İstanbul Sözleşmesi’nde kafalar iyiden iyiye karıştı

Türkiye’nin son haftalardaki en önemli gündemlerinden biri haline gelen İstanbul Sözleşmesiyle ilgili tartışmalar gittikçe büyürken, kafalar da iyiden iyiye karışmış durumda. Sözleşmeden çıkılıp çıkılmayacağına yönelik tartışmalar hızla tırmanıyor.

İstanbul Sözleşmesi’nde  kafalar iyiden iyiye karıştı

Kadın cinayetleri ve LGBT yürüyüşü ile yeniden alevlenen İstanbul Sözleşmesi tartışmalarında muhafazakar kesimde bir bölünme gündeme gelirken CHP ve sol kesim sözleşmeden çıkılmasına şiddetle karşı çıkıyor.

Uluslararası kamuoyunda "İstanbul Sözleşmesi" olarak bilinen "Kadınlara Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye İlişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesi"ne yönelik tartışmalar sürüyor. Son olarak Pınar Gültekin isimli genç kadının öldürülmesiyle birlikte tekrar alevlenen tartışmalarda sözleşmeyi destekleyenler “kadını koruyor” diyerek bu desteği sürdürürken, iptal edilmesini isteyen kesim ise sözleşmenin kadını koruyamadığı gibi Türk aile yapısını bozduğunu ileri sürüyor.

ERDOĞAN TALİMAT VERDİ

İstanbul Sözleşmesi 2012 yılından beri Türkiye’de zaman zaman tartışmalara yol açıyor. Özellikle LGBT öncülüğünde Temmuz ayında düzenlenen “Onur haftası” isimli etkinliklerin son yıllarda tartışmayı daha da çok körüklerken, son bir ayda meydana gelen kadın cinayetleri tartışmaları zirveye taşıdı. Geçen ay Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, sözleşmenin incelenmesi ve gerekirse çıkılması ya da belli maddelerinin güncellemesi için çalışma talimatı verdi.

KADEM DESTEKLİYOR

İstanbul Sözleşmesi’nin destekleyicileri arasında CHP ve sol kuruluşların yanı sıra KADEM’de yer alıyor. Sözleşmenin kadına karşı şiddet ve istismarı engelleyici olduğu görüşü hakim durumda. Son günlerde bir çok sol kadın kuruluşu da yaptıkları eylemlerle İstanbul Sözleşmesi’ne sahip çıkıyorlar. Yine CHP ve taşra örgütleri de yaptıkları açıklamalarla sözleşmenin feshedilmesine karşı olduklarını ifade ediyorlar. “İstanbul Sözleşmesi yaşatır” sloganı ile yürütülen destek kampanyalarında, temel olarak sözleşmenin kadına şiddet ve kadın cinayetlerinin önlenmesi noktasında sözleşmenin kararlılıkla uygulanması gerektiği vurgulanıyor. Sözleşmenin devamını isteyen tarafta yönetim kurulu üyeleri arasında Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın kızı Sümeyye Erdoğan Bayraktar ve İletişim Başkanı Fahrettin Altun’un eşi Fatmanur Altun’un da bulunduğu Kadın ve Demokrasi Derneği (KADEM), birkaç gün önce yaptığı açıklama ile İstanbul Sözleşmesi’ne sahip çıktı. Yapılan açıklamada, “İstanbul Sözleşmesi ve kadın cinayetlerinin artması arasında doğrusal hiçbir bağlantı yok iken, kadın cinayetlerini önlemek üzere getirilmiş bir düzenlemenin günah keçisi ilan edilmesini anlamak pek mümkün gözükmemektedir. Cinayetler gerçekten arttıysa burada bakılması gereken pek çok değişkenli sosyolojik ve psikolojik toplumsal süreçlerdir. Burada Sözleşmenin bu kadar hedefe konması asıl sebeplerin görmezden gelinmesi anlamına da geliyor" denildi. Yine Türgev de sözleşmeden yana tavır almış durumda.

