“NATO’da Türkiye’nin kritik rolü anlaşıldı”

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Rusya Devlet Başkanı Putin’le bir görüşme gerçekleştireceğini, "Barışa onurlu bir çıkış yap" demek suretiyle bu işi tatlıya bağlamanın yollarının aranması gerektiğini söyledi.

“NATO’da Türkiye’nin kritik rolü anlaşıldı”

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, NATO Olağanüstü Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi vesilesiyle gerçekleştirdiği Belçika ziyareti dönüşünde gazetecilerle söyleşi yaptı.

Küresel güvenlik algısında ciddi değişikliklerin yaşandığı bir dönemde NATO müttefikleri olarak bir araya geldiklerini ifade eden Erdoğan, zirvede, Rusya-Ukrayna savaşındaki gelişmeleri ve bunun yansımalarını müttefiklerle etraflı bir biçimde değerlendirme fırsatı bulduklarını kaydetti.

"Zirvemiz her açıdan verimli ve başarılı geçti"

Erdoğan, "Ateşkesin ve barışın sağlanmasına yönelik sürdürdüğümüz yoğun diplomatik girişimler hakkında müttefiklerimizle bilgiler paylaştık. Krizin tırmanmaya başladığı noktadan itibaren NATO’nun rolünün önemini vurgulamıştım. NATO’nun insicamının korunmasına dair tavrımızı burada da açıkça ifade ettim. Günlük siyasi hesaplar uğruna NATO’nun yıpratılmaması gerektiğini dile getirdim. Zirvemiz her açıdan verimli ve başarılı geçti." dedi.

NATO Genel Sekreteri Stoltenberg'in görev süresinin bir yıl daha uzatılmasını memnuniyetle karşıladıklarını aktaran Erdoğan, "Bu, bizim de kuvvetle desteklediğimiz bir karardı. Nitekim gerçekten ittifakla alınan bir karar oldu ve bir yıl daha uzatıldı." ifadelerini kullandı.

"Türkiye'nin kritik rolünün daha iyi anlaşıldığı aşikardır"

Toplantı marjında, Fransa Cumhurbaşkanı, İtalya, Estonya, İspanya ve Birleşik Krallık başbakanlarıyla ikili görüşmeler gerçekleştirdiğini anlatan Erdoğan, şöyle devam etti:

"Gelinen noktada Türkiye’nin NATO müttefikleri arasındaki müstesna konumunun ve bölgesindeki kritik rolünün daha iyi anlaşıldığı aşikardır. Hem müttefiklerimiz hem de dünyanın bunun idrakine artık daha fazla varmış olduğunu gördüm ve buna da inanıyorum.

Bu yıl Haziran ayında NATO’nun Madrid Zirvesi düzenlenecek. Brüksel’deki Liderler Toplantısı, Madrid Zirvesine giden süreçte kritik bir dönemeci teşkil etmiştir. Türkiye, her zaman olduğu gibi bu zirveler vasıtasıyla da NATO’nun geleceğinin şekillenmesinde önemli bir rol oynamaya devam edecektir. Ziyaretimizin ve temaslarımızın hayırlara vesile olmasını Rabbim’den temenni ediyorum."

"Türkiye bölgesel güvenliğin temini için vazgeçilmez bir müttefiktir"

Rusya-Ukrayna krizinin iki hususu göz önüne serdiğini vurgulayan Erdoğan, şunları söyledi:

"Bunlardan birincisi Avrupa güvenliğinin temel taşı, temel yapısı NATO’dur. Bunu çok açık, net olarak görmüş bulunuyoruz. İkincisi, Türkiye bölgesel güvenliğin temini için vazgeçilmez bir müttefiktir. Gerek ikili görüşmeler gerekse zirve toplantısı esnasında liderlerin birçoğu bunu dile getirdiler. 70 yıllık üyeliğimizde NATO’ya en kapsamlı katkıları veren Türkiye, müttefiklerden farklı olarak bunu her yönüyle karada, denizde, havada, siyasi etkinliklerinde ortaya koyan bir ülke oldu. İttifak dayanışması ruhuyla üzerimize düşeni imkanlarımız ölçüsünde yapmaya da devam edeceğiz. Bu süreci de Türkiye aynı kararlılıkla, güvenilirlikle yine sürdürüyor. Hatta bu konuda örnekliğini ortaya koyuyor. Bunu da bütün siyasi liderler olsun, komuta kademeleri olsun, bizimle paylaşıyorlar. Bunu da iftiharla gördük. Bundan dolayı da tabii memnuniyetimizi özellikle ifade etmek isterim.

