Göç eden beyinlerimiz geri döner mi?

Uzun zamandır konuşulan “beyin göçü” konusunu bu defa göç etmiş bir akademisyen olan Dr. Öğretim Üyesi Olcay Yavuz kaleme aldı. Yavuz, Amerika Birleşik Devletleri Southern Connecticut Devlet Üniversitesi Eğitim Liderliği ve Politika Çalışmaları Bölümünde görev yapmakta. Geçtiğimiz hafta hem kendi sosyal medya hesaplarından hem de eğitim içerikli bazı internet yayın sitelerinden “Türkiye’de Beyin Göçünün Nedenleri ve Çözümleri” başlıklı bir yazı paylaştı.

[caption id="attachment_278740" align="aligncenter" width="502"] Dr. Olcay Yavuz[/caption]

Beyin göçüne dair gerek özeleştiri yapılması gerekse tedbirlerin alınması, işe yarar çözüm adımlarının planlanması konusunda Yavuz’un görüşleri oldukça önem taşımakta. Bunu daha iyi anlayabilmek adına da; Yavuz Hoca’nın akademik kariyerine ve yol haritasına kısaca göz atmakta fayda var: Dr. Olcay Yavuz, şu anda Amerikan Connecticut Devlet Üniversitesi Eğitim Liderliği ve Politika Geliştirme Bölümünde tam zamanlı ve kadrolu akademisyen olarak araştırma ve projelerime devam etmekte. Boğaziçi Üniversitesi Eğitim Fakültesi mezunu olan Dr. Yavuz, Boğaziçi Üniversitesi’nde araştırma görevlisi olarak çalıştıktan sonra, New York’ta yüksek lisansını Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik alanında tamamladı. 2015 yılında, Amerika Birleşik Devletleri’nde “Yılın Psikolojik Danışman ve Rehberi” seçilen Dr. Yavuz, eğitimine ara vermeden Amerika’nın en prestijli eğitim kurumlarından biri olan Rutgers Devlet Üniversitesi’nde doktora ünvanını kazandı. Eğitim Liderliği, Psikolojik Danışmanlık ve Sosyal Adalet alanlarında bircok yayını ve ödülü bulunan Dr. Yavuz, aynı zamanda  ABD’de Ulusal Eğitim Liderliği Uzmanı ve Eğitimcisi olarak görev yapmakta.

Olcay Yavuz, beyin göçü konusunu ele aldığı yazısında iş gücü sayısının önemsiz olduğuna dikkat çeken şu bilgilerle başlıyor: “Çin ve Hindistan’ın toplam nüfusu 2.7 Milyar civarı. Amerika’da yaşayanların sayısı da yaklaşık 300 Milyon. Yani Çin ve Hindistan insan sayısı ve iş gücü bakımından ABD’den neredeyse10 kat daha fazla. Peki nasıl oluyor da, Amerika Birleşik Devletleri, Çin ve Hindistan gibi daha birçok ülkeyi geride bırakıp, birçok alanda dünya lideri olmayı başarabiliyor?”

Sorunun cevabı elbette ki ayrı bir sorun olarak da çözmeye çalıştığımız beyin göçü.

15 yıldır ABD’de yaşayan biri olarak kendisinin de yakından şahit olduğu süreci Yavuz Hoca, “Gelişmekte olan veya gelişmemiş ülkelerin birçok bilim insanının en büyük hayali ABD’de bir üniversitede araştırmalarını sürdürebilmek.” şeklinde özetliyor.

[caption id="attachment_278742" align="aligncenter" width="514"] Prof. Ddr. Aziz Sancar[/caption]

Olcay Yavuz, beyin göçünün geri dönüşünün zorluklarını anlatmak için de tüm dünyanın yakından tanıdığı Nobel Ödüllü Prof. Dr. Aziz Sancar üzerinden devam ediyor: “Türkiye sevdalısı Profesör Dr. Aziz Sancar Nobel Ödülünü Türkiye’den bir üniversiteden değil de neden ABD’de bir üniversiteden aldı? Dr. Aziz Sancar neden Türkiye’de değil de, halen ABD North Carolina Üniversinde Biyokimya ve Biyofizik profesörü olarak görev yapıyor?

Aynı şekilde alanında dünyaca ünlü ve geleceğin Oscar adayı olarak gösterilen beyin cerrahi uzmanı genetik ve nörobilim Profesörü Murat Günel, neden Türkiye’de değil de, ABD YALE üniversinde akademisyen olarak görev yapıyor? Prof. Dr. Murat Günel İstanbul Üniversitesinden mezun olduktan sonra sizce neden ABD’ye geldi ve bir daha Türkiye’ye dönmedi?

