Yasin Kuruçay Yalnız Değildir 

Türk toplumunun temel dinamiği olan aile yapısına büyük tehdit oluşturan ve yıllar içinde LGBT gibi sapkınlığın reklamını yapan kuruluşların boy göstermesine olanak sağlayan İstanbul Sözleşmesi’nin feshedilmesi hakkında memnuniyetini ifade eden paylaşımları sonrası rehber öğretmen Yasin Kuruçay, sözde eğitim sendikaları tarafından linç girişimine uğradı. Sendikacılıktan çok siyaset yapan ve ideolojik saplantıları ile öne çıkan Eğitim-İş ve KESK’e bağlı Eğitim-Sen’e karşı gerek toplumdan gerekse eğitim camiasından “Yasin Kuruçay”a büyük destek var. 

Yasin Kuruçay Yalnız Değildir 

Gündeme eğitim faaliyetlerinden çok devleti ver hükümeti hedef alan siyasi eylem ve söylemleri ile gelen Eğitim-İş Sendikası, bu kez İstanbul Sözleşmesi’nin iptali üzerinden yapmak istediği provakasyonla gündemde. İfade özgürlüğünü kullanan Yasin Kuruçay’ı hedef alarak savcılığa suç duyrusunda bulunan ve Milli Eğitim Müdürlüğü  önünde açıklama yapan Eğitim-İş, siyasete boğazına kadar batmışken, sadece fikrini açıklayan Yasin Hocaya laf kalabalığıyla linç girişiminde bulundu. 


UTANMAZCA KARALAMA


İstanbul Sözleşmesine karşı çıkmayı gericilik olarak tanımlayacak kadar rayından çıkan KESK’e bağlı Eğitim-Sen, her zaman olduğu gibi karalama ve iftira dilini bu olayda da ortaya koydu. Öğretmenin sosyal medyada görüşünü açıklamasını hazmedemeyen Eğitim-Sen, Nilüfer İMKB Fen Lisesi rehber öğretmeni Yasin Kuruçay ve onun üzerinden kendileri gibi düşünmeyen öğretmenlere adeta öfke kustu. 


EĞİTİM-BİR-SEN’DEN SERT TEPKİ


Eğitim-İş ve Eğitim-Sen’in hedef aldığı Yasin Kuruçay’a Eğitim Bir-Sen tam destek verdi ve sahip çıktı. Eğitim-Bir-Sen Bursa Şube Başkanı Ramazan Acar yaptığı açıklamada, “Eğitim-Bir-Sen olarak, toplumu ifsat eden, aileyi hedef alan İstanbul Sözleşmesi ile ulaşılmak istenen hedefin son derece yıkıcı olduğunu, bu sözleşmenin feshedilmesi gerektiğini birçok vesileyle defalarca açıkladık. Türkiye’nin İstanbul Sözleşmesi’nden çekilme kararından sonra konu kamuoyunda tartışılmış, her kişi ya da kurum kendi değerlendirmesine göre fikir ve kanaatini ifade etmiştir. Bu, herkesin kişisel özgürlükler bağlamında en doğal hakkıdır. İlimizde eğitimciler arasında muteber bir yeri olan, eğitimciliği takdir edilen üyemiz Yasin Kuruçay da ülkemizin İstanbul Sözleşmesi’nden çekilmesiyle ilgili kanaatini paylaşmıştır. Ne hikmetse, azgın bir ideolojinin kör temsilcileri kendilerine hak gördükleri fikir özgürlüğünü kendileri dışında hiç kimseye reva görmemektedir. Kendileri gibi düşünmeyen herkesi ötekileştirmekte, kutuplaştırmadan medet ummakta, kendi ideolojisini diğer insanlara dayatarak sosyal medya ortamında itibar suikastına girişmektedir. Millî ve manevi olan her şeye şaşı bakan, yabancı mihrakların sözcülüğüne soyunan, halkının değerlerine düşmanlık etmeyi modernlik sanan bu güruhun Yasinlerimizi harcamasına asla müsaade etmeyeceğiz, sonuna kadar hocamızın yanında duracağız.” dedi.