Erdoğan, kitle imha silahlarının kullanımını insanlığa karşı işlenmiş bir suç olarak değerlendirdiklerini ifade etti.

"Arabuluculuk görevini Türkiye’nin yapabileceğinin en güzel örneği oldu"

Türkiye'nin savaşı sonlandırmak için başından itibaren büyük gayretler ortaya koyduğunu söyleyen Erdoğan, "Bu gayretlerimizi gerek liderler seviyesinde şahsım sürdürdü, gerekse Dışişleri Bakanımız muhataplarıyla birçok görüşme yaptı. Hatta Rusya ve Ukrayna Dışişleri Bakanlarını Antalya’da bir araya getirdi. Ardından bir Moskova ziyaretini, bir Lviv ziyaretini de gerçekleştirdi. Yine bunun dışında Milli Savunma Bakanımın muhataplarıyla yaptığı birçok görüşme oldu. Bunları devam ettiriyorlar. Tabii bütün bunlar garantörlük, bunun dışında arabuluculuk görevini Türkiye’nin yapabileceğinin en güzel örneği oldu." dedi.

"Özellikle 4 başlık üzerinde mutabakat varmış gibi bir durum söz konusu"

Rusya ile Ukrayna arasında müzakere edilen 6 başlık olduğunu kaydeden Erdoğan, bu 6 başlığın 6'sını da her iki tarafın kabullenmediğini vurguladı.

Özellikle 4 başlık üzerinde mutabakat varmış gibi bir durum söz konusu olduğunu ifade eden Erdoğan, bunlardan bir tanesinin de özellikle NATO meselesiyle ilgili olduğunu söyledi.

Erdoğan, şöyle devam etti:

"Ukrayna ilk başlarda bu konuya önemle asılıyordu ama daha sonra NATO üyeliğinden çekilebileceğini Zelenskiy ifade etmeye başladı. Bir diğer konu, özellikle Rusya’nın resmi dil olarak kabul edilmesi meselesi. Zelenskiy bunu da kabul etti. Zaten Rusça Ukrayna’nın hemen her yerinde konuşulan bir dil. Bu noktada da bir sorun yok. Bir diğer konu silahsızlanma meselesi. Tabii Ukrayna bir devlet, yani silahsızlanmayı A’dan Z’ye kabul söz konusu değil. Ama bu konu da anlaşılamaz değil. Yani orada da belli tavizlerin verilebileceğini Ukrayna tarafı ifade etti.

Dördüncü konu, ki yine Ukrayna’nın da burada bir mutabakatı var; o da bu kolektif güvenlik dedikleri mesele. Bu konuda da Ukrayna olumlu bir yaklaşım ortaya koydu. Ama tabii Ukrayna Kırım ve Donbas konularında bu kadar rahat değil. Donbas meselesinde en sonda güzel bir adım attı, bana göre akıllı bir liderlik diyebiliriz ve 'Bu konuda referanduma gitmem gerekir' dedi. Bu konuyla orayı kestiler. Şu anda böyle bir durum var. "

"Bu tavrı koymadıkları için işte bugün başımıza bunlar geldi"

Rusya 2014'te Kırım'ı işgal ettiği zaman, Türkiye'nin çok açık, net bu işgale karşı çıktığını ve o günden sonra da Putin’le yaptığı her görüşmede bu işgale karşı çıktığını hep söylediğini hatırlatan Erdoğan, o zaman batının bu işgale bugün olduğu gibi çok açık, net bir tavır koyamadığını aktardı.

