Déjà vu!

Déjà vu!

Matrix filmlerini seyredenler bilir; 
Beşinci Matrix filminde Neo serbest bırakıldıktan sonra, Morpheus tarafından Oracle'ı görmek için alınır. Morpheus, Neo ve mürettebatın geri kalanları Hotel Lafayette'den ayrıldılar, ancak Cypher mürettebat arkadaşlarına ihanet ettiği için, ajanlar orada olduklarını biliyorlardı ve onları pusuya düşürmek için otelde beklerler. Kara kedi ortaya çıkar ve bir kapının diğer tarafından mürettebat tarafına geçer. Neo duraklar ve kedinin titrediğini fark eder. Bu anda, temsilciler, oteldekileri tuzağa düşürmek için dış kapılarını ve pencerelerini tuğlalamak için otelin kodunu değiştirirler. Bu, Matrix'te bir aksaklığa neden olur ve kediyi birkaç saniye öncesine geri döndürür. Bir déjà vu yaşanmıştır. Neo bize bunun programdaki bir aksaklık olduğunu anlatır.
Bizdeki “yerli matriks” filminde de programda bir aksaklık yaşandı. Babacan’ın nasip olursa! kuracağı partide işler değişti. Ya Gül’ü harcadılar ya da başka bir çapanoğlu var işin içinde. Paganlar belli ki aksayan programda bazı şeyleri düzenleme gereği duyuyorlar. Bir şeyler değişiyor, değiştiriliyor. Ya Gül yerine bir “karanfil” buldular ya da işin aslı başka. Belki de ta başından beri başkaydı da taktik gereği kimseye anlatılmadı. İşin içindekilere hatta Babacan’a bile! Çok teori üretilebilir bu konuda;
Birinci teori: 
Davutoğlu ve Babacan’ın partilerini kurdurmak başından beri planlanmış, Gül’ün adı kasıtlı olarak işin içine katılmıştı ve bundan onun bile haberi yoktu. Kendini bir parti arkasında gizli güç olarak görüyordu. Bu aldatmaca taktiğinin ardında “çok gizli” bir aday var. Son anda ortaya çıkartarak etki yaratma peşinde koşuyorlar. Kemal, ortaya çıkıp; “Çatı adayımız filancadır! Siyasi kariyerim bitse bile adayımız budur. Sonuna kadar destekliyorum.” diye bu ismi açıklayacaktır. (İkinci Ekmeleddin vakası) İsim ithal olabilir!
İkinci teori:
Gül gerçekten de Babacan’ın partisinin ardındaydı. Son gelişmelerin ışığı altında onu harcayıverdiler ve plan değişti. Bu gelişmeleri HDP’nin “Sayemizde Ankara ve İstanbul’da belediyeleri kazandınız. Artık bizi üstü kapalı değil açıkça destekleyeceksiniz. Yoksa haliniz duman!” ültimatomu ve bağlı olarak Apla’nın “Hop dedik!” reaksiyonu olarak açıklayabiliriz. Bunlara ilaveten İstanbul şehremininin tatilperver tavrı ve muhteşem! icraatları da çok etkili olmuştur tabii. Ürkek, şaşkın, kararsız tavırlar ortaya çıkınca da “Yok, seninle işimiz olmaz.” diye geri durdu Babacan. Hatta aldığı gazlar sonucu Cumhurbaşkanlığına kendi bile aday olabilir artık.
Üçüncü teori:
Resmen dağıldılar... Başka bir açıklaması yok!
Bu teorileri neye dayanarak mı üretiyorum? Müsaadelerinizle arz edeyim efendim;
Sözcü varakasının tetikçisi Veli Toprak’ın bir “haber-yorumu” yayınlandı. Toprak burada “Babacan, Gül ile köprüleri attı.” başlığını kullanıyor. Yazıyı okudukça da düşünmeden edemiyorsunuz. Bakın ne diyor:
“Tüzük çalışması için Ankara'da bir otelde düzenlenen iki günlük kapalı toplantıya Abdullah Gül’e yakın isimler çağrılmadı. Son gece bazı isimler gönül almak için davet edildi; "Kandırıldık" görüşünde olan Gül cephesi, "Kurucu olmayacağız" diyerek reddetti. Beşir Atalay, Haşim Kılıç ve Candan Karlıtekin’in yeni partide olmayacağı öğrenildi.”
Buraya kadar haber niteliği taşıyan bir yazı. Asıl dikkat çeken Ahmet Hakan’ın paralel olarak yazdıkları. Bakın bir bölümü iktibas edelim:
“İkinci Meşrutiyet’in meşhur “hürriyet, müsavat, uhuvvet” sloganı, Ali Babacan’ın partisi için şuna dönüşebilir: Temkin, tereddüt, tehir.”
Bu yazıların yayınlandığı gün Babacan’ın partisini duyurduğuna da dikkat çekelim. Diğer dikkat çeken şey ise Ahmet Hakan’ın kullandığı “hürriyet, müsavat, uhuvvet” sloganı. Fransız devriminden devşirilen bu sloganın aslı şöyledir; “Liberté, Égalité, Fraternité” Hakan yazısında bir mesaj verirmişçesine “Temkin, tereddüt, tehir” yani “Cautio, Haesitatio, Cunctatio” terimlerini kullanıyor. Buradaki kilit kelime ise “Cuncatio” anlamı “tehir” gibi görünse de “tedbiren tehir” daha doğru bir tercüme olacaktır…
Kim, neyi, ne amaçla tehir etmiştir?
Biliyorum, ağır bir yazı oldu. Tavsiyem; önce iki kere okuyun. Daha sonra salim kafayla bir defa daha okuyun…
Haydi kolay gelsin.

YORUM EKLE
YORUMLAR
İsmail tozak
İsmail tozak - 5 ay Önce

görsel haberleşmenin olmadığı dönemlerde vucud yapısı olarak dahi lider sayılamayacak tipleri menderes demirel ecevit özal gibi türkiye için en önemli örneğini siz tahmin edin lider diye halka lanse eden siyonist rothschildin çaresiz kaldığı günlere şahidlik ediyoruz

banner19