir virüs belası karşısında ne haldeler siz hala ders almaz mısınız?
Sevgili kardeşlerim; Kalplerimiz mesrûr, Ayıplarımız mestûr, Günahlarımız mağfûr, Dünyamız mamûr, Ahiretimiz mamûr, İçimiz, dışımız pürnûr ola, Ahir ve akıbetimiz hayrola...
Ramazan-ı Şeriflerimiz mübarek ola... İnşallah

YORUM EKLE

banner19