Hiç Yoktan Göbeklitepe Heyecanı

Tarih yazı demektir. Bu yüzden tarih yazı ile başlamış sayılmıştır. “M.Ö. 12.000’lerde Göbeklitepe tarihin sıfır noktası” sayılabilir mi? Öyle sayılsa yazının insanlık tarihindeki önemi ortadan kalkar. Şayet olursa, bu tarihi yazısız başlatmak demek olur. İnsanlık bütün mirasına yazı ile ulaşmıştır. Aradan yazı çıkınca bu mirastan geriye kalanların sayısı oldukça azdır.


Urfa merkeze, doğu tarafında 22 km uzaklıkta, Örencik Köyü sınırları içindeki ıssız, bir dizi tepelerden birisinin adı şimdi Göbeklitepe’dir. Hafif eğimli, etrafı şimdi zeytin ağaçları ile çevrili olan, önceden çoğunlukla mercimek ekip biçtiği tarlasını 1986’da süren Mahmut Yıldız, bulduğu yontulmuş bir kaçı taşı Urfa Müzesine götürmesi ile tepenin tarihi de başlamış. Müze müdürü, getirilen taşın “önemsiz kireç taşı” olduğu iddiası ile taşların eski yerine götürülmesini istemiştir.


Taşların müzeye getirilmesinden önce tepeye civar köylerden ve Urfa merkezden çok sayıda ziyaretçi gelip dilekte bulunur, sürü sahipleri ve bazı ziyaretçiler burada kestikleri kurban etlerini ziyaretçilere dağıtırdı. Taşları müzeye getiren Mahmut Yıldız adeta cezalandırılmaya çalışılmış gibi at arabasıyla getirmiş olduğu taşları yeniden eski yerine götürmesi istenmiş ise de bu isteği yerine getirmek kolayca yapılacak bir iş değildir. Yıldız’ın taşları köye götürmek yerine çöpe atma tehdidi sonuç vermiş, sonunda taşlar müzenin bahçesinde bir yer bulabilmiştir. Sonradan Göbeklitepe şöhrete ulaşınca Mahmut Yıldız’a da “tarihin bekçisi” unvanı verilmiş. Çünkü kazı çalışmalarının başlamasından sonra, kazı alanı istimlak edilmiş Mahmut Yıldız’da bekçi olarak görevlendirilmiştir. Halkımızın binlerce yıldan beri dileyip bitiremediği dileklerinden bir kısmını da işte bu Göbeklitepe’de dilediği görülmektedir. Halen bu dileme işi turistik bir hava içinde devam etmektedir. Bu dikili taşların kendisine sunulan dileklerin hangisine ne zaman karşılık verdiğini kimse duymamış görmemiştir. Yine de dilek sahipleri akın akın gelmeye devam etmektedir.


Urfa müzesine götürülen, üzerinde kertenkele/timsah benzeri hayvan kabartmalarının olduğu iki taş orada birkaç yıl beklemiş. Ancak Alman arkeologlarından Prof. Klaus Schimidt’in  müzede bu taşları görüp, incelemeye değer bulamaları ile “Göbeklitepe’de tarih başlamıştır.” Taşın bile değerlenmesi, Almanların değerli bulması ile mümkün olmuştur. Müze görevlileri bilmedikleri taşın mahiyetini, kimseden sorup öğrenmeye bile tenezzül etmeyen bir sorumsuzluk örneği vermişlerdir. Almanlar gelinceye kadar, taşlar müze bahçesinde bir mezbele yığını gibi bekletilmiş nihayet 1993’de Göbeklitepe’de kazı çalışmaları başlatılmıştır.
Aradan geçen yirmi sekiz yıllık süre içinde bazen ödenek yokluğu bazen yetersizliği nedeniyle kazı çalışmaları da aralıklarla sürüp gitmiştir. Göbeklitepe’de kazı çalışmaları sürerken, Turizm Bakanlığının girişimleri sonunda Göbeklitepe 2011’de UNESCO tarafından “Dünya Mirası Geçici Listesi”ne alınmış, 1 Temmuz 2018’de ise Bahreyn’de toplanan BM, 42’nci Dünya Mirası Komitesi Toplantısı’nda “Dünya Mirasi Listesi”ne eklenmiştir. CB Erdoğan’ın 2019’u “Göbeklitepe Yılı” ilan etmesinden sonra ise Göbeklitepe ziyaretçileri sayısında büyük bir artış yaşanmıştır.