Batının bu tavrı koyamadığı için bugün bunların yaşandığının altını çizen Erdoğan, "Tabii Kırım ile beraber Donbas, Donesk, Luhansk vesaire bütün bunlar Kırım’ın adeta bir çarpanı oldu. Ve biz bu konudaki tavrımızı bu şekilde ortaya koyduk. Tabii bu 6 başlığın 4’ü için şu anda Ukrayna tarafından olabilir deniyor ama diğer ikisi hakkında olumlu bir yaklaşım söz konusu değil. Şimdi benim bugün Zelenskiy ile bir görüşmem olacak. Putin ile büyük ihtimalle yine hafta sonu veya hafta başı bir görüşmem olabilir. Bu görüşmelerde de bu NATO’daki görüşmelerin kendileriyle bir müzakeresini, değerlendirmesini yapıp, bundan sonraki sürece yönelik 'Artık barış için atılacak adımın mimarı sen olmalısın' demeliyiz. 'Buna bir onurlu çıkış yap' demek suretiyle bu işi tatlıya bağlamanın yolunu aramamız lazım." dedi.

Yeni F-16 alımları ve eldekilerin modernizasyonu

F-16'larla ilgili görüşmeleri Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar'ın muhataplarıyla yürüttüğünü ve bu konuda şu an itibarıyla olumlu bir sürecin devam ettiğini söyleyen Erdoğan, uçakların modernizasyonuyla ilgili ve yeni alımlarla ilgili olumlu yaklaşımlar olduğunu belirtti.

Erdoğan, "Biden'ın bana 'Ben kongreye bu konuyla ilgili olumlu yaklaşımımı sunacağım ve konunun da takipçisi olacağım.' istikametinde ifadeleri oldu. Temenni ederim ki bu istikamette eğer netice devam ederse, noktalanırsa o zaman biz yeni alacağımız F-16’lar ve eldekilerin modernizasyonunu süratle bitirme fırsatını bulacağız." dedi.

"Deniz Kuvvetlerimiz her türlü tedbiri almış vaziyette"

Karadeniz'e döşenmiş mayınlardan bazılarının serbest kalmasıyla ilgili olarak da konuşan Erdoğan, bütün gerekli tedbirlerin alındığını söyledi.

Erdoğan, "Gerek Milli Savunma Bakanımın gerek Deniz Kuvvetleri Komutanımın ortak kanaati, bunlar böyle başıboş bir durumda değil. Ayrıca bu mayınların kendilerini kilitleme durumu söz konusu. Yani su yüzüne çıktığı anda bu mayınlar kendi kendini kilitliyor, adeta kendi kendini patlatıyor. Böyle bir özelliği de var. Bunun dışında da Deniz Kuvvetlerimiz her türlü tedbiri almış vaziyette." dedi.

"Bize her türlü teminatı veriyorlar"

Ukrayna'daki A400m uçaklarıyla ilgili hem Ukrayna hem de Rusya ile temaslarını sürdürdüklerini söyleyen Erdoğan, "Bize her türlü teminatı veriyorlar. Diyorlar ki 'Şu an itibarıyla bunu çekmeye kalkarsak, hava sahasında sıkıntılar var. Bundan dolayı böyle bir riski göze almayalım. Biz sizinle irtibat halindeyiz ve sağlıklı bir duruma girildiği anda bu uçakları sizlere göndereceğiz.'" şeklinde konuştu.

"Bu konu bizim için kapanmıştır"

S400 konusuna da değinen Erdoğan, "S400 konusunda nasıl en başta bizim için bu iş kapanmıştır dediysek, bugün de biz aynı noktadayız. Bu konu bizim için kapanmıştır. Bunlar savunma noktasında bizim kendi malımızdır, bu bitmiştir." dedi.

"Bunların bütün işi ortalığı karıştırmak"

Wall Street Journal'ın yazdığına karşı İletişim Başkanı Fahrettin Altun'un gerekli cevabı bütün hassasiyetiyle verdiğini hatırlatan Erdoğan, "O cevap onlara yeter de artar bile. Daha fazlasına da bu konuda gerek yok. Çünkü bunların bütün işi ortalığı karıştırmak. 'Buradan acaba Türkiye’ye nasıl bir darbe vururuz da onu sıkıntıya sokarız' böyle bir gayretin içindeler. Anında müdahale ederiz, sonuç alamazlar." diye konuştu.