Daha bitmedi uygulamalı Psikoloji Profesörü, Prof. Dr. Selçuk Şirin ODTÜ’den mezun olduktan sonra Türkiye’de araştırma görevlisi olabilmek için kapı kapı üniversiteleri dolaştı, pekiyi niçin Türkiye’de tek bir üniversite Profesör Selçuk Şirin’e o zamanlar kapılarını açmadı? Neden Profesör, Selçuk Şirin, ABD’ye yüksek lisans için gelmek zorunda bırakıldı ve neden eğitimini tamamladıktan sonra, Türkiye’ye dönmedi de Amerika’da New York Univerisitesinde akademisyen olarak kaldı? Sonrası Profesör Selçuk Şirin alanında dünyanın en prestijli proje ödülünü neden Türkiye’den bir üniversiteden değil de ABD’den aldı?

Hepimiz tanırız Konya kökenli bir ailenin oğlu olan Mehmet Öz, neden Türkiye’ye dönmedi de Columbia Üniversitesinde Kalp Cerrahisi Profesörü olarak çalıştı? Dr. Öz Amerikan devlet kanallarında neredeyse her gün milyonlarca Amerikalıyı sağlık programları ile eğitirken, neden TRT’de halkımızı ve çocuklarımızı bilgilendirip eğitmiyor?”

[caption id="attachment_278743" align="aligncenter" width="519"] Canan Dağdeviren[/caption]

Olcay Yavuz yazısında çoğumuzun aklından uçup giden, Türkiye dışında başarılı olmuş Türk bilim insanları listesine kadın akademisyenlerle devam ediyor: “Sadece bilim adamları değil, Türkiye’nin bilim kadınları da, maalesef ülkesini terk ediyor veya etmek zorunda bırakılıyor. Mesela Profesör Asu Özdağlar, Canan Dağdeviren, Beste Mutlu gibi Türk bilim kadınları neden Türkiye’de değil de dünyanın en iyi üniversitelerinden Harvard ve Massachusetts Institute of Technology (MIT) laboratuvarlarında çalışıyorlar? Türk Profesör Asu Özdağlar neden Türkiye’de değil de ABD MIT’de Bölüm Başkanı olarak seçiliyor?

“İğneyi başkasına, çuvaldızı kendine batır” sözünden hareketle yazısında kendisinin durumuna da yer veren Olcay Yavuz, ABD’ye uzanan ve orada kalmasına sebep olan hikayesini de anlatıyor: “Şimdi hakkı olarak şöyle de diyebilirsiniz, Dr. Yavuz, herkesi bırak sen kendine bak? Sen neden 15 yıl önce Boğaziçi Üniversitesini bitirdikten sonra ülkende durmadın da ABD’ye gittin?”

“Hayatımın dönüm noktası sizlere kısaca paylaşayım; Babam ilkokuldan terk, yani ilkokulu bitiremeden, dedem onu çalışması için işe vermiş. Annem de ilkokuldan terk, o zaman ki şartlardan dolayı okula devam edememiş. Babamlar 7 erkek kardeş hiç bir amcam üniversiteye gidememiş. Annemler 5 kardeş, hiç bir dayım veya teyzem Mastırı ve Doktorayı bırakın o zaman ki şartlardan dolayı bir yüksek lisans veya üniversite lisans eğitimi alamamışlar. Ben Boğaziçi Üniversitesinde bölümümü birincilik ile bitirdikten hemen sonra Boğaziçi Üniversitesi Eğitim Fakültesinde Araştırma Görevlisi olarak göreve başladım fakat o zaman açılması gereken kadro açılamadığı için devletim bana tek bir kuruş bile maaş vermedi. Aslında inanın ki çok şey istemedim, o zamanlar araştırma görevlilerin maaşı yaklaşık 800 liraydı yani aylık120 dolar ediyor. Başka bir deyişle Boğaziçi Üniversitesi bölümümü birincisi olarak günlüğü 4 dolara çalışmaya vatanıma ve milletime hizmet etmeye hazırdım ama kendi ülkemde, devletim bana günlük 4 doları çok gördü.

Ben yine de her zaman hayallerimin peşinden koştum. Hiçbir maaş ve ücret almadan Boğaziçi Üniversitesinde Araştırma Görevlisi olarak bıkmadan usanmadan çalışmaya devam ettim. Bu süreçte hocalarımın yardımlarıyla ve bulduğum özel derslerle geçimimi sağlayamaya çalıştım fakat buna sadece bir yıl dayanabildim ve yüksek lisansımı ABD’de tamamlamak zorunda kaldım. Sonra da ABD’de Devlet Üniversitesinde akademisyen olarak kaldım. Kendi ülkemde, devletim bana Boğaziçi Üniversitesi bölümümü birincisi olsam da, okullarımda ve Türkiye’de derece yapsam da günlük 4 doları çok gördü. Şimdi yaklaşık yarım milyon dolarlık evde oturuyorum ve 120 bin dolar yıllık gelirim var ama böyle olmasını ne ben ne eşim, ne çocuklarım ne de ailem istemedi.”

