Gölgemize basarak yürümekten zevk alıyorlar

Ehli Salibin İslam’a olan düşmanlığı; dünya coğrafyasına baktığınızda savaş, kan, gözyaşı, zulüm, terör, yokluk ve yoksulluk, bütün felaketlerin hâkim olduğu coğrafya, hep Müslümanların yaşadığı yerler. Bu sadece tesadüf herhalde, değil mi?

Türkiye’de bu güçlerin besleme devşirmelerinin düşmanı da Recep Tayyip Erdoğan. Elbette siyaseten Erdoğan’ın karşısında olan herkesi aynı kategoride görmek insafsızlık olur. Bu kesimi tenzih ederek söylüyorum.

Türkiye’de yaşayan Ehli Salibin evlatlarının İslam’a olan kinleri Erdoğan karşıtlığı şeklinde kendini gösteriyor. Bunları basın ve medya aracılığı ile hemen hemen her gün görüyoruz, özellikle sosyal medyada sürekli boy göstermekteler.

Gerçek de Dünya’da bu salgınla en iyi mücadele eden ülkelerin başında Türkiye gelmektedir. Hatta bazı ülkelere yardım elini de uzatıyor, tıpkı zulümden kaçan sığınmacılara uzattığı gibi.

Son günlerde malum zevat Haçlı ağzıyla yazıyor “ Bu kadar imam yetiştireceğinize, doktor yetiştirseydiniz.” “Bu kadar İmam Hatip Okulu açacağınıza Fen Liseleri açsaydınız.” “Yardım paketlerini, Polisler değil İmamlar taşısın.” “Arapseviciler” “ABD’de yaşayan hemşerimiz… kişinin ürettiği evde Korona Virüs testi yapmayı sağlayan kite FDA onay verdi.” Yani Türkiye ve hükümeti onay vermedi, bu hemşerimize demek istiyor. Beştepe’de kılınan Cuma Namazı için Diyanet’e ve Hükümete Müslüman kılığında laf sokup eleştirenler de aynı mahfelin adamları sanmayın ki kılamadıkları Cuma namazlı için hayıflanıyorlar.

Beştepe’de kılınan Cuma Namazı yerinde ve doğru olmuştur. Bu vatanda hiçbir zaman ezan susmayacak, Cuma terkedilmeyecek mesajıdır bu anlayana.

Yalanlardan beslenen bu arkadaşların en çok kümelendikleri yer Kemalizm, taktıkları maske ise Atatürkçülük. Maalesef bu merkezlerin de bu tipleri barındırmak gibi bir zaafları var. Bu kesime baktığınızda aralarında Ülkücü ve Milliyetçi geçineninden, İslamcı geçinenine, Solcu geçineninden Sağcı geçinenine, Hümanist geçineninden Ulusalcı geçinenine Türkçü geçineninden Kürtçü geçinenine, say sayabildiğin kadar. Bu kadar Benzemezleri bir araya toplayan güç nedir acaba.

Hatta siyasi ömrü Ülkücü ve İslamcı çevrelerin oyları ile geçmiş çeşitli makamlara onların oyları ile gelmiş ama hep gidip sözde karşıtlarının bahçesine yumurtlamış ne riyakâr tipler var.

İslam karşıtlarının ürettikleri, yalan dolan propaganda araçlarına sarılıyor ve saldırıyorlar.

Şimdi yukarıdaki başlığı anlatayım da meramım daha iyi anlaşılsın.

Medine’de yaşayan Hz. Ali efendimizin komşularından bir Yahudi’nin gerçek hikâyesi. Tabi o zaman Yahudi; Yahudi gibi, Hristiyan; Hristiyan gibi, Putperest; Putperest gibi. Yani herkes, olduğu gibi, henüz maskeli değiller.

Bu Yahudi komşusu, her saban Hz. Ali evden çıkınca belli bir yere kadar onu takip ediyor. Bu çok sık oluyor, en sonunda Hz. Ali sinirleniyor, dönüp her gün kendisini takip eden bu komşusunun yakasına yapışıyor. Ona neden her gün kendisini takip ettiğini soruyor. Hz. Ali yakasına yapıştığı Yahudi, tir tir titriyor ve cevaben “-Sen sabahleyin evden çıktığın zaman, güneş karşıdan sana vuruyor gölgen arkana düşüyor. Ben de gölgene basarak yürümekten zevk alıyorum.” diyor.

Halen böyle bir zamanda bile kinlerini kusmaktan geri durmayan Ehli Salibin yerli uşakları; İslam düşmanlığı ve kinleri, Erdoğan karşıtlığı olarak tezahür eden zevat da gölgemize basarak yürümekten zevk alıyor.

Ama Türkiye eski Türkiye değil, her zaman söylediğim ve 15 Temmuz’da da gördükleri gibi; bizim sadece adımız değil, huyumuz da soyumuz da Ali’den.

YORUM EKLE

banner19