Hazırlıklı olan krize yenilmez

Bir zamanlar hepimizin diline dolanmış bir söz vardı; “Krizi fırsata çevirmek”. Şimdi de en az bu söz kadar yayılacağını düşündüğüm başka önemli bir söz var paylaşmak istediğim; “Hazırlıklı olan krize yenilmez.''


Bunu kendi düşüncem iddiam olarak değil, Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü hocamın katıldığı bir zirvede anlattıklarından özetliyorum. Krizlerin hayatımızın bir parçası olduğunu kabul etmeliyiz, bakın hocamız ne diyor: “Hayat bir zincire benzer. Krizin en güçlü yeri neresidir diye sorarsanız krizin en zayıf halkasıdır. Krizlerde o halkalardan kırılmalar olur. Ancak ön hazırlığı olanlar krizi daha sağlıklı atlatıyorlar, hızlı reaksiyon ve doğru pozisyon alanlar krizi daha rahat atlatıyorlar. Bir kriz ile bir selin farkı yok. Sel geldiği zaman bazı insanlar ‘neden geldi?’ diye yakınırlar, bazı insanlar kendilerini bırakır giderler, bazı insanlar da selde bir kütük ararlar ve ona tutunup hedeflerine öyle ilerlerler. Bu krizler de zor zamanlarda öyledir. Hayat bir zincire benzer. Krizin en güçlü yeri neresidir diye sorarsanız krizin en zayıf halkasıdır. Krizlerde o halkalardan kırılmalar olur. Aile yapısı bozuksa toplumda aileden kırılma olur, sosyal yapı bozuksa ve kültürel çatışmalar varsa oradan kırılmalar olur. Ekonomik durum kötüyse oradan kırılma gerçekleşir. Ancak ön hazırlığı olanlar krizi daha sağlıklı atlatıyorlar, hızlı reaksiyon ve doğru pozisyon alanlar krizi daha rahat atlatıyorlar.” 


Krizi başarıyla, en az zararla atlatabilmenin yolu riskleri yönetmekten geçiyor: “Kriz yönetimi ilkelerinden birisi risk yönetimidir. Riskler belirlendiğinde onları yönetebilmek gerekiyor. Eğer risk yönetimi yoksa zaten krizde her an fırtınaya yakalanılabilir. Örneğin bir kaptanın limandan çıktığı zaman risk yönetimi yapması lazım. Bir yönetimin, bir liderliğin burada gelecek muhtemel riskleri öngörüp onunla ilgili önem ve öncelik sıralaması yapması gerekir. Biz bu krizde risk yönetimimizi yaptığımız için dünyanın gidişini gördük, bu gidiş içerisinde dijitalleşmenin önemli olduğunu gördük. Üst yönetim olarak da biraz daha hazırlıklı yakalandık. Risk yönetimini görerek altyapı oluşturduğumuz için yeni duruma da hızlı uyum sağladık. Üsküdar Üniversitesi bu konuda önemli bir sınav verdi. Şu ana kadar da halen aktif olarak devam ediyoruz.”


Krizlerin tahmin edilebilirliği ve atlatılması için de alanlarına göre öngörmek ve tahmin edebilmek gerekiyor: “Bir psikiyatri profesyoneli olarak kriz yönetiminde birey, aile ve toplum açısından krizleri tahmin edilebilirlik yönünde mesleki olarak önemli bu duyarlılığımız var. Krizlerde tahmin edilebilirlik çok önemli. Problem ve patoloji ile uğraştığımız için bir kriz geliyor bize, onun öncülleri çok önceden başlamıştır. İntihar krizi geliyor, ailede boşanma kaynaklı bir kriz geliyor. Bir toplumda kültürel çalışma geliyor, mesela İngiltere’de İRA terörünü bitirmekte öncülük yapan kişi şu an Lordlar Kamarası’nda olan John Alderdice adında bir psikiyatristtir. İRA terör örgütüne karşı orada ciddi bir liderlik yaptığı için, var olan krizi çözmedeki desteklerinden dolayı kendisine Lord ünvanı verildi. Psikiyatrinin bu konuda danışmanlıkları, küresel boyutta çalışmaları var. İletişim açısından dijital dünyada yeni bir gerçeklik ortaya çıktı. Artık kriz iletişiminde değil dijital bizim hayatımızın vazgeçilmezi oldu. Endüstri 4.0 ne diyor? Dijital dönüşümün elemanları arasında nesnelerin interneti, simülasyonlar var. Diğer tarafta otonom robotlar, 3D yazıcılar var. En önemlisi big data var. Big data ne kadar güçlüyse o kadar güçlü olunabiliyor. Davos 2018'de bu açıklandı. Big datası büyük olanların dünyanın yeni hakimi oldukları söylendi. Dijital diktatörlük tartışmaları çıktı. Hatta Harari, ‘Biz özgür son nesiliz’ dedi. Bütün bunlar zorunlu dijitalleşmeyi hızlandırdı. Zaten krizlerin özelliği de bazı durumları hızlandırmasıdır. Bunu da hızlandırdı. Sadece sermaye elinde olan değil de küresel olarak herkes dijitalleşmek zorunda kaldı.” 
Yaşadığımız bu pandemi günlerini öngörmek elbette mümkün değildi ancak her firmanın, profesyonel çalışanın, aile kurumunu sağlam tutmaya çalışan bireyin zor günler öngörüsü olmalı diye düşünüyorum. Tüm çabalarımız azalan vaka sayılarının daha da düşmesi ve eski günlük hayatımıza en yakın sosyalliğimize dönebilmek. 

YORUM EKLE

banner19

banner24