“İSİMSİZ BİR KAÇ ÖĞRENCİ”


İstanbul Sözleşmesi’nin iptal edilmesinden duyduğu memnuniyeti dile getiren Yasin Kuruçay’ın bir grup tarafından linç edlmeye kalkıldığını vurgulayan Acar, “Bize göre İstanbul Sözleşmesi, kadına ve aile içi şiddete karşı tedbirler içerdiği için önemli ama bunu yaparken aileyi gözetmeyen, eş cinselliğe hukuki dayanak olan; dini, geleneği, kültürü kriminalleştiren ve bunların kökünü kazıma hedefini açıkça ifade eden yönleriyle Türkiye’nin toplumsal değerleriyle çatışan bir metindir. Sözleşme, ülkelerin millî iradesine saygısız bir şekilde tam anlamıyla bir dayatma metni olarak kaleme alınmıştır. Bunun yanı sıra, Türkiye açısından, şiddetin önlenmesi konusunda hem yetersiz olması hem de toplumsal desteğe sahip olmaması nedeniyle etkisiz kalmıştır. Bu nedenlerle, İstanbul Sözleşmesi’nin Türkiye bakımından feshedilmesinin isabetli bir adım olduğunu bir defa daha ifade etmiş olalım. Kaldı ki aile yapısını bozduğu gerekçesiyle sözleşmeyi imzalamayan ve onaylamayan birçok ülke bulunmaktadır. İstanbul Sözleşmesi’nin kadına yönelik şiddetin önlenmesinde alternatifsiz ve vazgeçilemez bir anlaşma gibi gösterilmesinden ve küresel bir sorun olan şiddete karşı kendi medeniyet değerlerimizin olağan şüpheli hâle getirilmesinden anlıyoruz ki malum çevrelerin amacı üzüm yemek değildir. İstanbul Sözleşmesi’ne karşı olanların hemen kadına şiddeti onaylayanlar olarak etiketlenmesi doğal olarak bir mühendislik projesini akla getiriyor. Bir insan, hem İstanbul Sözleşmesi’ne hem de kadına şiddete karşı olamaz mı? Kadına şiddeti önlemek için farklı bir çözüm öneremez mi? Kaldı ki bu sözleşmenin yürürlükte olduğu süreler göstermiştir ki, kadına şiddet azalmamış, hatta artmıştır. İsimsiz birkaç eski öğrenci, ne hikmetse İstanbul Sözleşmesi paylaşımından hemen sonra dört beş yıl önce mezun oldukları okuldaki rehber öğretmenin kendilerine yaptıkları psikolojik şiddet(!)i hatırlamışlardır. Üstelik maruz kaldıklarını ifade ettikleri psikolojik şiddete rahmet okutacak alasını kendileri yaparak. İstanbul Sözleşmesi’nin feshedilmesi hakkında memnuniyetini ifade eden paylaşımları sonrası Yasin Kuruçay Hocamız, bir grup tarafından örgütlü linç kampanyasına tabi tutulmuştur. İfade özgürlüğü kapsamında, başkalarına hakaret etmeden düşüncelerini paylaşan Yasin Hocamıza saldıranlar; İslam, Müslümanlar ve Eğitim-Bir-Sen söz konusu olduğunda her türlü pespayeliği sergileyenler, kara çalanlar, iftira atanlar şunu bilmelidir ki, sosyal medyada başlatılan itibarsızlaştırma kampanyasına sessiz kalmayacağız. Asılsız iddialarla hedef gösterilerek yapılmak istenen linç girişimine izin vermeyeceğiz. Yasin Kuruçay yalnız değildir. Hocamızın yanındayız. ‘Hepimiz Yasin Kuruçay’ız” ifadelerini kullandı.


Alpaslan YILDIZ

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner19

banner24