"Rusya'dan ayrılan markalara kapımız açıktır"

Erdoğan, diğer boyutta, sadece Amerikan şirketleri değil, dünyanın birçok markasının Rusya'dan ayrıldığını, çıktığını ifade ederek, "Bunlardan ülkemize gelenlere tabii ki kapımız açıktır, buyursunlar gelsinler deriz. Bunun dışında yine belli sermaye gruplarından ülkemize gelip bizde imkanlarını park etmek isteyenler olursa onlar için de tabii ki kapımızı kapalı tutmayız. Buna da kapımız açıktır." dedi.

"Rusya ile olan ilişkilerimizi bir kenara koymamız mümkün değil"

Yaptırımlar noktasında da BM'nin belli çizgilerini değerlendirebileceklerini ama Rusya ile olan ilişkileri de bir kenara koymalarının mümkün olmadığını dile getiren Erdoğan, şunları söyledi:

"Bunu ben çok önce de açıkladım biliyorsunuz. Zira bugün sadece doğal gaz düşünüldüğünde, kullandığımız doğal gazın yaklaşık yarısını biz Rusya’dan alıyoruz. Bunun yanında Akkuyu Nükleer Enerji Santralimizi bugün Rusya ile yapıyoruz. Biz bunu da bir kenara koyamayız. Ben bunu bugün Macron’a da söylediğimde 'haklısın' diyor. Yani orada yapılacak herhangi bir şey söz konusu değil. Bu konudaki hassasiyetimizi korumak durumundayız. Birincisi ben halkımı karda kışta soğukta bırakamam. İkincisi sanayimizi tamamen sıfırlayamam. Bunları korumak durumundayız. Biz devletiz, 85 milyon nüfusumuz var. Üzerimize düşen her türlü görevi de yaparız, yapıyoruz. Şu anda Ukraynalılar için 56 civarında insani yardım tırını biz bölgeye gönderdik. Bunların içerisinde gıdası var, giyeceği var, ilacı var. Bunlar hala artarak da devam ediyor."

"Macron şu anda NATO içerisinde en aktif rolü oynayan liderlerden bir tanesi"

Fransa Cumhurbaşkanı Macron'un daha önceki "NATO'nun beyin ölümü gerçekleşti" ifadelerini hatırlatan Erdoğan, "Demek ki NATO’nun beyin ölümü gerçekleşmemiş. Böyle bir şey de söz konusu değilmiş. O çok talihsiz bir açıklamaydı. Bu talihsiz açıklamanın ardından da Macron şu anda NATO içerisinde en aktif rolü oynayan liderlerden bir tanesi durumunda. Epey gayretli. Gerek Ukrayna gerek Rusya gerek diğer ülkelerle olan görüşmelerde Macron’u çok aktif görüyorum." dedi.

"Seçim sonrası bu yeni süreci güçlü bir şekilde başlatırız diye düşünüyorum"

Diğer ülkelerin Macron'a bakışının da değişmiş vaziyette olduğunu kaydeden Erdoğan, şöyle devam etti:

"Bütün bunlarla birlikte de Türkiye-Fransa arasında attığımız bazı adımlar vardı. O adımları, Türkiye-Fransa ilişkilerini yeniden ele almak ve hatta Türkiye-Fransa-İtalya olarak üçlü attığımız adımları yeniden hayata geçirmek için çalışmalarımızı sürdürmeyi karar altına aldık. Temennim odur ki inşallah seçim sonrası bu yeni süreci güçlü bir şekilde başlatırız diye düşünüyorum." diye konuştu.

"Biden ile bu zirvede ayaküstü bir hal hatır sorduk"

Biden ile zirvede ayaküstü bir hal hatır sorduklarını ifade eden Erdoğan, "Önümüzdeki süreçte kendisiyle telefon diplomasisiyle bazı konuları ele alma fırsatımız olacak. Ama tabi burada Milli Savunma Bakanım muhatabıyla bu F-16’lar konusunu görüştü." şeklinde konuştu.

