Fransa

09.12.2018

Atilla’nın darmadağın ettiği ya da bir başka deyişle dağılmasına en büyük katkıyı yaptığı Roma İmparatorluğu Katalon muharebesinin ardından çil yavrusu gibi dağılarak günümüz Avrupa memleketlerini ihdas etmeye başladı. Bu dağılma günümüzde de devam etmekte. Bu ayrı bir kategoride daha detaylı incelenmesi elzem bir mevzudur elbet. Biz bugün burada başka bir mevzuya dikkat çekeceğiz.

Fransızlara…

Yayılmacı ve istilacı politikaları ile Avrupa kıtasının çok büyük bir bölümünü ki buna Britanya adaları da dâhildir, kontrolü altına almış hatta Orta Doğu’da da bu kontrolü denemiş olan Romalıların devamı sayarlar kendilerini. İşi İtalya’ya bırakmazlar.

Fürûata fazlaca girmeden şu kadarını söyleyelim ki aslen Loren bölgesinde konuşulan bir Cermen dili olan “Francique” Fransa’da hâlâ yaklaşık 80 bin kişilik bir azınlık tarafından konuşuluyor. Bir zamanlar dilleriyle bilim alanına hâkim olmuş, üst sınıfın seçkin lisanı haline getirmiş olan Fransızlar aslında Paganların yönettiği bir memlekettir. Siz onları Hristiyan (Katolik) zannedersiniz. Hoş, Fransız halkı da öyle zanneder. Öyle inandırılmışlardır…

Şu an devletin başında olan Emanuel Macron aslında solcu, sosyalist falan da değildir. O mevki kendisine Paganlar tarafından verilmiştir. Yani dünyayı yöneten o gizli güç tarafından. Bunu daha iyi anlatabilmek için özgeçmişinden bir bölüme iktibas edelim;

“Emmanuel Jean-Michel Frédéric Macron ismiyle doğdu. Annesi Françoise Macron doktor, babası Jean-Michel Macron Picardie Jules Verne Üniversitesi'nde nöroloji profesörüdür. Ailesi dindar olmasa da kendi isteğiyle 12 yaşında Katolik olarak vaftiz oldu. Büyükannesi Manette ile yakın bağlara sahipti. Büyükannesinin annesi okuma yazma bilmezdi ve işçi sınıfına mensuptu; Macron ailesinin bu tarihini siyasi hayatında kendisini siyasi elitin dışında bir aday olarak gösterme amaçlı kullandı. Paris Ouest Nanterre La Défense Üniversitesi'nde felsefe bölümünü bitirdi, filozof Paul Ricœur'un La Mémoire, l’histoire, l’oubli (Bellek, tarih, unutkanlık) adlı kitabının 1999-2001 arasında hazırlanma sürecinde asistanı oldu. Paris Siyasal Bilgiler Enstitüsü'nden 2011'de kamu işleri alanında lisansüstü diploması aldı. 2002-2004 yıllarında Ulusal İdare Okulu'nda (ENA) eğitim gördü. Eğitimi sırasında Fransa'nın Nijerya büyükelçiliğinde staj yaptı. 2004'te ENA'yı bitirdikten sonra Fransa Ekonomi Bakanlığında maliye müfettişi olarak çalışmaya başladı. 2007'de Jacques Attali başkanlığındaki Fransa'nın ekonomik büyümesini güçlendirme amaçlı komisyonun yardımcı raportörü oldu. 2008'de 50.000 euro ödeyerek devletle olan kontratını feshetti ve Rothschild & Cie grubunda ticari bankacı olarak yüksek maaşlı bir pozisyonda göreve başladı. 2012'ye dek görev yaptığı bu görevde Pfizer'in bir kolunun Nestlé tarafından satın alınmasını yönetti. 9 milyar Euroluk bu süreci yönetmesiyle milyoner oldu.”

Kullandıkları her şeyi ve herkesi amaçları yolunda bir araç olarak gören ve ihtiyaç kalmadığında onu çöpe atan Paganlar şimdi bu zata karşı bir ayaklanma başlattı. Bizim solcu geçinen faşistlerimiz “Ah şu sarı yelekli hareketi bir de bizde başlasa…” diye iç geçirip uzaktan mastürbasyon yaparken Fransa’da başlayıp diğer Avrupa memleketlerine de sıçrayan olayları aslında kimin ve neden tetiklediğini, yönlendirilip yönetildiğini de bilmiyor.

Bu nedenler arasında Brexit de özel bir yer tutuyor tabii.

Biliyorum anlattıklarım biraz havada kalıyor. Çünkü özetin özetini vermeye çalışıyorum. Yine de bu kadar kısaltmama rağmen ümit ederim söylemek istediklerim anlaşılıyordur.

Hülasa Avrupa Birliği çatırdıyor, Avrupa ülkeleri bölünmeye devam ediyor.

İşin Türkçesi, pardon Latincesi “Curo lacrimam partitus” yani Böl, parçala, yönet…
YORUM EKLE

banner19

banner8