Kemalizm’e kurban edilen köy enstitüleri yeniden tartışılıyor

Cumhuriyet tarihinin en tartışmalı konularından biri olan Köy Enstitüleri, Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk’un Twitter’dan kuruluş yıldönümü mesajıyla alevlendi. Selçuk’a sert sözlerle yürüyen MEB eski Müsteşarı Yusuf Tekin, Köy Enstitüsü sevdalılarının ideolojik eğitim sevdası içinde olduklarını söyledi.

Kemalizm’e kurban edilen köy enstitüleri yeniden tartışılıyor

Ciddi bir çatışmanın ismi de olan ve Kemalistlerin kutsadığı sağ kesimin ise adına bile tahammül edemediği Köy Enstitüleri, gerçekten kötü ve ideolojik eğitim sağlayan bir sistem mi yoksa Kemalist kafaların ideolojilerine kurban ettikleri bir model mi? Bir kaz daha masaya yatırılmalı mı? Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulmasından sonra Anadolu’daki okul ve nitelikli iş gücünü elde etmek amacıyla kurulan Köy Enstitüleri fikrini ilk kez Amerikalı eğitim filozofu John Dewey ortaya attı. Dewey, özellikle kırsal bölgelerdeki okulların toplum yaşam merkezi haline getirilmesi gerektiğini vurguladı. Köy Enstitüleri, John Dewey'in iş ve eğitimi birleştirme fikri üzerinde tasarlandı. Mezunların aynı anda hem okul öğretmenleri hem de toplumun eğitmeni olması bekleniyordu. Öğrenciler aslında kendi okullarını, evlerini, kışlalarını, iş yerlerini vb. inşa ettiler ve birlikte yaparak ve yaşayarak üretim ile eğitimi kaynaştırdılar. Ancak oldukça akıllıca ve mantıklı kurgulanmış sistem Kemalist kafalar nedeniyle bir süre sonra amacından saparak ideolojik saplantıları olan bir nesil yetiştirmeye dönünce, ömürleri de uzun olmadı. 1940’ta başlayan 1946’da değişen sistem 1954 yılında tamamen ortadan kaldırıldı.

KÖY ENSTİTÜLERİ VE DERSLER

Arıcılık bilinmeyen köylerde arıcılık, bağcılık bilinmeyen köyde bağcılık öğretiliyordu. Enstitüye atanan öğretmen gittiği köyde okul binasını köylülerin yardımıyla yapabilecek kadar inşaat bilgisi de öğreniyordu. Köy enstitüsünü bitiren bir öğretmen sadece bir ilkokul öğretmeni olmuyor aynı zamanda ziraatçilik, sağlıklılık, duvarcılık, demircilik, terzilik, balıkçılık, arıcılık, bağcılık ve marangozluk konularını da uygulamalı olarak öğreniyordu. Okulların 5 yıllık eğitim sürecinde eğitim formatında derslere göre dağılım da şöyleydi:  Kültür Dersleri 114 hafta,  Ziraat Dersleri ve Çalışmaları                58 hafta, Teknik Dersler ve Çalışmalar 58 hafta, Beş Yıllık Sürekli Tatiller 30 hafta… Beş yıllık eğitim süresince kültür derslerinin içeriğinin toplam saatleri ise, Türkçe   736 saat,  Matematik     598 saat,  Fizik  276 saat, Tarih   232 saat ve Yurttaşlık bilgisi 92 saat.

GÜNCELLENEREK BİR KEZ DAHA DENENEBİLİR Mİ?

Türkiye Cumhuriyeti, özellikle eğitim alanında kendisine bir model oluşturmakta zorluk yaşıyor. Eğitimdeki en büyük sıkıntı sürekli yaz boz tahtasına dönüşmüş olması. Her bakan değişiminde model değiştirilmesi bu alanda başarısızlığın en önemli nedenlerden biri olarak gösteriyor. Bugün liseyi bitiren çocukların doğayı tanıması, tarımdan, çiftçilikten anlaması ve marangozluk, dülgerlik, terzilik gibi dünyanın neresine giderse gitsin geçerli bir meslek sahibi olmasının getireceği avantajlar ortada. Bir yandan lise müfredatını eksiksiz tahsil edip bir yandan da bu özelliklerle donanmasını kim istemez ki! İdeolojik kafalardan uzak, Anadolu’ya bu millete uygun bir şekilde dizayn edilecek bu modelin fayda mı zarar mı getireceği bilimsel, toplumsal ve kültürel olarak tartışılarak masaya yatırılsa, belki de eğitimde o hayalini kurduğumuz sisteme kavuşma yolu açılabilir.