Erdoğan, STAMP-T füzesi ile ilgili Macron ve Draghi ile görüştüklerini, Draghi'nin de kendisinden sonra Macron ile yaptığı görüşmede bu konuyu açtığını söyledi.

"Bu konuda herkes ateşkesin bir an önce olması hususunu gündeme getiriyor"

Liderlerin büyük çoğunluğunun Rusya-Ukrayna arasındaki tansiyonun düşürülmesinden yana olduğunu ifade eden Erdoğan, "Çünkü ortada son devrin en büyük felaketi yaşanıyor. Binlerce çocuk, kadın, sivil maalesef öldürülüyor. Bütün bunları görüp de hala 'vurun gitsin' demek mümkün değil. İşin maddi boyutuna baktığımız zaman o da ayrı bir felaket. Şimdi bütün bu gelişmeler karşısında en kısa yoldan burada ateşkes nasıl olur, bunun hesabı, gayreti içindeler. Bu konuda herkes ateşkesin bir an önce olması hususunu gündeme getiriyor. Temennim odur ki burada hep birlikte yapacağımız bir dayanışmayla bunu sağlayalım, bunu başaralım. Eğer bunu başarabilirsek gerçekten insanlığa en büyük hizmeti yapmış oluruz." dedi.

"Gelen ülkelerle bölgeye dair sorunları da masaya yatırıyoruz"

Liderlerin son dönemde arka arkaya Türkiye'ye gelmesi konusuna da değinen Erdoğan, ziyaretlerin ağırlıklı olarak Rusya-Ukrayna ana başlığını teşkil ettiğini söyledi.

Bu ziyaretlerle birlikte ikili ilişkileri de masaya yatırma fırsatlarının olduğunu da vurgulayan Erdoğan, gelen ülkelerle bölgeye dair sorunları da masaya yatırdıklarını anlattı.

Erdoğan, şöyle devam etti:

"Mesela Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev kardeşimin günübirlik ziyaretinde ana başlığımız Rusya ve Ukrayna oldu. Kendisi de Rusya’yı en iyi tanıyan liderlerden biri. Sayın Putin ile olan ilişkileri malum. Bu savaşı da en iyi analiz edenlerden biri. Bunları kendisiyle çok açık, net konuşma fırsatımız oldu. Polonya Cumhurbaşkanı Duda da burada hakikaten takdire şayan birisi. Polonya bölgede 2 milyon civarında mülteciye ev sahipliği yapıyor. Diğer taraftan şu anda Ukrayna’dan sonra Rusya’nın hedefinde olabileceğini düşünüyor. Onun için de tabii kendine göre bütün tedbirlerini alıyor, almak durumunda.

Örneğin bugün, Biden Polonya’ya gidiyor. Tabii Ukrayna bir NATO ülkesi değil ama Polonya aynı zamanda bir NATO ülkesi. Polonya’nın bizimle olan diyalogları da ileri derecede. Bu özelliği de var. Dolayısıyla onunla olan münasebetlerimizde öncelikli Rusya-Ukrayna olayı var ama bunun yanında da tabii Polonya ile ilgili savunma sanayiine yönelik ilişkilerimizi, ekonomik alandaki ilişkilerimizi görüşme fırsatımız oldu."

Miçotakis'in ziyareti

Yunanistan'ın ziyaretinde, Yunanistan-Türkiye ilişkilerindeki malum sıkıntıların ortadan kaldırılmasına yönelik ne gibi adımlar atabileceklerini görüşme imkanları olduğunu aktaran Erdoğan, "Bundan sonraki süreçte aracılarla değil biz direkt olarak kendimiz görüşmelerimizi yapalım, özel temsilcilerimiz vasıtasıyla görüşmelerimizi yapalım, böyle sürdürelim diyoruz." ifadelerini kullandı.

Erdoğan, diğer gelen liderlerle de iki ülke narasındaki ilişkileri ele aldıklarını ama öne çıkanın yine Rusya-Ukrayna konusu olduğunu söyledi.

