EĞİTİME DAİR  BİR İKTİBAS…

    Başkalarının yazılarını iktibas ettiğim nadirdir. Ne var ki eski dostum Alp Durmuş’un sosyal medyada paylaştığı bir yazısı çok ilgimi çekti. Kendisinden izin alarak aşağıda sözü ona bırakıyorum; 
    “2001 senesinde rehberlik kursu için Çanakkale'de bir buçuk ay kalmıştım ve oradaki On sekiz Mart Üniversitesinde İngilizce öğretmenliği son sınıfta okuyan bir grup öğrenciyle tanışmıştık.
Öğrenciler ödevlerini yapmak için bizden yardım istemişlerdi, getirdikleri ödevlere bakınca dehşet içinde kaldık zira son sınıfa gelmiş ve bir kaç ay sonra mezun olup öğretmen çıkacak bu çocuklar İngilizce bilmiyorlardı. Yapmakta zorlandıkları o ödevler de İngilizce bilen birisinin en fazla 15 dakikasını bilemedin yarım saatini alırdı.
Peki, bu çocuklar aptal mıydı?
Eh, içlerinde salaklar da vardı tabii ama okudukları şey de kuantum mekaniği, robotiks yazılımı, yapay zekâ geliştirme veya entegre devre dizaynı falan değil affedersiniz İngilizce gibi öğrenmek için zekâ gerekmeyen, sinemaya giden Mr. and Mrs. Brown'dan ibaret dünyanın en basit ve aptalca dillerinden biriydi. . .
Benim amele mantığım bir şeyi öğrenmemiş ve bilmeyen birisinin o dersi on defa da almış olsa geçememesi ve tekrar etmesi gerektiğini, bildiğini ispatlamadan diploma alamaması söyler.
1 sene hazırlık 4 sene bölümde toplam 5 senede bir lisanı öğrenememiş (veya öğretilememiş) insanların eline, o lisanı başkalarına öğretmek için yeterli olduklarını gösteren adına da diploma denen paçavrayı veren sistemde bir problem var demektir. . .
E, ne yapmak lâzım?
Onu eşek yüküyle maaş alarak makam arabasıyla dolaşıp kral gibi yaşayan büyükbaş hayvanlara sormak lâzım. . .
(İçimden gelenleri ifade eden aşağıdaki kısım "off-the-record" olarak yazılmış olup kayıtlardan çıkarılmasını rica ediyorum)
Neebliiim, banane be!
Ulan hayatımızın baharı mevsim normallerinin altında alçak sürünmeyle geçerken, tek ders yüzünden okuldan atılırken, parasızlıktan okulu bıraktığımızda bizi düşünen bir Allah'ın kulu çıktı mı be,
Zâten yaş olmuş 55, şurada kaç sene yaşıycez ki, bir de elinde bilmem kaç bin gaymelik telefonla dizinin üstünde ceviz kıran, dam üstünde kök söken zibidileri, gelecek kuşakları mı dert edecez, ne halt yerlerse yesinler. . .”
Ne dersiniz haklı mı?
 

YORUM EKLE

banner22

banner19

banner24