Suriye'de yeni anayasa süreci ve Türkmenler

Türkmen siyaseti ve yeni anayasa Fırat Kalkanı ve Zeytin Dalı harekatlarını gerçekleştirmesiyle terörden arındırılan bölgeler, he

Suriye'de yeni anayasa süreci ve Türkmenler

Türkmen siyaseti ve yeni anayasa


Fırat Kalkanı ve Zeytin Dalı harekatlarını gerçekleştirmesiyle terörden arındırılan bölgeler, hem Suriye muhalefeti hem de Türkmenler adına bir siyaset fırsatı sundu. Söz konusu bölgelerde mukim yoğun Türkmen nüfusun varlığı da Türkmen siyasetinin önünü açan bir diğer unsur oldu

Suriye’de halk ayaklanmasının başlangıcına kadar herhangi bir siyasi, sosyal ya da kültürel örgütlenmeye sahip olmayan Türkmenler, yeni sürece hazırlıksız ve dağınık yakalandı. Bu nedenle müşterek bir siyasi ve askeri grup oluşturmakta veya oluşturulan platformları işlevsel kılma hususunda büyük zorluklar yaşandı. Siyasi arenayı birleştirmek adına Türkiye’de kurulan Suriye Türkmen Meclisi resmî muhatap buldu, fakat tüm Türkmen toplumunu birleştirmekte ve harekete geçirmekte yetersiz kaldı. (Suriye muhalefetinin de en büyük ve temel problemleri arasında yer alan) Suriye sahasından uzak faaliyet gösterme, Türkmenler için de geçerliydi. Bu zafiyet 2018 yılına kadar devam etti.

Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) ve Özgür Suriye Ordusu’nun (ÖSO) Fırat Kalkanı ve Zeytin Dalı harekatlarını gerçekleştirmesiyle terörden arındırılan bölgeler, bu anlamda hem Suriye muhalefeti hem de Türkmenler adına bir fırsat sundu. Söz konusu bölgelerde mukim yoğun Türkmen nüfusun varlığı da Türkmen siyasetinin önünü açan bir diğer unsur oldu. 2018 yılında yapılan seçimde meclis başkanlığı görevine gelen Muhammed Vecih Cuma saha odaklı bir politikayı gündemine aldı; Suriye Muhalif ve Devrimci Güçler Koalisyonu’ndan (SMDK) da önce Çobanbey’de bir ofis açarak Türkmen siyasetini bölgeye taşıdı. 8 Temmuz 2019’da kamuoyuyla paylaşılan meclis tüzük değişikliği ise bu siyaset değişiminin kurumsallaşmasının önünü açtı. Yeni tüzükle birlikte meclis ve meclis bünyesindeki tüm siyasi partilerin Suriye sahasında faaliyet göstermesi zorunlu kılındı. Bu doğrultuda Halep/Çobanbey’de yeniden kongrelerini gerçekleştiren siyasi partiler, yeni siyasi zemine uyum sağladılar. Değişiklikle birlikte, meclis bünyesinde faaliyet gösteren üç siyasi partiye (Suriye Türkmen Milli Hareket Partisi, Suriye Türkmen Kitle Partisi, Suriye Türkmen Nahda [Kalkınma] Partisi) bir yenisi daha eklenerek sahaya odaklanan partiler ortaya çıkmaya başladı. Bu minvalde kurulan Türkmen Milli Vefa Partisi’ne, daha sonra Taşlıhöyük’te açtığı ofisle Suriye Türkmen Milli Hareket Partisi de katıldı. Milli Vefa Partisi’ne ayrı bir parantez açmak gerekirse, genel başkanının ve parti tabanının Humus kökenli olmasının, Türkmen siyasetinin Halep/Bayırbucak eksenindeki tıkanıklığı açabilme ihtimalini güçlendirdiği söylenebilir. Bu bağlamda, Türkmen siyasi partilerinin ve meclisinin önümüzdeki dönemde bölgede yeni ofisler açması veya mevcut ofis sayılarını artırması öngörülüyor. Türkmen siyasetindeki yeni evre, sürecin doğru yönetilmesi ve demografik olarak geri dönüşün sağlanması durumunda başarıya ulaşabilir.

Bu minvalde, daha da görünür hale gelen Türkmen siyasetinin ilerleyen süreçte karşılaşacağı en önemli meydan okumalardan birinin yeni anayasa süreci olacağı söylenebilir. Bu nedenle Türkmen siyasetinin anayasal zemine oturmasını ana hedefleri olarak gören Türkmen siyasiler, yeni anayasa sürecinde daha aktif olmalılar. Türkmenlerin anayasa sürecinde en öncelikli beklentisi ve talebi de tanınmak/statü kazanmak olmalıdır. Nihayetinde diğer tüm talepler bu hukuki zemin üzerine inşa edilecektir. Ek olarak, geri dönüşlerin hukuki zemininin sağlanması ve Türkmenlerin Türk dilinde eğitim alması da son derece gerekli. Yeni anayasanın yaklaşımlarına göre, Türkmenler farklı konumlarda ve isteklerde bulunabilecekler; fakat sayılan bu üç ilkenin, Türkmenlerin taleplerinin temel zeminini oluşturmasını beklemek gerçekçi olacaktır.

Türkiye’nin Suriye politikasındaki doğal müttefiklerinden biri olan Türkmenler yeni anayasa sürecinde Türkiye’nin desteğini almalıdır. Aynı zamanda Türkiye’nin orta ve uzun vadeli Suriye siyasetinde Türkmenlerin (Irak örneğinde olduğu gibi) sahici bir aktör olma potansiyeli, bu muhtemel desteğin birincil zeminini oluşturmaktadır. Bu doğrultuda Türkmenlerin de Türkiye’yle oluşturduğu doğal ittifak ilişkisi büyük ehemmiyeti haiz olsa da Türkmen siyaseti, müttefiklerini arttırmak için diplomasi ve lobi faaliyetleri yürütmelidir. Uluslararası arenadaki görünürlüğün artırılmasının hem Türkiye’nin hem de Türkmenlerin faydasına olacağı açıktır. Bu nedenle Türkmen siyaseti, yeni anayasa süreci ve geleceğin Suriye’sinin inşa edilmesi bağlamında müttefiklerini arttırma, anayasadan taleplerini elde etme, demografik dönüşümü sağlama ve Suriye’nin toprak ve zihni bütünlüğü bağlamında toplumsal birliktelik siyasetine odaklanmalıdır.
Güncelleme Tarihi: 07 Ekim 2019, 13:03
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner19

banner8