"Türkiye-İsrail ilişkilerinde yeni bir süreci başlatma durumumuz olabilir"

En önemli ziyaretlerden bir tanesinin de İsrail Cumhurbaşkanı Herzog'un ziyareti olduğunu vurgulayan Erdoğan, şunları söyledi:

"Bu süreçte İsrail Başbakanı Benet’in de gelme durumu söz konusu. Onun da gelişiyle birlikte Türkiye-İsrail ilişkilerinde yeni bir süreci başlatma durumumuz olabilir. Bunun Filistin meselesine de olumlu yansımaları olacağına inanıyoruz. Burada tabii daha çok Doğu Akdeniz ile ilgili birlikte neler yapabiliriz konusu var. İkili ilişkilerde birlikte atabileceğimiz en önemli adımlardan bir tanesi olarak öyle zannediyorum ki burada yine doğal gaz konusu öne çıkabilir. Bunların değerlendirmeleri için önce Dışişleri Bakanımı, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanımı, taraflar tarih belirledikten sonra İsrail’e göndereceğiz. Bu görüşmeleri Dışişleri Bakanımızın, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanımızın İsrail’de yapacakları çalışmayla başlatmış olacağız."

"Enerjide çok daha farklı alanlar açılacak"

Erdoğan, "Türkiye’nin dünyada bir enerji sıkıntısı yaşanırken, liderlerin Türkiye’ye ziyaretleri, bunların hepsini bir araya getirecek olursak, Türkiye’nin enerji hub’ı olma hedefi vardı, bu hedefte mesafenin azaldığını söyleyebilir miyiz?" sorusuna şu şekilde yanıt verdi:

"İnşallah bu önümüze yeni kapılar açacak. Şu anda açıklamayacağım. İnşallah bu yaptığımız görüşmelerle birlikte önümüze enerjide çok daha farklı alanlar açılacak ve bunu duyduğunuzda 'Bu da nereden çıktı' diyeceksiniz. Bu görüşmelerden inşallah şöyle dört dörtlük bir sonuç çıkacak. İlk görüşmeleri yaptık, inşallah arkadaşlarımız da görüşmeleri devam ettirecekler, bu görüşmelerin devamında da biz bunun açıklamasını yapacağız."

"Biz bütün bunları süratle aşabilecek kabiliyetteyiz, güçteyiz"

Gıda güvenliği konusunda her türlü tedbiri aldıklarını söyleyen Erdoğan, şunları söyledi:

"Bugün dünyada gıda güvenliği noktasında sıkıntının yaşanmadığı bir ülke var mı? Her ülkede az veya çok bir sıkıntı var. Biz de bu noktada kısmen bu tür sıkıntıları yaşıyoruz ama bütün tedbirlerimizi alıyoruz. Diyelim ki kırmızı ette mi sıkıntı var, ona göre adımlarımızı atıyoruz ve hemen süratle mekanizmalarımızı çalıştırıyoruz. Öbür tarafta diyelim ki şeker yok dediler.

Bir de baktık ki birçok yerde stoklar, depolar dolu. Denetimlerle tepelerine binince hemen şekerler ortaya çıktı. Ayçiçek yağı dediler. Onda da yine Azak Denizi’ndeki 5 tane gemimiz geldi, böylece bir anda o iş çözülmüş oldu. Hububatta da benzer durumlar söz konusu oldu. Rusya ve Ukrayna’daki ciddi miktarda hububat, bakliyat yüklü gemilerimiz geldiler, geliyorlar.

Türkiye, bu sektörlerde Allah’ın izniyle sıkıntı yaşamaz. Türkiye bunları aşmaya muktedir, güçlü bir ülke. Ancak Türkiye’de muhalefetin siyasi ahlakı iflas etmiş durumda. Sıkıntı burada. Muhalefetteki siyasi ahlakın iflas edişi ancak işte bu tür dedikoduları, bu tür manipülasyonları ortaya çıkarıyor ve bu manipülasyonlardan da benim vatandaşım ister istemez rahatsız oluyor.

