Harfle dili ayıramayan dangalaklar!

Bu ülkede bir kısım solak ve Kemalist boş kaldıkça Osmanlı’ya sövmeyi, dindarlara saldırmayı kendilerine görev kabul ediyor.

Onlardan biri de bu alfabe değişimiyle ilgili mevzu. Önceki gün Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, bu kesimin yalanlarına ve iftiralarına yanıt verdi.

Meselemiz harf devrimi. Arap alfabesi değiştirilerek yerine Latin alfabesi getirildi ve bir den cahil toplum ordinaryüs seviyesine ulaştı bu aklı evvellere göre.

Okuma yazma oranının düşük olmasının nedeni de zaten Arap alfabesiydi. Latin alfabesi geldi ve birden aydınlandık.

Sadece Osmanlı düşmanlığının gözlerini değil vicdanlarını da kör ettiğini bu mesele bile çok net açıklıyor. Osmanlıca dediğimiz dil de bildiğimiz Türkçe…

Tek farkı yazımda ve o dönem Arap alfabesi ile yazılırken harf devriminden sonra Latin alfabesiyle yazılması.

Oluşturulan algı ise sanki Arapça konuşuluyordu bu topraklarda. Sanki Arap alfabesi kullanıldığı için bambaşka bir dil kullanıyorduk. Birden Türkçe konuşmaya Türkçe yazmaya başladık.

Ne büyük bir ahmaklık…



Attılar mı mangalda toz bırakmayan bu tayfa, milletçiliği, vatanperverliği Türkçülüğü kimseye bırakmaz. Oysa neden latif alfabesi sorusuna bir cevap bunulamaz.

Osmanlı’da Arap alfabesi kullanılıyordu peki. Cumhuriyet neden Latin alfabesine geçti? Alfabe yazı yazmak için uydurulmuş şekillerden ibaret bir şey. Madem alfabe değişiyor bizim olan tarihimizde kullandığımız iki Türk alfabesinden biri neden tercih edilmedi?

Göktürk ve Uygur alfabeleri varken neden Latin alfabesi tercih edildi?

Bir tek mantıklı bir cevabı olamaz.

Konu gayet basit aslında. Cumhuriyet kurulurken hâkim grup Sebataylardı. İngiliz ve Fransız etkisi cumhuriyet kurulurken de sonrasında da oldukça etkiliydi.

Anadolu halkını yok sayan bir zihniyet Mustafa Kemal’i çevrelemişti. Onlar istedi Latin alfabesini…

Bir kez daha altını çizelim. Asıl olan dildir alfabe değil. Alfabe dili yazıya dökmek için uydurulmuş şekillerdir.

Öyle alfabe ile çağdaş ya da gerici olunmaz. Bir alfabeyi değiştirmenin de çok önemli sebepleri olmalı. Eğer derdiniz geçmiş külliyatınızı toptan ortadan kaldırmak değilse…

Bir palavra da Arap alfabesinin zorluğu…

Zor alfabe geri bırakıyorsa Japon ve Çin alfabesinden zoru yok onlar nasıl ileriye gitti.

Yok, biz Arap düşmanıyız Müslüman düşmanıyız diyemedikleri için konu dönüp dolayıp yok okuma yazma oranı düşüktü yok bilmem neydi diye tali yollardan geliyor.

Altını çizerek bir kez daha söyleyelim. Harf devrimi oldukça gereksiz hatta büyük hata bir uygulamadır. Külliyat yok edilmiş ve o külliyet hala Latin harflerine çevrilememiştir. Konu mezar taşına indirgenerek ya da okuma yazma oranına indirgenerek açıklanamaz.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın açıklamalarıyla bitirelim…

“Osmanlı’ya sürekli hakaret ve aşağılamayı siyaset tarzı haline getirmenin cehalet, gaflet ve art niyettir. Son günlerde yine birileri ağızlarına sakız ettiler Osmanlı’da okuma yazma oranı çok düşükmüş. Osmanlının kendi silah sanayi yokmuş. Osmanlı yönetimi altındaki halklara zulmedilmiş. Hepsi de yalandır iftiradır. Harf devrimiyle adeta her şeyin sıfırlandığını eklediğimizde elbette ülkemiz okuma-yazma oranının çok düşük olduğu bir dönem yaşadı ama bunun suçunu Osmanlı’ya yüklemek bir bühtandır.”