“İstemedik diyor ama neden halen duruyor” dediğimizi de tahmin eden D. Yavuz kendi nedenlerini anlatarak beyin göçü yolculuğunu aktarmaya devam ediyor: “Ben şahsen ABD’ye geldikten sonra Mastır ve Doktora eğitimini tamamlar tamamlamaz birçok akademisyen gibi ülkeme dönme sevdası ve hayali içindeydim. Şu an Connecticut Devlet Üniversitesi’nde Eğitim Liderliği ve Politika Geliştirme Bölümünde akademisyen olarak görev yapıyorum. 15 yıldır ABD’de yaşıyorum. 3 tane küçücük çocuğumuz var. Türkiye’ye gelmeden önce bir araştırma yapayım dedim. Türkiye’de tanıdığım bildiğim dekanlar ve akademisyenler ile irtibata geçtim. Bir grup akademisyen halinden çok memnun hocam, her şey harika, düşünmeden geliniz diyor. Başka bir grup, Türkiye’de akademisyenlik ve üniversite ortamı toz duman diyor.

Bir grup üniversitelerde akademik çalışmalar çok hızlı ve iyi ilerliyor diyor. Başka bir grup, akademik dünyada bilimsel araştırmalardan daha çok iftiralar, yalanlar, tuzak kurmalar, ve yasaklar konuşuluyor diyor. Bir grup üniversitelerde akademisyenler özgürce bilimsel çalışmalarını sürdürebiliyor derken başka bir grup, maalesef bir korku ve tehdit havası hakim bazı kampüslerde diyor. Akademik özgürlük, bilimsel araştırmalar ve toplumun yararına olacak doğruları ve gerçekleri söylemekten korktuğunu söylüyor. Bir grup üniversitelerde her şey yerine oturmuş, adil ve düzenli şekilde işler işliyor diyor. Ama gel gelelim ki başka bir grup, memleketimizde akademisyenlik ve üniversite ortamı cadı kazanı gibi ve bölük pörçük olmuş bir vaziyette diyor.

Bir grup akademisyen atamalarında tamamen liyakata bakılıyor diyor ama, başka bir grup, ama maalesef, bazı akademisyen ve bilim insanlarımız, ilim üretmek yerine, birilerine yaranmakta, yandaşlıkta veya başkalarını karalamada yarışıyorlar diyor.”

Farklı görüşlerden akademisyenlerin aktardığı zıt değerlendirmeleri sıralayan Dr. Yavuz’un ülkemiz çocuklarının geleceği için umudu oldukça yüksek aslında; “Er veya geç mutlaka ülkemizin çocukları ve gençlerimiz dünya standartlarında eğitim ve yaşam kalitesi elde edeceklerdir.”

Bu aydınlığa kavuşmak için de beyin göçü yapmış bilim insanlarının ülkeye dönmesi gerek, bunu sağlamak için de bir kriz yönetimi, bir yol haritası çıkarılmış. Ancak Yavuz’un değerlendirmesine bakılırsa halen yanlış yollardan çözüm beklemekteyiz: “Mutlu ve güçlü Türkiye hayallerimizin gerçekleşmesi ve Beyin Göçünün sona ermesi için hükümetimiz yurtdışındaki bilim adamlarını Türkiye’ye geri döndürmek amacıyla Türkiye’ye geri dönecek bilim adamlarına aylık 20 -24 bin lira maaş vermesi beyin göçünü engelleyemez.

Peki neden ENGELLEYEMEZ. Sorunun cevabı kendisinde gizli. Her şey para değil. Şunun çok iyi anlaşılması lazım, akademisyenlerin çoğu, Türkiye’yi para için terk etmiyor. Yurtdışındaki bilim adamlarını Türkiye’ye geri döndürmek ve beyin göçünün önüne geçmek için bizim en çok ihtiyacımız olan 4 şey:

(1)       Veriye, bilgiye ve üretime dayalı üniversite ortamı

(2)       Akademi de alnın teri ve liyakat ile atama ve yükseltme

(3)       Adil,  özgür, bir birine saygı duyan ve güvenen demokratik bir üniversite ortamı

(4)       Fikri hür vicdanı hür olarak hareket eden bilim insanları, eğitimciler ve tüm bir halk.”

Bence Yavuz Hoca’nın yazısı adeta beyin göçüyle kaybettiğimiz tüm bilim insanlarının duygularına tercüman olmuş; şimdi sıra bu uyarılara göre yol haritası çizerek hem yurtdışındaki akademisyenlerimizi geri kazanacak hem de gençlerin ülkemizde bilim yapmasını sağlayacak yetkililerde.
YORUM EKLE

banner19