Biz bütün bunları süratle aşabilecek kabiliyetteyiz, güçteyiz, bundan hiç kimsenin endişesi olmasın. Şu an itibarıyla da önümüzde Ramazan var. Ramazan ile birlikte inşallah vatandaşlarımıza en ufak bir sıkıntı, en ufak bir endişe yaşatmayacağız ve huzurlu bir Ramazan’ı halkımızla birlikte yaşayacağız."

 "'Dünya Türkiye’ye sırtını dönüyor' demek akılla, mantıkla izah edilecek bir şey değil"

Erdoğan, "CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun, grup toplantısındaki "Geçmişte Türkiye sözü dinlenen bir ülkeydi ama şu anda Türkiye deyince sırtlarını dönüyorlar." sözlerini de değerlendirdi.

"Arka arkaya bütün devlet başkanları, hükümet başkanları ülkemize geliyorken, bunun yanında bizimle yoğun bir telefon diplomasisi yürütüyorken nasıl herkes sırtını dönmüş oluyor?" diye soran Erdoğan, "Sadece Mart ayında liderlerle 40’ın üzerinde yüz yüze görüşmem ya da telefon temasım oldu." dedi.

Erdoğan, şöyle devam etti:

"Rusya Devlet Başkanı Putin ve Ukrayna Devlet Başkanı Zelenskiy ile sürekli telefon görüşmeleri yapıyoruz. ABD Başkanı Biden ile de telefonla görüştük. Yine bu ay Azerbaycan Cumhurbaşkanı kardeşim Aliyev’i, İsrail Cumhurbaşkanı Herzog’u, Yunanistan Başbakanı Miçotakis’i, Almanya Şansölyesi Scholz’u, Polonya Cumhurbaşkanı Duda’yı, Güney Kore Başbakanı Kim Boo-Kyum’u, Hollanda Başbakanı Rutte’yi, Kosova Cumhurbaşkanı Osmani-Sadriu’yu ülkemizde misafir ettik. BM Genel Sekreteri Guterres, NATO Genel Sekreteri Stoltenberg, AB Komisyonu Başkanı Leyen ve AB Konseyi Başkanı Michel’in yanı sıra Fransa, Avusturya, Moldova, Sırbistan, Litvanya, Belarus, Azerbaycan, Türkmenistan, Özbekistan cumhurbaşkanları ile Hollanda, İngiltere, Kanada Başbakanlarıyla ayrıca telefon görüşmelerimiz de oldu.

Antalya’da da NATO Genel Sekreteri Stoltenberg, Arnavutluk Başbakanı Rama, Kazakistan Kurucu Cumhurbaşkanı Nazarbayev, Slovenya Cumhurbaşkanı Pahor, Bosna Hersek Başkanlık Konseyi üyeleri Caferoviç ve Dodik, Bulgaristan Başbakanı Petkov, Gine Bissau Cumhurbaşkanı Embalo, Irak Bölgesel Yönetimi Başbakanı Barzani, Nijer Cumhurbaşkanı Bazum, Sierra Leone Cumhurbaşkanı Bio, Liberya Cumhurbaşkanı Weah ile görüştük.

Bu NATO Zirvesinde de yine Fransa Cumhurbaşkanı, İtalya, Estonya, İspanya ve Birleşik Krallık Başbakanlarıyla ikili görüşmeler yaptım. Tüm bu görüşmeler bu ay içerisinde oldu. Her biri de ülkemizin barış için yürüttüğü diplomasi çabalarını takdir ettiklerini özellikle belirtiyor. Şimdi kalkıp da 'Dünya Türkiye’ye sırtını dönüyor' demek akılla, mantıkla izah edilecek bir şey değil."

"Turist çekme noktasında inanıyorum ki çok ciddi sıkıntılar yaşamayacağız"

Turizm konusuna da değinen Erdoğan, böyle bir dönemde turizmde bir patlama veya ciddi bir yükselişin çok iddialı bir ifade olacağını kaydetti.