Varlığını, sermayesini büyütmeye adamış olan holding sahipleri de Göbeklitepe benzeri yerlere kayıtsız kalmamıştır. Doğuş Holding 2019’da Kültür ve Turizm Bakanlığı ile imzaladığı sözleşemeye bağlı olarak, Göbeklitepe kazı çalışmaları ve çevre düzenlemesi sponsorluğunu üstlenmiştir. Doğuş Holding, çalışmaların sonunda Göbeklitepe’nin bir “Kültürel İkona” olacağını açıklamıştır. Holding’in 2019’da Göbeklitepe için 20 milyon dolarlık bir katkısı olduğunu ileri sürmüştür.
İkon, Hıristiyanların kutsal saydıkları, resim, kabartma ve heykel türünden varlıklar için kullandıkları bir terimdir. İkon put demektir. Sermaye için kârın dışında bir kutsal yoktur. Ancak kâr getirecek her türlü ikon sermaye için önemlidir. Bu yüzden kâr elde etmek için eski ikonların değeri kadar, yenilerinin icat edilmesi de sermaye için önemli bir iştir.


Doğuş Holding ile Bakanlığın sözleşmesinin içeriği açıklanmış değildir. Ziyaretçilerden alınan, astronomik sayılacak fiyat ile holding yatırdığını iddia ettiği 20 milyon dolarını ne zaman tahsil etmiş olacaktır? Bu süre ne olursa olsun Doğuş Holding kendisi için ıssız bir tepede, çukura gömülü dikili aşlardan bile önemli bir gelir kaynağı oluşturmuştur.


 Tarih ve arkeoloji bakımından bu taşlar elbette önemsiz değildir. Ancak tarihin sıfır noktası, kültürel ikon gibi vurguların bilimsel bir hakikatin ifadesinden daha çok Doğuş Holdingin gelirinin artmasına katkısı büyüktür. Göbeklitepe’nin, ziyaretçilerin sunduğu dileklerin ne kadarına karşılık verdiğini kimse duymuş görmüş değildir. Her gün artan ziyaretçi sayısına bakılırsa Doğuş Holdingin “sermayem burada artsın” dileğini, dikili taşlar karşılıksız bırakmamıştır!


Kültür ve Turizm Bakanlığının varlığı ile Türk halkının ne kazandığı şüpheli ise de Göbeklitepe vb yerlerdeki uygulamaları ile sermaye çevrelerinin varlıklarına, varlık katmalarına bakanlık çapında bir katkısı olmaktadır. Böylece tarih ve arkeoloji de “kültürel ikon” oluşturma propagandası ile sermayenin kâr artışı için basit bir araç durumuna gelmiştir. Bu uygulamanın halkımız için taşıdığı bir hayrın varlığı kuşkulu olsa bile holding çevreleri için pek çok hayra kaynaklık ettiği açıktır.

YORUM EKLE
YORUMLAR
Bülent ÇİMEN
Bülent ÇİMEN - 6 gün Önce

Çok teşekkür ederim, bir başka açıdan gayet yerinde ve güzel bir çalışma ince üslup yazı olmuş tebrikler.

cuma özusan
cuma özusan - 6 gün Önce

yorum yazıyorum siliniyor. anlamadım. ben de vazgeçiyorum. selamlar.

banner19

banner24