Hojam, sınıfta Ateist var!

Sanal alemde adı ‘Ateist’, ‘Deist’ ya da ‘Agnostik’ olan sayfalar var. Bazıları on binlerce takipçiye ulaşan bu sayfaların aslında isimlerinden başka bir farkı yok birbirlerinden. Bu sayfaların tek konuları Kur’an, Hadisler, İslam, Hz. Muhammed ve Müslümanlardır. Bir arkadaşım bunların aslında ‘Turan Dursun tipi Ateist’ olduklarını, başka başka bir arkadaşım ise bunların hiçbirinin ateist olmadığını, hepsinin aslında ‘Antiteist’ olduğunu söylemişti.

Antiteizm “Seküler metinlerde organize dine veya herhangi bir ilaha olan inanca doğrudan karşıtlığı işaret ederken, teistik metinlerde bu terim belli bir tanrı veya tanrılara olan karşıtlığı işaret eder.” (Vikipedia) Başka bir tanımda da anititeizm; “Ateizmin militan, saldırgan bir versiyonu denilebilir. Yani olayı inanmamaktan çıkarıp, inançları yok etmeye yönelmek” (Ekşi sözlük)

Bahsi geçen ateist, teist ve agnostik sayfalarda Kur’an’daki bazı ayetlerin yanlış, çarpıtılmış veya bağlamından koparılmış çeviri ve tefsirleri, Çoğu Müslüman bilginler tarafından da uydurma sayılan hadisler, Hz. Muhammed’e dair yazılan siyer kitaplarından alınmış kimi menkıbeler, Yaşayan Müslümanların yaşamlarındaki çarpıklıklar, bazı Din bilginlerinin akla- mantığa ve ahlaka muğayir söz ve tutumları, Müslümanların başka din mensuplarına göre bilim ve teknolojide geri kalmışlıkları, görünürde Müslüman olan bir takım örgütlerin ve halkların bazı uygulamaları… vs konu edilerek ‘Rijid’ (saldırgan) bir ‘İslamofobik’ söylem dillendirilmektedir

Öğrencilerimden arasından, ya doğrudan bu sayfalardan okudukları/ izlediklerinden veya bu sayfaları takip edenlerden duyduklarından hareketle bu söylemleri derslere taşıyanlara her zaman rastlamaktayım. Bazen de bu söylemleri arkadaşlarından ‘Ateist damgası’ yememek için sınıf ortamına taşımaktan kaçınan öğrencilerim de olmaktadır. Ve yine başka bazıları da bu söylemlerle kafasında soru işareti oluşsa da inancını yitirme korkusu ile üzerinde durmadan geçen öğrencilerime rastlamışımdır.

Birkaç yıl önce 8. sınıf öğrencilerimden bazıları bu konuları soru olarak gündeme getirmiş ve sınıfça birkaç ders ayıracağımız şekilde konuşmamıza vesile olmuştu. O zaman şunu görmüştüm: Çocuklar, İslam dini ve O’nun Peygamberi hakkında bilinen klasik iddia ve şüpheleri gündeme getirirlerken ‘Allah yok, Din yalan’ gibi bir ‘Dogma’ya saplanmaktaydılar. Ben onlara bundan nasıl kesin olarak emin olabildiklerini soruyordum. Ve onları dinin cevaplarını dogmatik sayıp şüphe ederlerken, aslında -sanki her şeyi sonuna kadar düşünmüş, kanıtlanmış ve mutlak başka bir doğruya ulaşmış gibi bir dogmaya saplandıkları konusunda düşündürmeye çalışmıştım. Sonraki süreçlerde tanrı tasavvurlarının ‘Teizm ve ‘Ateizm’den ibaret olmadığını, ‘Panteizm’ ‘Deizm’ ‘Panenteizm’ ‘Agnostisizm’ gibi tanrı algılama biçimlerinin de mevcut olduğunu anlatmaya çalıştım.
Ayrıca İslam’a ve Hz. Muhammed’e dair dillerine doladıkları kimi bilgilerin sıhhati ve yorumu üzerine de konuşmalar / tartışmalar yapmıştık. Ve hatta sınıf ortamı içinde bu konuda münazara bile düzenlemiştik.

Daha sonradan bu tartışmalar/ sohbetler/ konuşmalarımızdan etkilenen o öğrencilerden birisi ‘ask fm’ isimli bir sohbet uygulamasında kendisine Allah ile ilgili sorulan sorulara ‘Bilemem, emin değilim, olabilir, olmayabilir’ gibi cevaplar vermiş, ‘Kimden etkilendiniz’ sorusuna da ‘Din Öğretmenimden’ cevabını vermişti. ‘Din öğretmeniniz ateist mi yani’ diye soranlara da ‘hayır, değil, ama ben ondan düşünebilmeyi, sorgulayabilmeyi öğreniyorum’ demişti. Bu durum okul yönetimine şikayet edilmişti. Ben şöyle demiştim: ‘Bu çocuklar kendilerini tam bir ateist sanıyorlardı. Aslında ben onları kulaktan duyma/ derinlemesine düşünülmemiş bilgilerden hareketle bir antiteist/ din karşıtı bir çizgide bulmuştum. Onlara düşünmeye devam etmelerinin yolunu açtım. Ve o çocuğun verdiği cevapların ateist cevaplar değil, agnostik cevaplar olduğunu, Mutlak bir inkarcılıktan bu noktaya gelmesinin benim başarım’ olduğunu söylemiştim. Bu olaydan dolayı kimi çevrelerde adımın ‘Ateist Din hocası’na çıktığını söylemeliyim. Hala hakkımda bu şekilde dedikodu yapanların olduğunu da biliyorum.
Her yıl benzer durumda birçok öğrenci ile muhatap olmaktayım. Yine de bu çocukların / gençlerin sınıf ortamı içinde dile getirdikleri konu ve soruların tüm öğrenciler tarafından konuşularak daha makul bir noktaya’ geldiğini izlemek benim açımdan inanılmaz bir deneyim olmaktadır.

 

Bir de Din konusundaki cehaletten kaynaklanan bir durum var. Dini bir konuda ‘Niçin’, ‘Ama neden’, ‘çok saçma’ gibi bir tepkiyi dillendirmek bile ‘Ateyiz misin olm/kızım, çarpılacaan valla’ tepkisiyle karşılanabilmektedir. Bu durum öğrencilerin soru sorma, sorgulama cesaretini kırmakta ve kafalardaki şüpheler öylece kalmaktadır.

Çocuklarımızın/ gençlerimizin/ öğrencilerimizin kendilerini sonuna kadar ifade edebilecekleri ortamları hazırlamamız ve sorularına ‘onlarla birlikte cevap aramamız’ en sağlam yöntemdir.

İyi bayramlar dilerim.

 

 

 
YORUM EKLE

banner19

banner8