Kültür ve Turizm Bakanının bu konuda çok çok gayretle ülkelerle görüşmelerini sürdürdüğünü ifade eden Erdoğan, şunları söyledi:

"Aynı şekilde biz de gerek Rusya gerek Ukrayna gerek Polonya, bütün bölgelerle yine görüşmelerimizi sürdürüyoruz. Başta Putin olmak üzere onlar da turizmde biz özellikle önünü kesmeyeceğiz, teşvik edeceğiz ve Türkiye’ye vatandaşlarımızın gidişi noktasında herhangi bir engel koymayacağız dediler. Şunu da söylüyorlar; belki para konusunda Ruble, yani kendi milli paralarımızla bu işi yapalım diye bir çıkış söz konusu olabilir.

Bunu zaten biz normal zamanda Rusya’ya teklif etmiştik. Milli paramızla, yerli paramızla bunları yapalım ve Ruble ile Türk Lirası olarak bunu çalıştıralım demiştik. Şimdi de haklılığımız tam ortaya çıkıyor ve Ruble-TL ve farklı ülkelerle de bunu o ülkelerin paralarıyla yapabileceklerini söylüyorlar. Bu adımı bu şekilde atacağız.

Bunun yanında Polonya Cumhurbaşkanı Duda da 'Biz vatandaşlarımıza Türkiye’ye turizm için gitmeleri noktasında tavsiyede bulunuyoruz' dedi. Bize Ukrayna’dan 2 milyonun üzerinde, Rusya’dan 5 milyonun üzerinde turist geliyor.

Biz Türkiye olarak güvenilir bir ülke olmamız hasebiyle turist çekme noktasında inanıyorum ki çok ciddi sıkıntılar yaşamayacağız ve İngiltere’den de biz bundan sonraki süreçte daha fazla turist alma imkanını da yakalayacağız. Almanya’dan da hakeza öyle. Çalışıyoruz, çalışacağız. Almanya Şansölyesi Olaf Scholz ile iyi bir görüşmemiz oldu ve Almanya-Türkiye arasındaki diyaloglardan da bundan sonraki süreç için ümitliyim."

Yıl ortasında zam olur mu?

Asgari ücret ve emekli aylıklarında yıl ortasında bir gelişme olup olmayacağı konusunun da sorulduğu Erdoğan, "Şu anda daha üçüncü aydayız. Yıl ortasına geldiğimiz zaman zaten Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanım da önüme mevcut durumu getirir. Zaten Vedat Bey sendikalarla bugüne kadar samimi görüş alışverişinde bulunmuştur. Yapılacak görüşmeler neticesinde de yıl ortasında böyle bir değerlendirme gerektiğinde biz kesinlikle vatandaşımızdan, hele hele işçimizden böyle bir şeyi esirgemeyiz. Veren el alan elden hayırlıdır." dedi.

"Baraj konusunda da ihtilaf falan da olmayınca zaten çalışmaları bitirdik"

Seçim Kanunu değişikliğiyle ilgili muhalefetin eleştirileri ve iddialarını değerlendiren Erdoğan, sözlerini şöyle noktaladı:

"Bu Seçim Yasası’yla ilgili olarak bizler Cumhur İttifakı olarak çalışmamızı bütün samimiyetimizle ortaya koyduk. Barajı belirledik ve bu konuda da MHP Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli en ufak bir tereddüt göstermedi. Yine böyle bir uçak seyahatinde barajı açıklamıştık ve yüzde 7 demiştik. Yüzde 7 baraj teklifimizi o zaman Sayın Devlet Bey de aynen kabul edip gerekli ekibine talimat vermişti. Baraj konusu yüzde 7 olarak şu anda ilgili arkadaşlarımızın çalışmalarına girmiş oldu. Zaten üzerinde durulan konu da daha çok bu baraj meselesiydi. Baraj konusunda da ihtilaf falan da olmayınca zaten çalışmaları bitirdik. Arkadaşlarımız da gerek Hayati Bey gerek Feti Bey bu yapılan çalışmayı Meclis’e taşıdılar. Şu anda Meclis’te de Anayasa Komisyonunda kabul edildi. Fazla zaman harcamadan süratle inşallah bu yeni yasayı çıkaracağız."

Anadolu Ajansı ( AA )

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner19

banner24