DAĞDER’de neler oluyor?

Hiç şüphesiz bu kentin en önemli sivil toplum kuruluşlarından biri DAĞDER kısa adıyla bilinen Bursa Dağ Yöresi ilçeleri Orhaneli, Keles, Büyükorhan, Harmancık ve Osmangazi'ye bağlı Dağ köyleri Yardımlaşma ve Kültür Derneği’dir.

Uzun yıllar bu kente damgasını vurmuş etkili olmuş ve olması gereken de bir kuruluştur. Temsil ettiği kesimler Bursa kültürünü, Bursa’yı temsil eder. Önemli isimlerin yetişip siyasete, bürokrasiye ve iş dünyasına kazandırılmasında da bu derneğin etkisi vardır.



Ancak son dönemde DAĞDER’de işlerin iyi gitmediği ortada. Dernek sürekli kan kaybederken, tartışmalar ve iddiaların da ardı arkası kesilmiyor. Bir dönem Bursa’nın en etkili kuruluşlarından biri olan DAĞDER şimdi kısır çekişmelerin ve iddiaların ortasında günden güne eriyor.

Dün sosyal medya hesabından bir paylaşım yapan gazeteci Ömer Aydın, yaşananlarla ilgili tüyolar verdi.

Bu saygın kuruma zarar vermeyin başlığı ile yayımlanan paylaşımda ortaya konulan iddialar ve imalar gerçekten yenilir yutulur cinsten değil.

Bakın ne diyor Ömer Aydın;

“BU SAYGIN KURUMA ZARAR VERMEYİN❗

40 yıla yakın bir süredir Bursa ve Türkiye kamuoyunda marka bir kurum haline gelen DAĞDER'in Mevcut bazı yöneticileri ile ilgili kurumsal kimliğine ve imajına zarar veren dedikodular fısıltı olarak kamuoyunda dolaşıyor olması son derece can sıkıcı. Böylesine saygın bir kurumun olumsuz konularla gündemi işgal etmesi şahsen beni ve yöre insanını derinden üzdüğünü düşünüyorum. Şimdi eleştiri yapıyorum diye eminim birileri hemen "Yönetime giremedi" o sebeple hedef alıyor diyecektir. Lakin şahsım daha önce Sayın Mustafa Bay Yönetiminde yer almış iyisiyle kötüsüyle görev yapmış olduğumdan tekrar yönetimlerde yer almama kararı aldığımı hatırlatırken, Prof. Dr. Ali Kaya'nı seçilme sürecinde kendisine bizzat "ben yönetimde yer almak istemiyorum" diye beyanımın olduğunun bilinmesini isterim.



Şimdi gelelim 'ÇATLAK, ÇITLIK' seslere. Yöremizle hiç ilgisi olmayan lakin Bursa STK’larının önemli isimlerinden DAĞDER'de neler oluyor sorusuyla muhatap olmak yörenin bir ferdi olarak beni çok üzdüğünü, bu durumun yöremizin çatı kurumu DAĞDER'e zarar verdiğini düşünüyorum.

DAĞDER İÇİN PROJE ÜRETİN DEDİKODU DEĞİL❗

Proje üretmek yerine kaos, polemik ve kavga üreten mevcut yönetim daha ne kadar sessizliğini sürdürecek? Kaldı ki mevcut yönetimdeki bazı isimleri tenzih ederek söylüyorum vizyonsuz ve egoist isimlere bu kurumda yer olmadığını düşünüyorum.”

İddialar can sıkıcı. DAĞDER ise sahip çıkılması gereken bir kuruluş. Bugün Bursa’da Osman Mesten, İsmail Tatlıoğlu ve Erkan Aydın gibi 3 milletvekili var dağ yöresinden çıkmış. Bunların öncülüğünde DAĞDER’in toparlanarak yeniden eski gücünü elde etmesi için acilen harekete geçilmesi şart. Benim dinlediğim iddialar gerçekten çok ağır ve bunların bir araya gelinerek düzeltilmesi şart. DAĞDER’e mutlak suretle sahip çıkılmalı… Yarın çok geç olmadan bugün önlem almak gerek.

Aktaş dönemi şimdi başlıyor!

Recep Altepe’nin görevi bırakmak zorunda kalmasının ardından çok zor bir dönemde bu ağır yükü sırtına aldı Büyükşehir Belediye Başkanı Alinur Aktaş.

Büyükşehir Belediyesi ekonomik olarak çok sor durumda ve darmadağında görevi teslim aldığında. Enkaz edebiyatı yapmadan sırtladığı yükü bildiğini belirterek kollarını sıvadı.

Ne yapalım belediyenin borcu çok parası yok diye ağlanmadı. Borç ödenir hizmet gelir dedi hep. Çok önemli hedeflerde koydu.

2 yıldır görevde ve ilmek ilmek yeni süreci ördü durdu. İşleri bir yandan toparlarken bir yandan da Ankara ile sık temasla Bursa’nın ihtiyaçlarını karşılamak için tam da sloganında olduğu gibi g3eice gündüz canla başla çalıştı didindi.

Öyle ki daha kısa bir süre önce Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’la görüştüğünde Bursa’nın ihtiyaçlarını bir kez daha net bir dille anlattı. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı ikna ederek ve istediğini alarak geldi Ankara’dan. Önceki gün Bursa’yı ziyaret eden Çevre ve Şehircilik Bakanı Murta Kurum, çok önemli projelerini üstlendiklerini müjdeledi. Bu daha başlangıç. Dahaları da ardından gelecek.



Bunun sinyalini de verdi Başkan Alinur Aktaş, yeni Genel Sekreteri Ulaş Akhan’ı göreve başlama töreninde. Aktaş, “Göreceksiniz, yaptığımız her proje, tasarım ve uygulama Türkiye’de ses getirecek. Herkes Bursa Büyükşehir Belediyesi’ni örnek gösterecek” dedi.

Bundan sonraki süreç hakkında da ipuçları veren Başkan Aktaş, 3 milyonluk Bursa’nın gücüyle hareket edeceklerini, yapacakları her projenin ulusal ve uluslararası anlamda büyük etki oluşturacağını ifade etti. Hedeflerinin hizmet ve yatırımları vatandaşın ayağına çok seri bir şekilde götürmek, halkı memnun etmek olduğunu söyleyen Başkan Aktaş, “Milletin bizden beklentisi var. Göreceksiniz. Birçok uygulamamız, çalışmamız örnek olacak. Mesele, herkesin yaptığını yapmak değildir. 250 metrekarelik parklar iş değil. 30 bin nüfuslu kasaba belediyesi değiliz. Büyükşehir Belediyesiyiz. 3 milyonluk nüfusumuz var bizim. O yüzden yapacağımız yatırımlar ses getirmeli, sıradan olmamalı. Türkiye’ye örnek yatırımlara inşallah hep birlikte imza atacağız. Bu vesile ile yeni görevlendirmenin ve yapılacak çalışmaların hayırlı olmasını temenni ediyorum” diye konuştu.

Canla başla çalıştığını Bursa için gecesini gündüzüne kattığını birebir takip ettiğimiz Alinur Aktaş ve Büyükşehir Belediyesi’nin önümüzdeki dönemde Türkiye’nin parlayan yıldızı olacağını hep birlikte göreceğiz. Bursa, merkezi idarenin de desteği ile ciddi bir değişim dönüşüm ve hizmetle buluşacak. Aktaş’ın başarısız olmasını bekleyenler için de tabi bir kabus dönemine girdiğimiz muhakkak. Aktaş yürüyecek Bursa kazanacak.

YORUM EKLE

banner19

banner8