BAKAN’IN TWEETİ TARTIŞMA BAŞLATTI

Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk, Köy Enstitüleri’nin 80’inci kuruluş yıldönümü dolayısıyla sosyal medya hesabından, “Yaparak, yaşayarak güçlüklerle başa çıkmayı öğreten bir eğitim anlayışı sunan Köy Enstitüsü modeli her türlü siyasi tartışmanın dışında, ortaya koyduğu pedagojik yaklaşımla iz bırakmıştır. Kuruluşunun 80. yılında emeği geçenlere rahmet ve minnetle…” mesajını yayımladı ve tartışma yeniden başladı. Bakan Selçuk’a en sert tepki MEB eski Müsteşarı Yusuf Tekin’den geldi. Tekin sosyal medya hesabından Bakan Selçuk’a sert sözlerle yüklendi. Tekin, “ Her yıl 17 Nisan geldiğinde, tepeden inmeci modernleştiricilerde Köy Enstitüsü sevdasını dillendirme modası ortaya çıkıyor. Bu sevdada olanlara sadece iki cümle, biri Köy Enstitülerinin kurucusu İ. H. Tonguç’un oğlu Engin Tonguç’un cümlesi: “Köy Enstitüleri sistemi, başlı başına ne bir okuma-yazma kampanyası, ne de köy kalkınması problemi, ne de bir öğretmen yetiştirme çabası, ne bir okul yapma girişimi idi. Temel amacı bakımından, tarih şartlarının hazırladığı bir imkândan yararlanarak, iktidara katılıp elde edilen yürütme gücü ile emekçi sınıfları bilinçlendirmek ve devrimsel süreci hızlandırmak için girişilmiş bir devrim stratejisi ve taktiği idi.” Diğer örnek İnönü’nün Demokrat Parti kurulurken Bayar’a  izin verme şartı olarak koyduğu “Köy Enstitüleri ile uğraşmayacaksın” şartı. Bu iki cümle Köy Enstitülerinin ideolojik kaygılarla kurulduğunu ve 17 Nisan’da aşklarını dile getirme zorunluluğu hissedenlerin de “ideolojik eğitim” özentisi içinde olduklarını göstermeye yetiyor sanırım. Amerikalılar kapattı iddiası için de bu kurumların fikir babası John Dewey Erzurum’lu mu idi diye sorasım geliyor.” İfadelerini kullandı. Her iki mesajın altında da adeta ideolojiler savaşı çıktı. Ancak ideolojik savaşın Türk eğitim sistemine fayda yerine zarar getirdiğini son 90 yılda bu ülke ve millet çok defa test etti.

İHL İLE KARŞILAŞTIRMA DOĞRU MU?

Kemalist ideoloji nedeniyle kısa bir ömrü olan Köy Enstitüleri, özellikle bu kesimde kutsanmaya devam ederken sağ kesimin ise ismine bile tahammülü yok. Bir taraf Köy Enstitülerini ideolojik bir bayrak yaparak adeta tartışılmasının önünü keserken diğer taraf ise İmam Hatip Lisesi kutsamak ve ondan başka bir eğitim sisteminin adını bile anmamak için özel bir çaba gösteriyor. Oysa iki farklı kulvardaki eğitim kurumlarının bir birlerinin alternatifi gibi kabul edip onun üzerinden ideolojik savaş, eğitim alanında yapılacak ölümcül hatalar arasında en büyüklerinden birisi. Türkiye, Köy Enstitülerini de İHL’leri de tartışmalı ve milletimiz için devletimiz için en iyi noktaya nasıl getirilecek eğitim onun çabası içinde olmalı. Eğitim alanında ideolojiler değil, en iyi eğitimin nasıl olacağına yönelik tartışmalar sağlıklı, güçlü ve büyük bir geleceği kucaklar… (Alpaslan Yıldız)

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner19