GÜÇ SAHİPLERİ SAVAŞ AÇTI

 Gazi Mustafa Kemal yakınında bulunanların ne mal olduğunu çok iyi biliyordu. Bu nedenle ünlü “Gençliğe Hitabesini” yazdı. 20 Ekim 1927 tarihinde Cumhuriyet Halk Fırkasının II. Büyük Kongresi'ndeki konuşmasının sonunda söylediği bu sözlerle partisinin içinden çıkabilecek hainleri dikkat çekiyor, gençleri uyarıyordu. Kara bir tablo çizerek, bu tablo içinde olunsa dahi yapılması gerekenleri anlatıyordu gençlere. Şu sözleri oldukça önemliydi; “… şahsi menfaatlerini müstevlilerin siyasi emelleriyle tevhit edebilirler….” yani açıkça diyordu ki; “Benden sonra iktidara gelecek olanlar şahsi menfaatlerini istilacıların politik hırslarıyla birleştirmiş olabilirler.” 
Çok şükür ki bugün bu tipler yani Gazi’nin hissi kablel vuku halinde bahsettiği kişiler artık iktidarda değil. Ne var ki iktidarı ele geçirme çabası içerisindeler. Bu defa iktidara gelebilmek için şahsi menfaatlerini müstevlilerin siyasi emelleriyle tevhit ediyorlar. Biri çıkıp darbe yapmaktan bahsederken, bunların medya köpekleri sadece darbeden bahsetmekle kalmayıp Türkiye’nin seçimle gelmiş tek Başkanı’na idam tehditleri savurabilecek cüreti gösteriyor. Bir başka isim ise memleketi IMF’nin kucağına atabilmek için yanıp tutuşuyor. Aslında bu ismin arkasında Birleşik Krallık madalyalı bir başka isim daha var.
Birleşik Krallıktan söz açmışken bunların tekrar bir ekonomik saldırı düzenlediğinden de bahsetmek istiyorum. Gazete haberi şöyle diyor:
“Türk lirasının değer kaybetmesine oynayan Londra merkezli bazı finansal kuruluşlar, ellerinde olmayan TL ile hızlı bir şekilde ve yüksek miktarda döviz almaya kalktılar. Aynı denemeyi 2019 yılının Mart ayında da yapmışlardı. Bir de Ağustos 2018'de yaptıkları bir saldırı vardı. Saat 20.00'den sonra 3 saat spekülatif alım yapmışlar ve doları 7,22'ye kadar çıkarmışlardı. Yine aynı saldırıları yapıyorlar.”
Bu defa saldırının saati de dikkat çekti. Bahse konu saldırı yapıldığında Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak'ın yatırımcı toplantısı vardı. Mesaj iletilmeye çalışılıyordu yani. 
Takdir i ilahidir ki satın aldıkları döviz için Türk bankalarına olan TL yükümlülüklerini yerine getiremeyen bu finansal kuruluşlar, Merkez Bankasının EFT sisteminin kapanış saatini uzatmasına rağmen temerrüde düştüler. Açtıkları tezgâh, kurdukları tuzak ayaklarına dolanıverdi.
Bütün bunlara ilave olarak Türkiye’nin pandemik’teki başarısını ve yaptığı iyilikleri görmezden geliyorlar. Dünya Sağlık Örgütü bizi çok başarılı bulup örnek gösterirken, Avrupa basını Türkiye’nin adını bile anmayıp diğer memleketlerden söz ediyor.
Sakın gülmeyin ama İngiltere’nin tıp tahsili görmemiş sağlık bakanı Matt Hancock bu yazı yazıldığı anda 201,101 vaka ve 30,076 ölüm sayısı ile Avrupa'nın en yüksek corona felaketini yaşayan İngiltere'yi başarılı ilan edebilecek yüzsüzlüğü sergileyebiliyor.
Diğer yandan zaruret içerisinde olan İngiltere’nin Türkiye’den ihracat belgesi olmayan bir fabrikadan satın aldığı kişisel korunma ekipmanını hatırlayacaksınız. Hani İngiliz doktor ve diğer sağlık personeli koruyucu giysi ve maske sıkıntısı çekerken Hankok çıkmış ve malzemelerin alındığını söylemişti de bu malzeme bir türlü İngiltere’ye gidememişti ya. Sonra o malzemeler Türkiye hükumetinin özel izniyle gönderilebilmişti. İste o malzemelerin hâlâ İngiliz Hava Kuvvetlerine ait havaalanında beklediği ortaya çıktı. Meğer bu malzeme İngiliz standartlarına uygun değilmiş. Durum gazeteler yazınca yeni ortaya çıktı. 
The Telegraph gazetesi konuyu manşetine “Özel Haber: Hava kuvvetleri uçağının Türkiye'den getirdiği koruyucu giysilere standartlara uymadığı için el konuldu.” başlığıyla verdi. Haberde; “üst düzey kaynak bunun büyük para ve zaman kaybı olduğunu söyledi.” deniliyor.
Şimdi İngiliz Bakan’ın malzemeyi alırken neden standartlarına bakmadığı sorgulanıyor. İngiliz Bakan ne yapıyor dersiniz? Firmadan niteliklerini sorup soruşturmadan satın aldığı malzemeleri iade edip parasını geri almaya çalışıyor. Geçti Bor’un pazarı sür dehdehin Niğde’ye…
Bu durumdaki kendini başarılı ilan eden zavallıların finans kuruluşları da bize saldırmakla meşgul.
Düşman saldırır, normaldir. Konstantinapolis’in düşmesi öyle bir acıtmış ki hâlâ unutamıyorlar. Ya bizim içimizde buna çanak tutanlara ne demeli? Bunların yaptığının adını ben koymayayım, siz söyleyin.
Korona virüsüyle uğraşıyoruz ve başarılı olmaya başladık. Dünyayı sarsan virüse karşı başarı elde ettik de şu “gaflet ve dalalet ve hatta hıyanet” içinde bulunanlarla savaşmak daha zor emin olun. 

YORUM EKLE

banner19