Halkın sahiplenmediği kavga;  Ergenekon Erdoğan kapışması

İlker Başbuğ’un Fetö’nün siyasi ayağı Ak Parti’dir anlamına gelen çıkışından sonra başlayan, Erdoğan’ın “bu iş boru göstermeye benzemez” resti ve Ak Partili milletvekillerinin suç duyuruları ile devam eden kavga her geçen gün büyüyor. Ancak öncekilerden bir farkı var bu kavganın, bu defa halk bu itiş kakışı sahiplenmiyor. Çünkü halk artık biliyor ve görüyor ki; kavganın galibi kim olursa olsun sonuçta o galibiyetten aldığı cesaretle üzerine gelip kendisini daha fazla ezecek. O nedenle ne Ergenekon’un ne de Erdoğan’ın kadim taraftarları bu kavgayı sahiplen(e)miyor.
Erdoğan, iktidarını 12 Eylüllerden 28 Şubatlardan soğuyan bıkan halkın teveccühüne borçlu. Askeri vesayetle samimi ve sahici mücadele ettiği dönemlerde halk desteğini sürekli arkasında gördü. Ancak 15 Temmuz darbe girişiminin travması ile bir önceki dönem yok etmeye çalıştığı Ergenekon vesayetiyle işbirliği yapmaya kendini mecbur hissetti. FETÖ ile etkili bir şekilde mücadele edebilmenin en kestirme yolunun Ergenekon’la işbirliğinden geçtiğini düşündü, ya da düşünmeye bile vakti kalmadan gayrı ihtiyari denize düşen misali bu yapıya sarıldı. Bugünkü darbeyi dünkü darbeci ile savuşturmaya kalktı, yanlış yaptı. Bugün o yanlışla yüzleşiyor. 
O yanlış tercihin sonuçları sadece Erdoğan’ı değil, halkı da tehdit ediyor, bu itiş kakış arasında Amerika’nın en önemli düşünce kuruluşlarından RAND Corporation yayınladığı raporda Türkiye’de ciddi ciddi bir darbe ihtimalinden bahsediyor. İçeride darbenin dahi konuşulduğu böylesine soğuk bir iklime girilmişken dışarıda da vaziyet hiç iyi değil. Suriye’de savaşın eşiğine gelmiş, Akdeniz’de çıkar kavgalarının arasına sıkışmış, Amerika yağmurundan kaçarken Rusya dolusuna tutulmuş bir ülke durumunda şu anda Türkiye.
Böyle bir ülkenin vatandaşı olarak nasıl Erdoğan Ergenekon kavgasına destek verebilirsiniz? Hangi tarafta yer alabilir, ya da nasıl seyirci kalıp yesinler birbirini diyebilirsiniz? Öyle bir kavga ki bu, ne içinde olabilirsiniz ne de dışında. İçinde yer alıp benim vesayetim senin vesayetinden iyidir, benimki seninkini döver diyemezsiniz. Dışında da kalamazsınız, çünkü kavga tam tepenizde oluyor, sonuçta ülke zarar görüyor. Ne yapmalı o zaman?
Gördüğüm kadarıyla halk bıkkın ve şaşkın, ne yapacağını bilemiyor, yeni bir hamle yapıp ayağa kalkmaya ciddi bir gayreti yok. Yangın evinde oturmuş bir yandan ısınıyor, bir yandan da “dünkü vesayet bugünküne karşı” adlı bayat filmi izliyor.
Oysa ne bugün ne de yarınlarda artık hiçbir vesayete ihtiyacımız yok, otoriter yönetimlerden ve yönetim zafiyetlerinden çok çekmiş bu ülke halkı artık demokratik, adil, insan haklarına, emeğe, üretime dayalı bir düzeni hak ediyor. Bu kavganın tek hayrı belki de artık baygınlık ve bıkkınlık veren güçler savaşından halkı uyandırması olacak. Allah nelere kadir, diler ve isterse üç yüz yıl uyuyan Ashabı Kehfi bile uyandırır.
  
 

YORUM EKLE
YORUMLAR
Halil Çalışkan
Halil Çalışkan - 8 ay Önce

Makale çok farklı açılardan birçok başlık içeriyor sanırım şuda bir gerçek artık hiçbişey eskisi gibi olmayacak TÜRK tarihinin en büyük ihanet darbe işgal girişiminde MILLETIMIZ test edilmiştir deccalın çocukları boş durmayacak bizde.kyamete kadar gider bu HÂK batıl davası

banner19