AİLEYİ HEDEF ALIYOR

İstanbul Sözleşmesi’ne karşı ve derhal iptal edilmesini isteyen muhafazakar kesim, sözleşmenin Türk aile yapısını hedef aldığını savunuyor. Sözleşmeyi yıkıcı olarak değerlendiren Memur-Sen uzun zamandır iptali için kampanya yürütüyor. İtirazların temelinde ise “Cinsiyetsizleştirmeden eşcinselliğe kadar her türlü sapkınlığı kadına karşı şiddeti önleme parantezine alarak meşrulaştırmak bu topluma yapılacak büyük kötülüktür” görüşü yatıyor. Sözleşmeden çıkılmasını isteyenler arasında kuruluşlar arasında TÜGVA gibi gençlik kuruluşları da var. TÜGVA'nın İstanbul Sözleşmesi'ne ilişkin yaptığı açıklama şöyle: “Kadının korunması için hazırlanmış fakat bu noktada etkili olmadığı açıkça görülen bir sözleşmede ısrar etmenin topluma hiçbir katkısı olmayacaktır. İstanbul Sözleşmesi'nden çekilerek toplumsal sorunu çözecek yeni çalışmalar yapılmalıdır. Bu konuda atılacak adımları destekleyeceğimizi, toplumun değer yargılarını göz önünde bulunduran düzenlemelerin yanında olacağımızı ifade etmek isteriz."

İSTANBUL SÖZLEŞMESİ NEDİR?

“İstanbul Sözleşmesi 11 Mayıs 2011'de İstanbul'da imzaya açıldığı için kamuoyunun gündeminde "İstanbul Sözleşmesi" olarak yer alıyor. Resmi Gazete'de 8 Mart 2012'de yayımlanan İstanbul Sözleşmesi, Avrupa Konseyi üye devletleri ile bazı ülkeler tarafından imza altına alındı. Sözleşme, onay yeter sayısına (10) ulaştığı 1 Ağustos 2014'te yürürlüğe girdi. Sözleşmede, “kadına karşı şiddet”, "aile içi şiddet", "toplumsal cinsiyet", "kadınlara karşı toplumsal cinsiyete dayalı şiddet" ve "mağdur"un tanımı ayrı ayrı ele alınırken, "kadın" teriminin 18 yaşından küçük kızları da kapsadığı ifade edildi.”

TARTIŞILAN MADDELERİ

İstanbul Sözleşmesi'nde bulunan, Türk toplum yapısına uymadığı gerekçesiyle eleştirilen kavramlar ve bu terimlerin geçtiği maddelerden bazıları şunlar: "Madde 2/2: Taraflar bu sözleşmenin hükümlerinin uygulanmasında toplumsal cinsiyete dayalı şiddetin kadın mağdurlarına özel olarak dikkat göstereceklerdir. Madde 4/3: Taraflar bu sözleşme hükümlerinin, özellikle de mağdurların haklarını korumaya yönelik tedbirlerin, cinsiyet, toplumsal cinsiyet, ırk, renk, dil, din, siyasi veya başka tür görüş, ulusal veya sosyal köken, bir ulusal azınlıkla bağlantılı olma, mülk, doğum, cinsel yönelim, toplumsal cinsiyet kimliği, sağlık durumu, engellilik, medeni hal, göçmen veya mülteci statüsü veya başka bir statü gibi herhangi bir temele dayalı olarak ayrımcılık yapılmaksızın uygulanmasını temin edeceklerdir. Madde 14/1: Taraflar, yerine göre, tüm eğitim seviyelerinde resmi müfredata, kadın erkek eşitliği, toplumsal klişelerden arındırılmış toplumsal cinsiyet rolleri, karşılıklı saygı, kişisel ilişkilerde çatışmaların şiddete başvurmadan çözüme kavuşturulması, kadınlara karşı toplumsal cinsiyete dayalı şiddet ve kişilik bütünlüğüne saygı gibi konuların, öğrencilerin zaman içinde değişen öğrenme kapasitelerine uyarlanmış bir biçimde dahil edilmesi için gerekli tedbirleri alacaklardır."

(Alpaslan YILDIZ)

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner19